ABD’li senatörlerin düşmanlığı ve FETÖ
Amerikalı senatörler James Lankford, Thom Tillis ve Jeanne Shaheen F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye satılmaması için bir tasarı hazırladılar. Zor ama eğer tasarı kabul edilirse F-35’lerin ihracatı durdurulacak. Senatörler bahane olarak Erdoğan’ın pervasız yönetimi, hukuka uymaması ve Türk stratejik kararların Amerikan çıkarlarına uymamasını öne sürüyorlar. Sosyal medya hesaplarında ise daha ağır sözlerle F-35 teknolojisinin Erdoğan’ın ellerinde olmasının riskli olduğunu iddia ettiler. Göründüğü kadarıyla en çok papaz Brunson’ın hapsedilmesi, S-400 füzelerinin alınması ve FETÖ ile mücadele zorlarına gidiyor.
Üç senatörün de FETÖ’nün bağışlarından, daha doğrusu rüşvetlerinden çokça yararlanıyor olması perde arkasında FETÖ’nün olduğunu gösteriyor. Senatörlerin FETÖ mensuplarıyla çekilmiş çok sayıda fotoğrafına internetten ulaşılabilir. FETÖ işte böyle hain bir örgüt. Şeytana ulaşabilseler himmet diye üç beş günah bağışlayıp kendi taraflarına çekerler. Gerçi her halükârda şeytanla birlikteler.
Senatörlerin Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzelerini almasını suçmuş gibi görmeleri “hem satmam hem de sattırmam” şeklinde kibir dolu bir meydan okumadır. Çünkü onlar da biliyor ki Türkiye, Patriot füzelerini alamadığı için S-400’leri aldı. Hem füzeleri bırakın, geçtiğimiz yıl tabanca bile satmadılar Türkiye’ye. Fakat Amerikalılara bugünlere gelinmesinde kendilerinden kaynaklanan sebepleri anlatmak, ormanda aslana hukuk dersi vermekten farksızdır. Çünkü hukukun gücüne değil, gücün hukukuna inanıyorlar ve adaletin tecelli etmesi halinde güçsüzün seviyesine düşeceklerini düşünüyorlar. Dolayısıyla ABD için adalet zayıflıktır.
Öte yandan; Papaz Brunson konusundaki tavırları da füze alımıyla benzerlik gösteriyor. Halkbank yöneticisi Hakan Atilla sebepsiz yere bir Amerikan hapishanesinde yatıyor. Atilla bir suçu olmamasına rağmen, ABD’li yöneticilerin Türkiye nefretinin bir mağduru olarak özgürlüğünden edilmiş durumda. Cezalandırılanın Atilla değil, Türkiye olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak söz konusu Papaz Brunson’ın hapse atılması olunca Türk hükümetini papazı rehin almakla suçluyorlar. Oysa asıl Atilla bir yıldan fazladır Amerika’da rehin tutuluyor. Belli ki ABD Türkiye’ye yeryüzünün bir orman, kendisinin de ormanın kralı aslan olduğunu hatırlatmak istiyor.
Ancak tevil götürmeyen zırvalar içinde en havada kalanı hükümetin hukukun dışına çıktığı iddiasıdır. Bir kere senatörlerin rüşvet aldığı FETÖ bu ülkede hukuku da insanları da yok etme teşebbüsünde bulundu. Fakat senatörlere sorsanız FETÖ hâlâ zararsız bir yapılanmadır. Bunun yanında Ortadoğu’da kendilerine müttefik ülkelerde “demokrasi olmasa da olur” diyen yine Amerikalılardır. YPG gibi bir terör örgütünün Suriye’ye demokrasi getirdiğini iddia edenler de kendileridir. O zaman hangi hukukun üstünlüğünden bahsediyorlar? Türk yargısınca mahkûm edilmiş bir Amerikalının serbest bırakılmasını istemek hukukun üstünlüğü müdür yoksa alçaklığı mıdır?
Bir kez daha vurgulamalı ki, bahsini yaptığımız tüm sorunların ve sorumluların arkasında FETÖ terör örgütü var. Türkiye FETÖ mensuplarının lobi faaliyetleri ve verdikleri rüşvetler yüzünden Amerika ile sorun yaşıyor. Ayrıca papaz Brunson, Zarrab davası, insan hakları tartışmaları ve elçilik çalışanlarının tutuklanması gibi olaylarda önde veya arkada hep FETÖ var. FETÖ yıkamadığı hükümetin ve ele geçiremediği ülkenin en azından huzurunu kaçırmak istiyor.
Amerika’da bir kesim FETÖ’ye destek vermekle birlikte, hakikatleri dinleyince kabul edecek bir kesim de var. Ayrıca Amerikan siyasetçilerini manipüle etmek zor değil. Sadece FETÖ’nün izlediği taktiklerle bile ilerleme sağlanabilir. Senatörler ve kongre üyelerinin FETÖ tarafından zehirlenmesini engellemek ve doğruları anlatacak çabalarda bulunulmalı. Hem devlet hem de STK’lar lobi faaliyetlerine biraz daha ilgi gösterse denge lehte değişebilir. Hatta siviller bile bireysel lobicilik faaliyetlerinde bulunabilir. Mesela yukarıda bahsi geçen üç senatörün twitter adreslerine (@SenatorLankford, @SenThomHillis ve @SenatorShaheen) makul bir dille gerçekleri anlatarak başlayabiliriz. Unutmayalım; “Susan haksızdır”.







