--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

6’lı ego

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
6

 

6’lı masanın üyelerinden eski başbakan Ahmet Davutoğlu, muhtemel bir iktidarda her genel başkanın imza yetkisinin olacağını söyledi. Diğer bir deyişle, genel başkanlar cumhurbaşkanını kontrol edip talimatlar verecekler. Yani bir bakıma cumhurbaşkanının yetkilerini üzerlerine alacaklar. Bu durumda cumhurbaşkanı da sembolik bir makam olarak bırakılıp makama 6 tane kayyım atanmış olacak. Davutoğlu’ndan beklenmeyecek öneriler değil bunlar. Başbakanken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da onursal başkan yapıp ülkeyi “tek” başına yönetmek istemişti de başaramamıştı. Şimdi herhalde gücü yetmeyince 6+1 kişi ve hatta yabancı büyükelçiliklerle yönetmeye razı görünüyor.

Her genel başkana imza yetkisi verildiğine göre hepsi yetki olarak birbirine eşit olmuş olacak. Herhalde ya hesap bilmiyorlar ya da kendilerine büyük önem atfediyorlar. Cevabı ikinci seçenek ama önce ilk seçeneğin üzerinde duralım. Emin değilim ama eğer bir şirkette payınız yüzde 5’in altındaysa sizi yönetim kuruluna almıyorlar. Dolayısıyla kararlara katılamıyorsunuz. Çünkü o kadar sermayeniz yok. Ama 6’lı muhalefette yüzde 0,1 oyu olan bir genel başkana cumhurbaşkanından daha fazla yetki verilebiliyor. Türkiye’de yüzde 0,1 aldığınız zaman milletvekili bile olamıyorsunuz. Oyunuz o kadar az yani. Fakat muhalefetin iktidarında bir cumhurbaşkanına emir verebileceksiniz. 

Değişimler iyidir ama müspet yönde olduğu sürece. Az bir oyun bile kıymetli olduğu böyle bir dönemde sırf o oyları almak için büyük tavizler verebilirsiniz vermesine de ülkeyi yönetemezsiniz. Bir kere 6-7 başlılık yönetimde tıkanmaya neden olur. Mesela bir şirkette 6 tane genel müdür olmaz. 6 genel müdür yardımcısı olabilir ama onlar da genel müdürden üstün yetkilere sahip olamaz. Fakat bizdeki muhalefette oluyor.

Böyle bir sistemin sürdürülebilir olmayacağını sokaktaki herkes bilir. Eğer ki cumhurbaşkanını halk seçecekse -ki öyle olacak- mevzuya ideolojik bakanlar belki yine de muhalefetin adayına oy verebilir ama bu ülkenin çoğunluğu mevcudun kalmasından yana olur. Bir kere sistemdeki sakatlık bir yana, insanlar akıllarıyla dalga geçilmesine razı olmazlar. İnsanlar mevcut yönetimden daha iyisini beklerken ülkeyi darboğaza sokacak bir siyasi sisteme razı olur mu? Bu halkın o kadar cahil olduğunu düşünmek cahilliğin ta kendisidir.

Öte yandan, herkese bol keseden makam dağıtmak ülkenin değil masadakilerin kariyerlerinin öncelendiğinin delilidir. Yüzde 0,5 bile oy alamayacak bir parti liderinin sırf kendine bir makam kapmak için siyaseti tıkamaya yeltenmesi egosunun yüksekliğinden olabilir. Öyle bir ego ki kenara çekilmeyi kabullenemiyor. Küçük makamlara da razı değil. İktidardaki rakibinin seçimi yeniden kazanmasına da razı değil. Zaten en büyük hesabı yüzde 0,5 ile de olsa cumhurbaşkanını yeniden seçtirmemek. Nasıl bir kin ki ne bugüne kadar elde ettiği makamlar, ne de geçen zaman onu durduramıyor. 

Birçok defa yazdım, yine yazayım. Her -izm eninde sonunda biter ama egoizm bitmez. Egoizm her izmin içinde saklıdır ve diğer izmler üzerinden büyür. Birisi yükselmek mi istiyor, o zaman iyi bir komünist, Kemalist veya bilmem neci olacak ve sonunda hedefine ulaşacak. 6’lı masa bu tür kişiliklerden oluşuyor. Görüldüğü üzere bir araya geleceği hayal bile edilemeyen insanlar bir araya gelebiliyorlar. Eğer gerçek Kemalistlerse en az beşinin olmaması gerekiyordu. Milliyetçilerse en az beşinin olmaması gerekiyordu. Muhafazakarlarsa en az üçünün olmaması gerekiyordu. 

Fakat yine de bir araya gelebiliyorlar. Çünkü hepsi kendi ikbalinin derdinde. En azından halka hizmetten, projelerden bahsedip egolarını gizleyebilirlerdi ama o da yok. Herhalde kibirlenmek için bir sebeplerinin olması gerektiğini de bilmiyorlar. İşleri hakikaten zor.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle