--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

200 dolara NATO askerliği

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Şu bilgiyi öğrendikten sonra NATO antipatim tekrar depreşti; ABD senatosunun 1957 tarihli bir oturumunda bir Türk askerinin kendi taraflarında savaşması halinde maliyetinin ne olacağına dair bir görüşme yapılıyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Dulles bir Amerikan askeri için yapılan aylık masraf 6000 dolar iken, Türk veya Pakistan askeri için yapılan masrafın sadece 200 dolar olduğunu söylüyor (Kaynak; @TrDisPolitika). Demek ki bizde “her Türk asker doğar” ama askerliğini Amerika için yaparmış.  

Türkiye NATO’ya girmek için çok uğraştı. İlk iki başvuru reddedilince ABD’nin gözüne girmek için Kore’ye asker gönderildi ve sonunda üçüncü başvurusu kabul edildi. O dönemin hükümetleri Sovyet tehdidini bertaraf etmek ve yönünü Batıya döndüğü için NATO üyesi oldu. O da zoraki oldu. 1959’da Avrupa Birliği’ne de başvurdu ve fakat hâlâ üye olabilmiş değil. Belki Kore Savaşı benzeri önemli bir güvenlik olayı çıkarsa AB o zaman Türkiye’yi kabul eder. Yoksa Yahudi-Hristiyan değerleri üzerine kurulmuş Batılı birliklere katılmanın mümkünatı bulunmuyor. 

Türkiye hâlâ NATO üyesi ama artık Amerika’dan askerlerin maaşını almıyor. Fakat Amerika hâlâ 200 dolara kendisi için savaşacak birilerini bulabiliyor (bkz. SDG görünümlü PKK/YPG militanları). Amerika açısından bakıldığında ucuza fedai bulmak gayet kârlı bir iş. Gerçi askeri bütçeden tasarruf ettiklerini İsrail’e veriyorlar ama olsun. Bizi ilgilendiren Türkiye’nin bundan sonra ne yapacağı. Komünist tehdit 30 yıldır yok ama hâlâ NATO üyesiyiz ve bize en yakın ülkelerden biri eski komünist bloğun lideri Rusya. Diğer yandan NATO Türkiye’yle değil Türkiye’nin düşmanlarıyla ittifak yapıyor. Hatta Türkiye’yi kendi müttefiklerine (YPG/PKK) saldırmakla suçluyorlar. Oysa bu örgüt Türkiye’yle de savaşıyor. 

Yıllarca NATO müttefiklerinin pahalı silahlarının tüketeni olan Türkiye daha yeni yeni savunma sanayisini geliştirmeye başladı. Bu kadar geç kalınmasında NATO üyeliğinin çok payı var. Halbuki yukarıda bahsi geçen Pakistan şu anda binlerce kilometre menzilli füzelere, kendi jet uçağına ve atom bombalarına sahip. Şayet Pakistan da NATO üyesi olsaydı silah sanayisinde bu kadar başarılı olmazdı. 

Acaba NATO son 10 yılda savaşın eşiğine geldiğimiz İsrail, Rusya ve Yunanistan’dan hangisine karşı bizleri korur? İsrail’e karşı kesinlikle korumaz. İsrail ki ABD’li siyasetçilerin Amerika’dan bile daha çok değer verdiği bir ülke. Bu yüzden muhtemel bir savaşta NATO’nun faydası olmayacağı gibi zararı bile olur. Yunanistan’ın AB ve Batı dünyası için özel bir önemi var. Batı medeniyetinin Yunan felsefesi üzerine kurulduğu kabul edilir. Dolayısıyla NATO’dan yine hayır gelmeyecek. Rusya Batıda pek sevilen bir ülke değil ama nükleer bir güç olduğu için kimse karşısına çıkmaya cesaret edemez. Nitekim Rus uçağı düşürüldüğünde NATO üyeleri Türkiye’yi suçlayıp savunmayacaklarını söylediler. 

İşe bakın ki Türkiye ile dostlukları da Türkiye’nin onları savunabilme ihtimalinden kaynaklanıyor. Ancak bu ülkenin canını pazarlık konusu yaptığı ittifaktan aldığı ücret “Tamam kabul ettik, sen de Batılısın” sözünden başka bir şey değil. Bizdeki sözde modernleşmeci laik kesim için böyle bir söz uğruna can bile feda edilir. Neyse ki son 15 yılda daha onurlu bir duruş sergileniyor ama yine de yetersiz kalıyor. 

“Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” anlamına NATO anlaşmasının 5. maddesi eşitler arasındaki birinci için geçerli. Türkiye’nin ABD’nin ikinci dünya savaşı ve Vietnam savaşında askere aldığı zenci ve Kızılderililerden farkı yok. Cephede askerler, evlerinde ikinci sınıf vatandaş. Bu yüzden üyeliğin yeniden muhasebesinin yapılması gerekiyor. İlle de NATO’dan çıkılsın talebinde değiliz. Ama NATO (ve AB) için bir kâr-zarar hesabı yapılsın artık. 

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle