ABD’yle nasıl mücadele etmeli?
Amerikan kongresi, bürokrasisi ve medyasının ellerinden gelse Türkiye’ye savaş ilan edeceği bir dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerika’ya giderek hakikati hepsinin yüzüne vurarak geri döndü. Öncelikle, Türkiye’nin PR’ı için böyle bir ziyaret elzemdi. Sizinle sorun yaşayanlarla iletişim içinde olmanız her zaman için faydalıdır. Ancak kongre üyelerinin hakikatlerle pek işlerinin olmaması nedeniyle hiçbir şeyin değişmeyeceğini bekleyebilirsiniz. Cumhurbaşkanı daha yurda varmadan yaptırımlardan bahsetmeleri bunun delilidir. Onları Türkiye’ye bu kadar düşman yapan sebep Türkiye’den gördükleri herhangi bir kötülük değildir. Hangisi çıkıp Türkiye’nin verdiği zararları sayabilir ki? Amerikan askeri mi öldürüldü? Amerikan ekonomisine zarar mı verildi? Amerika küçük mü düşürüldü? Başlarına taş mı düştü?
Türkiye terörle mücadele kapsamında terör örgütüyle savaşıyor. Bunu dün de yaptı, yarın da yapacak. Evet, PKK/YPG’lilerin Amerikan askerlerinin yerine öldüğü doğrudur. Ancak aynı örgüt bir taraftan da Türk askerlerini ve sivillerini öldürüyor. Yarın DEAŞ da ABD askerleri için ölmek istese kendilerine Irak veya Suriye’de toprak verilmesi mi gerekecek? Hem YPG yarın Ruslar için de ölmek isteyebilir. Amerikalılar o zaman da YPG’yi bu kadar savunurlar mı yoksa düşmanları olan Ruslar için çatışmaları nedeniyle terör listesine mi koyar?
Ne yazık ki bu gerçeği sadece Trump görebiliyor. Trump dengesiz tavırları olan biri. Türkiye için faydalı kararlar verse de çok da güvenmemeli. Ancak Trump boş bir insan da değil. Geçmişte zengin bir işadamıyken, sonra siyasete atılıp kendi partisi bile karşısında durmasına rağmen seçimleri kazandı. Burjuvadan olmasına rağmen en çok da işçilerden oy aldı. Ayrıca dünyanın en güçlü medyasına Twitter hesabı üzerinden karşı koydu. Hâlâ da peşini bırakmıyorlar ve görevden almaya çalışıyorlar.
Trump’ı diğerlerinden farklı kılan şey Amerika ile ilgili bazı gerçekleri görmesidir. Mesela Amerika’nın süper güç olmaktan çıktığını ilk söyleyen oydu. Irak, Afganistan ve Suriye’de boşa savaştıklarını söyleyen de oydu. Bu savaşlar gerçekten Amerika’ya bir şey kazandırmazken, mezkûr ülkeleri yerle bir etti. Trump diğerleri gibi sinsi olmadığı için Türkiye’nin hakkını da veriyor. Baskı görmezse Türkiye’ye uygulanacak olan ambargoları kesinlikle onaylamayacaktır.
Öte yandan; Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gayet güzel anlaşıyor. Bunun sebebi; ikisinin de müesses nizama rağmen devlet başkanı olmasıdır. Trump başkan olduğunda Erdoğan 14 yıldır devlet yönetiyordu. Ak Partinin ilk yıllarında YÖK Başkanı bile Başbakana meydan okuyabiliyordu. Bazı askerler darbe iması yaparken medyadaki akbabalar darbe için kışkırtıyorlardı. Daha sonra partisi kapatılmaya çalışıldı. Sonra Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe teşebbüsü geldi. Trump da aynı evrelerden geçiyor ve Erdoğan’ı kendine model olarak alıyor. Erdoğan Trump için bir idoldür. Onun ülkesini zorda bırakmakla bir nevi aynı kaderi paylaştığı model insana zarar vermiş olacak. Oysa insan hayranı olduğu bir insana kolay kolay zarar vermez.
Ama Trump’ın da Amerika’da gücü her şeye yetmiyor. Çoğu kongre üyesi yetkilerini adeta kiralıyor. An itibariyle çoğu Yahudi lobisine olmak üzere, Ermeni, FETÖ, PKK ve Yunan lobisine hizmet ediyor. Bildiğimiz kadarıyla Türkiye yanlısı hiçbir kongre üyesi yok. Amerika’daki bu kirli düzeni değiştiremeyiz. Onun yerine devlet ve sivil kurumlar el ele verip senatör ve temsilciler meclisi üyelerini markaja alacaklar. Evet, yanlış gruplar için yanlış kararlar alıyorlar ama onlara mevzunun ahlaki yönünü öğretmeye ne vakit var, ne de sizi dinlerler. Hiç kimse kendisini sürekli ziyaret edip odasından çıkmayan birine terörist demez. Sizin birilerini terörist ilan etmeniz onları ilgilendirmez. Onların bakışına göre; yakın terör örgütü uzak müttefik ülkeden iyidir. Durum böyleyken sadece suçlayıp susmak çözüm değildir. Susan haklı olsa da haksızdır. Haklı olan hakkını savunacak.







