“Ak Parti Avrupa’da Darbe Yaptı”
Türkiye ve Avrupa Birliğinin (AB) mültecilerin iadesi ile ilgili görüşmeleri şayet Türk tarafının taleplerinin kabulüyle neticelenirse, iki taraf arasındaki ilişkiler bağlamında tarihi bir dönüm noktası olacaktır. Kim ne derse desin vize serbestisi, mültecilerin iadesi ve AB’nin mülteci masraflarını üstlenmesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ak Parti hükümetinin 28 Avrupa ülkesini dize getirmesi demektir. Avrupa medyasının pazarlık hakkında yazdıkları insanın ruhunu okşayan cinsten. Birisi “Ak Parti Avrupa’da darbe yaptı” diyor. Diğer birisi “Önceki hükümetlerin hayal bile edemediği vize serbestisi yakın” diyor. Başka birisi “Geçici ve yüksek bedelle liderlik Türkiye’ye veriliyor. Sultan Erdoğan AB’ye de liderlik yapıp politikalarını etkileyecek.” diyor. Yunanlı vekil çıldırıp Türklere hakaret ediyor.
Sadece Avrupalılar çıldırmıyor. Yerli muhalefet de burnundan soluyor. Erdoğan’a nasıl böyle bir taviz verilir diyorlar. Can Dündar, İtalyan Başbakana mektup gönderip arada kaynamamak için çırpınıyor. Demirtaş, “kapılar açılırsa milyonlarca Kürt mülteci Avrupa’ya girer” diye tehdit ediyor. CHP, başında Erdoğan’ın olduğu bir Türkiye’nin AB’ye alınmasını istemiyor. Yakında AB’ye girmenin Türkiye’nin zararına olacağına dair propagandalar duyarsanız şaşırmayın. Düne kadar Erdoğan’ın Türkiye’yi AB yolundan saptırdığını iddia eden kesimler Türkiye üye olmasın diye ellerinden geleni yapacaklardır. Onlar için mesele elbette ki AB üyeliği değil. Avrupa’ya vizesiz girmekten gayet memnun kalacaklardır. Çünkü onca zenginlik ve Avrupa muhibliğine rağmen sınırda üçüncü sınıf insan muamelesi görmek zorlarına gidiyor. Ne var ki kendileriyle birlikte bir Anadolu insanının da gümrükten vizesiz geçmesi, hele de bu serbestiyetin Erdoğan yoluyla kazanılması Avrupai beyinlerini kemiriyor.
Fakat ne yaparlarsa yapsınlar Erdoğan’ın ve hükümetin başarısını gölgeleyemezler. Zaten gölgeleri de daha da devleşen Erdoğan’ın heybetini kapatmaya yetmez. O Türkiye ki 50 yıldan fazla bir süredir Avrupa’nın kapısında bir dilenci gibi bekletiliyordu. Devran tersine öyle bir döndü ki, Avrupa’nın en büyük derdinin devası Türkiye’nin eline geçti. Türk hükümetiyle pazarlık yapmak istemiyorlar, hakaret ediyorlar, taviz vermek istemiyorlar ama yakın tehlikenin ne kadar yıkıcı olduğunu bildiklerinden çaresizce masaya oturuyorlar.
Hükümetin bu başarısını takdir ve tebrik etmek gerekir. Avrupa ki her yıl vizelerden 50 milyon Euro para kazanıyordu. Şayet 3+3 milyar Euro verirlerse geçmiş ve gelecek 60 yılın vize ücretlerini iade etmiş gibi olacaklar. Vizelerin kalkması ihraç mallarının yanısıra vatandaş için de bir tür gümrük birliği anlamına gelir. Bu da ihracatçının ürününü satması için önündeki en büyük engelin kalkması demektir. Birçok üretici sırf vize evrakları ve başvurunun kabul edilmeme ihtimali yüzünden Avrupa’ya ihracat yapmada gönülsüzdü. Vizeler kalkarsa Türkiye’nin ihracatının artacağı muhakkaktır.
Vize serbestisinin olumsuz yanları da olacaktır elbette. Halk belki eskisi gibi Alamancı olma hevesiyle Avrupa’ya gitmeyecektir ama yerli turistlerin çoğu Avrupa’ya tatile gidecektir. Piyasaya borç takan bir çok esnafın borcunu ödememek için Avrupa’ya kaçma ihtimali var. Avrupa başta terör suçluları olmak üzere birçok zanlı için güvenli bölge olabilir. Diğer yandan ülkesindeki zulümden kaçan veyahut Avrupa’da kendine bir gelecek kurmak isteyen göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasının imkanı kalmayacak.
Herşeye rağmen gurur duyulacak bir anlaşmanın arifesindeyiz. Avrupa, ya Türkiye’nin taleplerini kabul eder, ya da mülteci sorununa kendisi çözüm bulur. Türkiye her halükarda kazanan taraf olacaktır. Ekonomistlerin bilimsel analizleri, siyasi ve bölgesel krizlere rağmen Türkiye’nin büyümesini izah edemiyor. Şahsen ekonomik büyümeyi 3 milyon mazluma bakmanın verdiği bereket olarak görüyorum. Sınırın beri tarafında işler gayet iyi gidiyor. Diğer tarafta ne olup bittiğini öğrenmek için siz bu satırları okuduğunuz sıralarda bir aylık uğraşın sonunda aldığım vizeyle Avrupa’da olacağım. Bakalım darbe ile deviremedikleri Erdoğan’ın darbesine uğramak nasıl bir duyguymuş.







