Amerika’nın da huzuru kaçacak
Pazartesi günü son bir aydaki terör olaylarını analiz edince; PKK, FETÖ ve DAEŞ’in sırasıyla eylem yaptığını farketmiş ve eğer sırayla saldırıyorlarsa sıranın PKK’da olduğu kanaatine varmıştım. Üç gün sonra yani Perşembe günü PKK, tahminimi doğrularcasına İzmir’de bir saldırı gerçekleştirdi. Şayet öngörülerim doğruysa eylem sırası FETÖ’de demektir. Terör örgütlerinin sıraya girerek saldırması, birbirlerinden haberdar oldukları veyahut tek merkezden yönetildiklerini gösterir.
Cumhurbaşkanımız bile terörün arkasında Amerika’nın olduğunu söylüyorsa, teröristlerin ipleri Amerika’nın elindedir demektir. Bizler noktaları birleştirerek şekli bulmaya çalışırken, Cumhurbaşkanı sahadan gelen istihbarat bilgileriyle gerçeği en net biçimde öğrenebiliyor.
Şunu bilelim ki Amerika ile resmen adı konmamış bir savaşın içindeyiz. Karşımızda Amerikan askerleri yerine çoğu bu diyarlarda büyümüş, bir kalem aşısıyla Amerikan köleliğine devşirilmiş teröristler ve terör örgütleri var. 80 milyon nüfuslu Türkiye, terörle yeniden bağımlı hale getirilmeye, bu uğurda ekonomisi çökertilmeye, insanları öldürülmeye ve siyaseti işlevsiz hale getirilmeye çalışılıyor.
ABD Suriye’de kendine bir alan kapmak için terör örgütlerini desteklerken, Türkiye de aynı terör örgütlerini kendi vatandaşlarını katlettiği gerekçesiyle vuruyor. Türkiye varoluş derdinde, Amerika çıkar peşinde. Üstelik bunu Suriye’ye gönderdiği ve YPG’ye yamadığı 300 askerle yapmaya çalışıyor. ABD hem zahmet çekmeyip, hem asker göndermeyip, hem de terörü maşa olarak kullanmasına rağmen Suriye’yi Rusya’ya kaybedince, Türkiye’yi terörle cezalandırmaya başladı. ABD’yi yanında değil, karşısında bulan Türkiye, ihanete dayanamayıp Rusya’ya yanaşmak zorunda kalınca da onu terörle kırbaçlayarak Rusya’dan uzaklaştırmaya çalışıyor. 300 askerle Suriye’de devlet kurduracağını zanneden Amerika’nın ihaneti tam da bu anlattığım şekildedir.
An itibariyle Menbiç’te, bahsi geçen ABD askerlerinin gözetiminde Öcalan’ın fikirlerinin de ders olarak okutulduğu askeri bir eğitim veriliyor. Eğitimi bitirenler Rakka’da DAEŞ’le değil, terörist (!) Türkiye’nin desteklediği muhaliflerle savaşacaklarını söylüyor. Bu bilgiyi bizzat Washington Post gazetesi veriyor. Şu hale bakın ki, terörü yok etmek için gelen ABD askerleri terörün artması için teröristleri eğitiyor.
Suriye’de bunlar olurken, ABD elçiliği bir suikast sonucu öldürülen eski Başbakan Nihat Erim’in Beyaz Saray ziyaretinde çekilmiş fotoğrafıyla tehdit ediyor. Kendi tahminime göre mesaj Cumhurbaşkanına verilmekle birlikte hedefte Başbakan var. ABD elçiliği belki de Başbakana suikast düzenleyerek Cumhurbaşkanının canını acıtmak istiyor. 15 Temmuz’dan sonra 80 milyonun Erdoğan’ın şahsında vücut bulduğunu, halkla Cumhurbaşkanının birbirinin aynası olduğunu anladıklarını sanıyorum. Cumhurbaşkanına yapılacak bir saldırının tüm halka yapılmış olacağını biliyorlar. Fakat Cumhurbaşkanının acı çekmesini hususen istedikleri için Başbakanı hedefe koyarak sadizmin doruklarına ulaşmaya çalışacaklarını sanıyorum.
Belki farklı bir mesaj da veriliyor olabilir. Fakat foto üzerinden Türkiye’nin tehdit edildiği ve açıkça düşmanlık beslendiğinden şüphe yok. Aslında mesajın alındığı ve müsait bir yerlerine monte etmeleri için tekrar iade edildiğini göstermek adına elçi John Bass’a 48 saat içinde bas git denmesi gerekir ama Trump başa geçinceye kadar “i.in hatırı yoksa da sahibinin vardır” misali beklenebilir de.
Trump belli ki 20 Ocak’tan sonra Amerikan statükosuyla çetin bir kavgaya girecek. Statüko da Trump’a karşılık verip ABD’yi kaosa sürükleyebilir. Trump’ın köşeye sıkıştırılarak bir bahane ile görevinden alınacağı ihtimali her geçen gün daha da dillendiriliyor. Emperyalist Amerika ile milliyetçi Amerika’nın savaşında kazanan, Amerika’nın Türkiye gibi mağdur ettiği ülkeler olur. Çünkü terörü beslemeye fırsatları olmayacak. Bu da DAEŞ’in, FETÖ’nün, PKK’nın ve diğer ABD destekli tüm terör örgütlerinin bölgedeki devletlerce temizlenmesi demektir. Kış bahara döndüğünde terör iklimi de huzur iklimine dönebilir. Sabır ve dua edelim.







