ABD-Türkiye Soğuk Savaşı
Türkiye uzun zamandan beridir Afrin’e yapmayı planladığı operasyonu nihayet bugünlerde yapacak.
El Bab’a çekinmeden operasyon yapan bir ülkenin Afrin’e de saldıracağını söylemesi blöf olamazdı. Şu kesin ki; son dönemde Suriye’de vuku bulan olağan dışı gelişmelerin odağında Afrin’e yapılacak operasyon var. Rusların Hmeymim üssündeki uçaklarının intihar İHA’larıyla saldırıya uğraması ve karşılığında İdlib’e yapılan bombardıman hep operasyonu durdurmak için yapılıyordu. Türkiye daha önceleri de Afrin’e saldırı hazırlığı içindeyken İdlib’e saldırılar oldu ve dikkatler mecburen Afrin’den İdlib’e çekiliyordu. Senaryonun hep aynı olması, yani her seferinde bazı sözde muhalif grupların Rus veya rejim birliklerine saldırarak onlara İdlib’i bombalatması tesadüf değildir.
Şu anda Suriye’de muhalif olarak bilinen onlarca grup var ve hepsinin belli ülkelerle bağlantıları var.
Öyle ki; Amerika’nın desteklediği gruplar CIA ve Pentagon bağlantılı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Fırat Kalkanı operasyonunda iki askerin DAEŞ tarafından kaçırılıp hunharca şehit edildiğini hatırlarsınız.
Sonradan anlaşıldı ki askerleri kaçırıp katledenler Amerika’ya bağlı bir gruptu. En son olayda, muhtemelen ABD ordusu kendine bağlı gruplara bombalı intihar droneları vererek onları Rus üssüne saldırttı.
Ruslar da intikam için İdlib’i bombaladı ve sonuç olarak Afrin operasyonu tekrar askıya alınmış oldu. Neyseki, Ruslar saldırının Türk destekli muhaliflerce yapılmadığını fark etti de ilişkiler bozulmadı.
Yoksa Rus-Türk-İran uyumu bozulacak ve bu üç ülke birbiriyle uğraşacaktı. Amerika da uzaktan kıs kıs gülecekti.
Kabul etmeliyiz ki ABD ile soğuk bir savaş içindeyiz. ABD birebir savaşmak yerine kendine bağlı örgütleri Türkiye’nin üzerine sürmek ya da başka ülkelerle karşı karşıya getirerek ülkemize haddini bildirme peşinde. Suriye’de PKK/YPG ile (İsrail’in güvenliğinin yanı sıra) bu yüzden ittifak etti ve binlerce TIR’lık silah gönderdi. Bundan sonraki aşama kendi güdümlerinde, kendi silahlarıyla korunan ve üslerinin olduğu uydu bir Kürt devleti kurmak. Nitekim ABD askerlerinden sonra siyasetçileri de konuşmaya başladılar ve Suriye’deki bir Kürt devletini (her ne kadar özerk deseler de) tanıyacaklarını belirttiler.
Aslında sözde Kürt devletinden El Bab operasyonuyla ayrıştırılan Afrin’in de dahil olma(ma)sının Amerikalılar için çok da önemi bulunmuyor. Çünkü mevcut topraklar ABD için gayet yeterli. Ancak Afrin YPG için sembol bir öneme sahip ve bölgenin ellerinden çıkmasını istemiyorlar. Dolayısıyla YPG’nin bu konuda Amerikalılar üzerinde bir baskısı var gibi görünüyor. Amerika da yeni müttefikinin hatırı için, Türkiye’yi de karşısına almayarak çeşitli entrikalarla Afrin operasyonunu engellemeye çalışıyor.
Oynanan oyunun bozulması için Türkiye’den çok Rusya’nın bir hamle yapması gerekiyor. Rusya artık biliyor ki yerdeki uçaklarını muhalifler eliyle Amerikalılar pert etti. Sebebin Türk-Rus ilişkilerini bozmak suretiyle Afrin operasyonunu engellemek olduğunu da bilmeli. Madem aynı zamanda Rusya da tokatlanıyor, bu durumda yapılacak şey Rusya’nın Afrin operasyonuna destek vermesidir.
Çünkü YPG Amerika ile ittifak ederek Rusların karşısına geçtiğinden, YPG ile iyi geçinmesinin kendisine bir faydası olmayacaktır.
Türkiye ise ABD ile bir soğuk savaş içinde olduğundan, yeni oyunlara ve taşeronlarca yapılacak olan saldırılara hazırlıklı olmalı. Daha geçen hafta 700 DAEŞ’li yerel halk maskesiyle SDG maskeli YPG’nin maskesiz hali PKK’ya katıldılar. Belki de bu kişiler Afrin’de Türk ordusuyla savaşacaklar.
Ya da DAEŞ maskesiyle saldıracaklar. Amerika artık kapı komşumuz ve Türkiye politikalarını askerler belirliyor.
Muhakkak ki hem ülkemize zarar vermeye çalışacaklar hem de izlerini belli etmeyecekler. Bu durumda Türkiye’nin uygulayacağı tek strateji var; onlar gibi soğuk savaşmalı.







