--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

22. madde nerede?

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Bir araca bomba koyup bir yerlerde patlatmak teröristler için en basit saldırılardan biridir. Fark edilmemek için aracı, plakasını, içindeki teröristi veya bulundukları bölgeyi değiştirmeleri kolaydır. Maliyeti ucuzdur, anonimdir ve fakat yıkıcılığı fazladır. Tüm terör örgütlerinin kullandığı en kahpece metotlardan biridir.  CIA, bombalı araçları “teröristlerin hava kuvvetleri” olarak adlandırıyor.

Terör örgütü uzun zamandan beridir dağda kımıldayacak alan bulamıyor. Güvenlik güçlerinin amansız takibi ve insansız hava araçlarının etkin gözetimi ve gördükleri teröristlerin üzerine bomba yağdırması teröristleri yeni arayışlara yöneltti. Son olarak bombalı araçlarla saldırı yapmaya başladılar ve maalesef bu yeni taktikle şimdilik hedeflerine ulaşabiliyorlar. 

Fakat bombalı araçlara karşı ne kadar biçare olsak da güvenlik kuvvetlerimiz her şeye rağmen iyi mücadele ediyor. Aslında son iki haftadır İstanbul ve Kayseri’de gerçekleşen bombalamalara kadar şehir terörü epey minimize olmuştu. Saldırıların birden artması sadece PKK’nın değil onun işbirlikçisi FETÖ’nün de tekrar aktive olmuş olabileceğini gösteriyor. Patlamanın üç yıl önce 17 Aralık’ta hükümete düzenlenen hukuk darbesinin yıl dönümünde olması tesadüf değildir. 

Diğer yandan, Şanlıurfa’nın eski Emniyet Müdürü bizzat belirtti ki DAEŞ’in İstiklal Caddesi ve Atatürk Havalimanı’nda patlattıkları bombaların taşınmasına bizzat FETÖ üyesi jandarmalar aracı oldu. FETÖ’cüler teröristleri ve bombaları bilmelerine rağmen yakalamak yerine patlamasını beklediler. FETÖ belli ki hâlâ boş durmuyor, PKK ile işbirliği içinde, darbe yapamasa bile can acıtmaktan geri durmuyor. 

Terörist, kahpe mesleğini icra ediyor ve etmeye devam edecek. Yarın canlı ve araçlı bombaları engelleyecek bir yöntem bulunsa bile başka metotlarla saldırmaya devam edecek. Bu yüzden terörü hepten yok edecek çözümler üretmek lazım. Hemen herkesin ortak kanaati olan örgüt elebaşlarının talimat vermelerinin önüne geçilmesi belki de en önemli çözümdür. Çünkü böyle giderse elebaşları terörden emekli olacaklar. 

Diğer etkili bir çözüm de idamın geri gelmesidir. Bugün canlı bombalara talimat verenler yakalansa bile en fazla hapisle cezalandırılacaklar. Daha önceleri mağarada yaşadıkları göz önüne alındığında pek de bir ceza olmayacağı aşikârdır. Hem yeni bir darbe teşebbüsünün olmayacağının garantisi bulunmuyor ve her terör olayı darbe için zemin yapma amacı güder. Yeni bir teşebbüste (tabi bertaraf edilebilirse) halkı katledecek katiller için hapse girmek dışında başka bir ceza var mıdır? Maalesef yok. Oysa AK Parti ve MHP 21 maddelik anayasa değişikliği üzerinde uzlaşmıştı. İdamla ilgili ek bir madde olarak 22. maddenin olmayışı birçok kişide şaşkınlığa neden olmuş durumda. 

Devletten kalıcı çözümler beklerken halkın da alarmda olması gerektiğini hatırlatmamız lazım. CIA, halkın etrafını iyi gözetlemesini, gördükleri anormal kişi ve araçları bildirmesini tavsiye ediyor. Kendisini patlatacak teröristler sivil görünerek halkın içinde kamufle olmaya çalışırlar. Onları ancak halk fark edebilir.  İsrailliler ise terör örgütlerinin canlı bombalarla medyanın dikkatini çekmek istediğini belirtiyorlar. Bir bombanın halkta infial uyandırması medyanın olayı daha çok ve detaylı olarak yayınlamasıyla mümkün olur. Terör saldırıları elbette ki haber değeri taşır ama her haber aynı zamanda terör propagandasıdır. Medya bu konuda duyarlı olmalı ya da kanunlarla sorumluluk almaya zorlanmalı.

Terör olayları zayıf ülkeleri pes ettirir. Güçlü ülkeleri ise motive eder. Türkiye hiç olmadığı kadar güçlü. Bu ülke 15 Temmuz’dan sonra FETÖ, DAEŞ, PKK ve arkasındaki güçleri bünyeden sökmek için aynı anda birkaç ameliyata girdi. Ameliyatlar bitinceye kadar belki acı çekeceğiz ama terör hastalığından da ebediyen kurtulmuş olacağız. Bu da geçer. Biraz sabır…

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle