--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

14 Mayıs’taki tehlike

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş
13

 

Musibetlerden alınan dersler, alınmaması gereken ve de geç alınan derslerdir. Depremde de, hayatla ilgili kararlarda da, siyasette de bu böyledir. Başımıza gelen her musibet bize zarar verir. Sonrasında yeniden toparlanmak zor, külfetli ve zaman alıcıdır. Önümüzdeki 14 Mayıs seçimlerinin sonuçları da bir musibete gebedir. 

Bu ülkede meşru dairede siyaset yapan ve temel haklara saygı duyan her partinin iktidar olmaya hakkı vardır. Eğer başaramazsa bir dahaki seçimlerde kaybeder ve yerine yenisi gelir. Ancak siyasete şiddet katan partiler iktidarda ya da iktidarın arkasında oldu mu iş değişir. Türkiye’nin bitmeyen, ciddi bir terör sorunu var. Terör örgütlerinin kendisi seçimlere girmeseler bile siyasi uzantıları üzerinden istediklerini elde edebiliyorlar. 

Bugün bir PKK terörü ve onun siyasi uzantısı olan HDP gerçeği var. Kürtçü ayrılıkçı hareketin mücessem iki unsuru olan söz konusu örgüt ve parti birbirinin tamamlayıcısı olarak hareket ediyorlar. Eğer ki siyasi uzantı devletle uzlaşmak, barış için görüşmek ve çatışmayı bitirmek için çabalasaydı varlığı zarardan çok fayda getirirdi. Ama öyle olmadı. HDP arada durmak yerine örgüte yaslanarak ve kendini tamamen teslim ederek siyaset yaptı. Hatta örgütün insan kaynakları şubesi gibi çalışarak örgüte eleman kazandırdı. Bazen de örgütten gelen talimatlarla sokaklarda kaos oluşturmaya çalıştı.

Yıllar içinde duruşlarında bir değişiklik olmadı. Çözüm sürecinde kendilerine barış için bir şans verildi ama onlar bölgenin kendilerine teslimini istediler. Gelen haberlere göre Millet İttifakından da aynı talepte bulunuyorlar. Korkarız ki muhalefetin ittifakı, sırf iktidara gelmek için bölgeyi teslim eder. Etmedik diyeceklerdir, polisimiz askerimiz orada diyeceklerdir ama işin aslı öyle olmayacaktır. Muhtemelen bazı şeyler görmezden gelinecektir. Mesela HDP/PKK halka baskı yaptığı zaman sessiz kalınacaktır. Ayrıca şu anda sayıları 130’larda olan yurtiçindeki terörist sayısı tekrar binlerce çıkacaktır. SİHA’lar uçurulmayacaktır. Bir sonraki iktidar temizlemek istediğinde belki de bu uğurda yüzlerce şehit verilecektir. 

Saydıklarım lüzumsuz endişeler değil. Maalesef siyasi sistem buna müsaade ediyor. Belki terörün seçimlere katılmasını engelliyor (terör örgütünün de meclise girmek gibi bir derdinin olduğunu sanmıyorum) ama aynı zihniyetteki bir partinin meclise girmesine engel olamıyor. Belki tek başına iktidar olamıyorlar ama iktidar için her şeyi verebilecek hırslı siyasi partileri oylarıyla iktidara getirerek istediklerini yaptırma güçleri var. 

Bunun için ille de bakanlık almaları gerekmiyor. Kendilerinden olanı ittifakın diğer bir partisinden aday gösterip onu bakan yaptırabilirler. Ya da diğer partinin bakanının bürokratik pozisyonları kendilerine verilebilir. Veyahut desteklerini çekmekle tehdit edip hükümete zoraki istediklerini yaptırabilirler. 

Bu kadar oyları var haklarıdır denilebilir. Ancak o kadar oy devleti yönetmek yerine devleti bölmeyi amaçlıyorsa orada dur demek lazım. Şu bir gerçek ki demokrasinin yukarıdaki sonuçları veren bir güvenlik açığı var ve ülkenin düşmanları bu açıktan istifade ediyor. Meşru bazı partiler de buna destek oluyorlar. Buna mutlaka bir çözüm bulunmalı. Seçimlerle ortaya çıkan güvenlik sorunu ya halkın basireti sayesinde terör yandaşı partinin iktidardan uzak tutulmasıyla sağlanacak, ya da kanunlar çıkarılarak bu sorun aşılmaya çalışılacak. 

Çünkü güvenlik demokrasiden de önce gelir. Güvende olmadığınız bir ortamda sistemin ne olduğunun önemi yoktur. Anarşik bir ortamda sistem zaten işlevsiz kalacak. Bu yüzden siyasetin de sarı ve kırmızı kartlarının olması gerekiyor. Meseleye temel haklar çerçevesinde bakıp tehdidi görmezden gelmek yarın öbür gün yaşam hakkını bile tehlikeye atacaktır. Bu ülke zaten yaralı. Yeni bir musibetle akıllanmaya gerek kalmamalı.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle