ABD çekilirken yalanlarını da götürsün
Yıllardır şikâyet ettiğimiz ABD-YPG (ya da terör) kardeşliği Trump’ın geçtiğimiz hafta verdiği talimatla bitecek mi yakında göreceğiz. Pentagon, ABD askerlerinin çekilme talimatı karşısında hem şaşkın hem de yeni yollar arıyor. En son gelen bilgilere göre ABD çok az özel kuvvet bulundurarak çekilecek. Aslında bunu Trump’ı kandırmak için yapılmış bir hamle olarak okumalı. Çünkü asker sayısı zaman içinde bir türlü yenemedikleri (!) DAEŞ saldırılarıyla tekrar artar ve böylece tekrar Suriye’ye yerleşmiş olurlar.
Trump’ın birden çekilmeye karar vermesinin sebebi Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla Amerikan askerinin yaşadığı şokun talimatını Trump verse de asıl müsebbibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Erdoğan’ı bir an için Amerika’nın başında ya da Türkiye’nin Amerika gibi bir süper güç olduğunu hayal edin. O zaman şüphesiz ki dünya farklı bir gezegen olurdu. Erdoğan’ı seversiniz ya da sevmezsiniz sizin bileceğiniz iş ama an itibariyle dünyanın en etkili lideri olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.
Suriye meselesinde bundan sonra ne olur yaşayıp göreceğiz. Ancak bugüne kadar ne olduğunu anlamak geleceğe ışık tutacaktır. ABD-YPG işbirliğinin yalanlarla nasıl meşrulaştırılmaya çalıştığını Uluslararası İlişkiler teorilerinden Post-Yapısalcılık iyi izah eder. Post-Yapısalcılar gerçeklerin söylemlerle üretildiklerini iddia ederler. Bunu anlamak için de devletlerin söylediklerini kelime kelime irdeleyip hakikati bulmaya çalışırlar. Bu teoriyi Amerikalıların söylemleri üzerinde test edebiliriz.
İlk olarak, Amerikalılar PYD ve YPG’nin PKK ile bağlantısının olmadığını iddia ederler. Oysa kaldırılmadan öncesine kadar kendi devlet kurumlarının web sitelerinde hepsinin KCK’ya bağlı olduğu yazıyordu. Dahası YPG’lilerin kendisi aralarındaki bağlantıyı kabul ediyorlar. İkincisi, SDG’nin YPG olmadığını söylerler. Ancak bizzat kendi generalleri isim değişikliği yaparak Türkleri kandırdıklarını itiraf etti. Üçüncüsü, çekilmeye karşı çıkan ABD’li generaller ve çekilme kararından dolayı istifa eden Savunma Bakanı Mattis, ABD askeri çekilirse DAEŞ’le mücadele zarar görür diyorlar. Amerika belki beş yıldır Suriye’de. Ayrıca 70 tane ülke hava desteği veriyor. Yerde ise YPG savaşıyor. DAEŞ’in böyle bir güç karşısında bir gün bile dayanacak gücü yok. Ama nedense beş yıldır bitiremediler. Güçleri DAEŞ’e yettiğine göre örgüt neden yok edilmez? Cevabı basit; demek ki yok etmek istemiyorlar. Hal böyleyken tabii ki DAEŞ var olmaya devam eder ama terör örgütünü bitirmemekle niyetlerinin kötü olduğunu ifşa ediyorlar. Beşincisi, YPG’nin DAEŞ’le en iyi mücadele eden örgüt olduğu yalanı. Binlerce tırlık silah ve hava desteğiyle başarılı olmamanın imkânı yoktur. Bu arada yukarıdaki dördüncü maddede bahsettiğimiz DAEŞ’in hâlâ aktif olduğu yalanı, YPG’nin aslında başarısız olduğunun kanıtıdır. Madem YPG başarılı, o zaman neden bunca desteğe rağmen hâlâ DAEŞ var? Altıncısı, ordu mensupları ve neo-conlar Suriye’den çıkmakla müttefikleri YPG’ye verdikleri taahhütleri yerine getirmemiş olacaklarını ve bir daha kimsenin kendileri için savaşmayacaklarını söylüyorlar. Amerikalılar bu sözlerle aslında güvenilmez olduklarını itiraf etmiş oluyorlar. Çünkü (1) kendileri için ölecek kerizler arıyorlar. (2) Bir terör örgütünü müttefik olarak seçebiliyorlar. (3) Üstelik bu örgüt NATO’dan müttefiki Türkiye ile de savaşıyor. Dolayısıyla Türkiye’ye ihanet ettiklerini ve Türklerin kendilerine güvenmemesi gerektiğini kendi ağızlarıyla söylemiş oluyorlar.
Daha bunun gibi birçok yalanlar analiz edilip gerçekler açığa çıkarılabilir. Ancak bu kadar yalan bir kişinin kötü niyetli olduğunu anlamak için yeterli. Yalanları yazarken aklıma Hz. Musa’nın asasıyla Firavun’un sihirbazlarının sihirlerini bozması geldi. Dünyanızı ne kadar çok yalanın üzerine bina ederseniz edin ve sayıca ne kadar çok olursanız olun, karşınıza doğruları söyleyen biri çıkar ve tek hamle ile yalan dünyanızı başınıza yıkar.







