--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Amerika karışabilir

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Amerikan seçimlerinde kendisini her ne kadar sevmesek de Trump’ın kazanmasını istedik. Biz aslında Hillary’i sevmediğimiz için Trump’ın zaferini istedik. Fetullah’ı ve PKK’yı sevmediğimiz için onu seven Obama’yı sevmemiştik. Başkan olursa Obama’nın siyasetini aynen devam ettireceğini söyleyen Hillary’i de Obama’yı sevdiği için sevmedik. Milliyetçi Trump’ı, zillete düşmüş Hillary gibi sevilmeyen birine rakip olduğu için kerhen sevdik. 

Aslında Trump’ın müesses nizam tarafından dışlanması zorumuza gitti. Nerdeyse tüm Amerikan ve Batı medyası Trump’ın üzerine gitti. Bu saldırılar aklımıza Cumhurbaşkanı Erdoğan için 90’ların sonlarında “Muhtar bile olamaz” gibi ahlaksız ve milli iradeyi tanımayan manşetleri getiriyordu. Medyanın yanı sıra, Trump’ın aristokratlar ve Hollywood ahalisince küçümsenmesini üzerimize aldık. Çünkü sanatçı kisvesiyle siyaset yapan, meydanlara çıkan, terör örgütlerine destek veren yerli cahilleri hatırlatıyordu bize. 

 Ya da eşi başörtülü Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmaması için verilen e-muhtıraları ve ulusalcıların CHP ile birlikte düzenlediği Cumhuriyet mitinglerini hatırlattığı için Trumpçı olduk. İki şer arasından ehven-i şeri tuttuğumuz, seçim sonuçları belli olduktan sonra sokağa dökülüp “He is not my President” ( O benim Cumhurbaşkanım değil) diyen Amerikalıları TV’lerde izledikten sonra anladık. Çünkü coşkun laik yazarlarımız Gül seçildikten sonra “ O (Abdullah Gül) benim Cumhurbaşkanım olmayacak” şeklinde yazılar yazıp halk iradesine meydan okumuşlardı. Askerler bile başkomutanlarına “Sayın Cumhurbaşkanım” yerine “Sayın Cumhurbaşkanı” diye hitap etmişlerdi. 

Biz Trump’ın benzer senaryolarla ve hatta tıpatıp söylemlerle mağdur edilmesini kabul edemedik ve sahiplendik. Çünkü bize Türkiye’deki kurulu düzence iktidar olmaması için önüne her türlü engel konulan halkı ve onun seçtiklerini hatırlatıyordu. Beklendiği gibi; üzerine bu kadar çok gidilmesi (tıpkı Erdoğan’ın üzerine gidilmesi gibi) ters etki yaptı ve Trump Başkan oldu. Trump’ın Başkanlığı muhtemelen kendi iç kargaşalarımızı da hatırlatacak. Şimdilik Trump aleyhtarı protestolarla başlayan gösterilerin Amerikan toplumunu daha da germesi ve ülkeyi kilitlemesi şaşırtıcı olmayacaktır. 

ABD’nin karışması bizi mutlu etmeli mi? Amerikalıların Türkiye’nin huzurundan aldığı zevk veya üzüntü kadar mutlu etmeli ya da üzmeli. Hatta başkalarına çektirdiklerini idrak etmesi ve Türkiye gibi ülkelerden elini çekmesi için istikrarsız bir Amerika’yı (ve Avrupa’yı) tercih ederiz. Çünkü iç barışı sağlamış bir Amerika bizi rahat bırakmayacak. 15 Temmuz darbesine verdikleri desteği hepimiz biliyoruz. Ülkemizdeki anarşi ortamının müsebbibi olan terör örgütlerine gözümüzün içine baka baka sahip çıktığını da biliyoruz. Amerika’nın başına bir musibet gelmeli ki akıllansın. 

Amerika akıllanır mı bilinmez ama bir musibet ufukta kendini göstermeye başladı. Trump karşıtı protestolar, medyanın Trump’a cephe alması, bürokrasinin Trump hükümetine direnmesi, CIA-FBI kavgası, ordunun iktidara tabi olmada gönülsüz davranması, Trump’ın patavatsız konuşmaları ve hak ettiği Başkanlığa layık görülmemesine karşı vereceği anormal tepkiler, Amerika’yı iç meseleleriyle boğuşan bir ülkeye çevirebilir. 

Yeni dönemdeki Amerikan dış politikası tamamen iç politikasına endeksli olup, Amerika’da huzur arttıkça dünyanın huzuru bozulacak, azaldıkça dünyanın ve de Türkiye’nin huzuru artacak. Mesela, Trump CIA’ye engel olsa, Amerika YPG’yi destekleyemeyeceğinden, güneyimizdeki terör azalır. FBI’ın önü açılsa FETÖ lideri paketlenip Türkiye’ye teslim edilir. Bunların olup olmayacağını yakında görürüz. Fakat kendini devletin asıl sahipleri olarak gören Trump karşıtlarının bizdeki Kemalistler gibi Amerikan siyasetini sabote etmeleri ve Trump’ın da onlara kendi tarzında karşılık vermesi yüksek ihtimaldir. Evet, taç giyen baş akıllanır ama o tacı hazmedemeyen muhalefet akılsızca hareketlerde bulunursa düzen bozulur. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse; Amerika’yı Trump değil, Trump muhalifleri karıştıracak. Tıpkı devletle sorunu olmayan Özal, Erbakan ve Erdoğan’ın üzerine gidilmesi gibi... Zaman bize haklı olup olmadığımızı yakında gösterir. Sabredip bekleyelim.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle