--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

MİT Yasası ve İstihbarat Hegemonyası

Faruk Köse
Faruk Köse

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Binali Yıldırım, 21.06.2012’de, “Siber Güvenlik” konusunda yapılan çalışmaların son durumu hakkında bilgi verirken şu cümleyi kurmuştu:

“Ne oluyor, ne bitiyor, kim nereden ne film çeviriyor; bunu takip edecek kapasitede bir yapılanmaya gidiyoruz.”

Şimdi bu cümlenin üzerine Meclis’ten yeni geçen “MİT Yasası”nı ekleyin ve ortaya çıkan manzarayı siz tasvir edin.

İlaveten, bu köşede yazdığım 18.03.2013 tarihli “Dijital İstila ve Biyometrik Kölelik” başlıklı yazı ile, 23.02.2014 tarihli “MİT Yasası Neyin Yasası?” başlıklı yazıyı okuyun. Bunlardan sonra, “ne oluyor, ne bitiyor, kim nerede ne film çeviriyor”dan haberdar olan “Süper Yetkili Dokunulmaz MİT”, acaba potansiyel olarak “bu ülke insanının hangi kesimi”nin tepesinde “demoklesin kılıcı” gibi duracak ve bu manzarayı kim, niçin üretti, onu da bir değerlendirin.

MİT Kanunu’nda değişiklik öngören kanun TBMM’den geçerek yasalaştı. Tabiî Hükümet, kimsenin sözünü dikkate almadan, “konjonktürel duygusallık”la hereket ederek, “Süper Yetkili Dokunulmaz MİT”i üretti. 

Türkiye gibi “toplumun değer yargıları gözetilmeden kurulmuş bir devlet” yapısı içinde, bu tür “köklü değişiklikler”i kesinlikle “konjonktürel duygusallık”a dayalı olarak yapmamak, “akl”ı öncelemek, “hesabı” iyi yapmak, “toplumun esas unsuru”nun değer yargılarını ve geleceğini düşünerek hareket etmek lazım geliyor.

Ama Hükümet, “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u da kimseyi dinleme gereği hissetmeksizin Meclis’ten geçirdi. Böylece Hükümet’in, HSYK ve AYM deneyimlerinden çıkaracağı dersle, “MİT yasası”na dair dikkat çekilen sakıncaları hesaba katar diye düşünenler yanılmış oldular.

Neyse... Artık “dış güvenlik, terörle mücadele ve milli güvenlik”e ilişkin konularda “Süper Yetkili Dokunulmaz MİT”imiz var. Hem de, “dış istihbarat”, “milli savunma”, “terörle mücadele” ve “uluslararası suçlar”ın yanında, yazının girişinde dikkat çektiğim, “siber güvenlik” konusunda tam yetkili bir MİT... Bu yetkiyle, “ne oluyor, ne bitiyor, kim nerede ne film çeviriyor”dan haberdar olan bir MİT...

Yani yaptığın her şeyden haberi olacak, neyin var neyin yok, kayda geçilecek. “İnsan” olarak hiçbir “özel”in bulunmayacak. “Mahremiyet”in kalmayacak. Çünkü “Büyük Birader” seni sürekli izleyecek. Bunun için, “her türlü” teknik istihbarat ve insan istihbaratı usul, araç ve sistemlerini kullanmak suretiyle bilgi, belge, haber ve veri toplayıp kaydedecek, analiz edecek, bunları “gerekli kuruluşlar”a ulaştıracak.

MİT’in, dolayısıyla “MİT’i kontrol eden”in elini uzatamayacağı, burnunu sokamayacağı, nüfûz edemeyeceği hiçbir alan kalmayacak. Zira “kamu kurum ve kuruluşları”, kamu kurumu niteliğindeki “meslek kuruluşları”, tüm “bankalar”, tüm “tüzel kişiler”, hatta “tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlar”, talep etmesi halinde her türlü “bilgi, belge, veri ve kayıtlar”ını MİT’e vermek; tüm “arşivler”ini, “elektronik bilgi işlem merkezleri”ni ve “iletişim alt yapısı”nı MİT’in denetimine açmak zorunda. Tüm “iletişim kanalları” MİT’in denetimine girecek.

Üstelik MİT, yargı denetiminden de muaf. Nitekim şikayet halinde savcılar, durumu “MİT Müsteşarı”na bildirmek zorunda. Ancak, eğer Müsteşar, konunun “MİT’in görev ve faaliyetleri”ne ilişkin olduğunu söylerse, yargı denetimi orada duracak. Suç ihbarlarının isimsiz, imzasız, adressiz, takma adla yapılması halinde, bu ihbarlar savcılarca işleme bile konulmayacak. Böylece kimse, kimliğini açık ederek MİT’in “olası suçlar”ını ihbar etme cesaretini gösteremeyecek.

Bunlar “yeni MİT”in pozisyonunun bir kısmı. Kalanını yasa metninden okuyabilirsiniz. Ancak, özellikle dikkat çekmek istediğim bir husus daha var:

MİT, TCK’nın “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar” veya “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” gibi maddelerinde yer alan hususlara dair soruşturma ve kovuşturmalarda ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilecek.

Bu kapsamda, eğer sen, “Laik rejim”in topluma uymayan otoritesini tanımayıp sistemi “İslam”a dönüştürmeye dair bir şeyler yapacaksan, onu da izleyecek ve önünü kesecek!

Bütün bunları başına açan da, senin-benim gibi “namaz kılan”lar, “Kelime-i Şehadet getiren”ler olacak!

Hele bir uyanın, “günaydın!” diyeceğim...

 

Faruk Köse Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle