--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

101 hafız

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Ortadoğu’da bilhassa İsrail’in bir yılan gibi Filistin’de yuva kurmasıyla başlayan ve Amerika’nın yılanı korumak için yaptığı savaşlar ve operasyonlar milyonlarca insanın ölmesine, yaralanmasına, devlet düzenlerinin bozulmasına veya gayri resmi sömürge valiliği yapan diktatörlerin ortaya çıkmasına neden oldu ve olmaya devam ediyor. Bölgenin insanları şu anda siyasi veya ekonomik haklarından da vazgeçip en temel hakları olan yaşam haklarını savunabilmek için mücadele ediyorlar. Son 10 yılda 3 lider öldürülürken, biri şu anda günde 23 saat hücrede tutuluyor. 15 Temmuz 2016’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a aynı akıbeti yaşatmak istediler ve fakat başaramadılar. 

Umumi manzara hiç de iç açıcı değil. Ne var ki detaylara girince mevcuduna bile rahmet okutacak kadar kötü. Çünkü detayda gizlenen çok sayıda sözde Müslüman da şeytani oyunlarla dış güçlerin taşeronluğunu yapıyor. İnsi şeytanlar yüzlerini en son geçtiğimiz hafta Afganistan’da gösterdiler. Öyle bir gösteriş ki Taliban militanlarını öldürmek bahanesiyle başlattıkları hava operasyonunda 101 hafız çocuğu katlettiler. Çocuklar hafızlığı tamamlamaları nedeniyle belgelerini almak üzere toplanmışlardı. Ancak ebabillere nazire yaparcasına Afgan pilotların uçaklarından dökülen bombalar Kur’an tohumlarını dimağlarında barındıran çiçek misali çocukları yok ettiler. Bunun vebali elbette çoktur ve hesap günü geldiğinde faillerin attıkları her bomba aleyhlerinde şahitlik edecektir. 

Afgan pilotlarını Amerikalılar eğitmişti. ABD 2001 yılından beri işgal ettiği Afganistan’da hem kendi güçleriyle hem de eğittikleri Afganları kullanarak El Kaide ve Taliban’a karşı savaşıyor. El Kaide, zamanında Amerikalılar tarafından eğitilmiş Vahhabi militanların oluşturduğu bir terör örgütü. Dolayısıyla, geçen hafta ABD’nin eğittiği iki grup birbirini yok etmek isterken hafızlık eğitimi görenleri yok ettiler. 

ABD’nin ve diğer Batılı ülkelerin terörle mücadele için verdiği eğitimler Afganistan’la sınırlı değil tabi ki. Suriye’de Rusların eğittiği rejim ordusu kendi halkını öldürüyor. ABD’nin eğittiği bir kısım muhalifler sonradan DAEŞ’e katıldılar. ABD bir yandan da PKK/YPG’yi eğitiyordu. En son mezkûr iki örgüt birbirleriyle savaştı. Eğitimli YPG, DAEŞ’le savaştıktan sonra sözde bir devlet kurmaya karşılık ABD’nin çıkarlarını korumak için Suriye’nin kuzeyinden komşularını tehdit etmeye başladı. Türkiye tehdide iyi bir karşılık verdi ama akılları başlarına gelmedi ve gelmeyecek de. 

Eğitilen örgüt veya ordular iyi hizmetkar oldukları sürece özgürlük savaşçısı olarak nitelenirken, bir süre sonra terörist olarak adlandırıyorlar. İngiliz gazeteci Robert Fisk’in Usame bin Ladin’i özgürlük savaşçısı (freedom fighter) olarak övdüğü yazı hâlâ duruyor. Fisk bugünlerde Afrin’deki teröristlere aynı övgüleri yapıyor. Özgürlük savaşçısı-terörist döngüsü gelecekte kişi ve örgütler değişse de var olmaya devam edecek. 

Detayların da detaylarına inersek, çatışmaların maktullerini ve mağdurların çoğunluğunu savaşla ilgisi olmayan çocuklar, kadınlar, yaşlılar veya savaşla alakası olmayan siviller oluşturuyor. Artık savaştaki mertlikten bahsetmek zor. Eskiden ordular bir ovada karşı karşıya gelip birbirlerini yenerlerdi. Siviller çatışmanın dışında tutulurlardı. Günümüzde ise savaşçılardan çok siviller öldürülüyor. Kundaktaki bebeğe geleceğin düşmanı gözüyle bakılıp daha büyümeden katlediliyor. Bahsini yaptığımız bu detayın da detayında, ölen sivillerin de Müslüman olması çok üzücü. 

Gayrimüslim siviller de ölsün temennisinde değiliz.  Bizim şikâyetimiz Müslümanların sırtlarını başkalarına dayayarak birbirlerini öldürmesine. İsteriz ki bir Müslüman diyarda savaş çıktığında gruplar dış güçlerin oyuncağı olmasınlar. Yerli olan, diğer yerli rakibine karşı iktidar mücadelesi verir. Ancak yabancı, iki yerliyi birbirine düşürerek ikisinden de kurtulma amacı güder. Dış güçlerle işbirliği yapan, sayıca az veya güçsüz Müslüman örgütler, etnik gruplar veya ülkeler kendilerinin hep daha büyük Müslüman ülkelerce ezildiğini bahane ederek fikrimize karşı gelebilirler. Ancak bir Batı ülkesini arkasına alıp da hedefine ulaşan bir Müslüman ülke/örgüt/ırk örneği görülmemiştir. Müslüman toplumlar arasındaki barışın çözümü tartışılabilir. Ancak çözümün kendini kullandırmak olmadığı muhakkaktır. Düşmanınızın düşmanı sizin de düşmanınızsa, size de zarar vermesi sadece bir taktik ve sıra meselesidir.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle