Rum tarafının yeni oyunu: Hava sahasında algı operasyonu
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Züleyha Karaman, Halkın Sesi’ndeki köşesinde Rum tarafının Türkiye ve KKTC’yi hedef alan faaliyetlerini gündeme taşıdı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), her fırsatta Türkiye ve KKTC’yi hedef alan girişimlerine bir yenisini eklerken, bölgedeki askeri ittifakları ve İsrail’le geliştirdiği yakın iş birliğini de Doğu Akdeniz’deki hassas dengeleri daha da germek için kullanıyor. Ankara’nın ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini yok sayan Rum yönetiminin attığı adımlar, Türkiye tarafından bölgesel istikrarı tehdit eden girişimler olarak değerlendirilirken; GKRY’nin İsrail başta olmak üzere bölge dışı aktörlerle geliştirdiği askeri ve stratejik ortaklıkların Kıbrıs’ı yeni gerilimlerin merkezine sürükleme riski taşıdığı belirtiliyor. Bu kapsamda gazeteci yazar Züleyha Karaman, Halkın Sesi Gazetesi’ndeki köşe yazısında, 19 Ağustos’ta Kıbrıs’ın kuzeybatısında Belfast-Larnaka seferini yapan İngiliz sivil yolcu uçağı ile Somali’den dönen Türk Hava Kuvvetleri’ne ait A400M askeri nakliye uçağının karşılaşmasının Rum-Yunan medyasında “tehlikeli yakınlaşma” başlıklarıyla servis edilmesini ele aldı. Karaman, Rum tarafının olayı adeta büyük bir felaketin eşiğinden dönülmüş gibi sunarak Türkiye ve KKTC aleyhine yeni bir algı operasyonu yürüttüğünü belirtti.
“OLAY TAMAMEN KONTROLLÜ GERÇEKLEŞTİ”
Hadisenin teknik boyutuna dikkat çeken Karaman, iki uçağın rotalarının Ercan Tavsiyeli Hava Sahası içerisinde kesiştiğini belirtti. Ercan Hava Trafik Kontrol Merkezi’nin yaklaşan sivil uçak konusunda Türk askeri pilotlarını önceden bilgilendirdiğini aktaran Karaman, Türk mürettebatın sivil uçağı görsel gözlem altına aldığını kaydetti.
İki uçağın 1.300 feet dikey ve 2 deniz mili yatay emniyet mesafesi korunarak geçişlerini tamamladığını vurgulayan Karaman, olay sırasında uçuş emniyetini tehdit eden herhangi bir aksaklık yaşanmadığını ifade etti.
Karaman, buna rağmen Rum-Yunan medyasının teknik ve operasyonel verileri görmezden gelerek olayı “Türk askeri uçağı sivil uçakları tehlikeye atıyor” şeklinde servis ettiğini belirterek, “Esasında tehlike havada değil, Rumların köhne zihniyetindedir” değerlendirmesinde bulundu.
“KIBRIS TÜRKÜNÜ YOK SAYMA SİYASETİNİN YENİ BİR TEZAHÜRÜ”
Karaman, yaşanan hadisenin yalnızca bir hava trafiği tartışması olmadığını, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü Kıbrıs Türk halkını yok sayma politikasının hava sahasına yansıyan yeni bir örneği olduğunu ifade etti.
Rum yönetiminin bir yandan uluslararası kamuoyuna diyalog ve barış mesajları verdiğini, diğer yandan ise Kıbrıs Türkü’nün dünya ile buluşmasını engellemek için farklı alanlarda girişimlerde bulunduğunu dile getiren Karaman; spor, kültür-sanat, eğitim, turizm, ticaret ve diplomasi alanlarında uygulandığını belirttiği engelleme politikalarına dikkat çekti.
ERCAN’A YÖNELİK ALGI OPERASYONU
Ercan Hava Trafik Kontrol Merkezi’nin gelişmiş sistemler ve geniş radar ağıyla bölge hava trafiğinin yönetiminde önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirten Karaman, Rum tarafının siyasi gerekçelerle teknik koordinasyona yaklaşmadığını öne sürdü.
Koordinasyon eksikliğinden doğabilecek risklerin dahi Türkiye ve KKTC aleyhine propaganda malzemesi yapılmaya çalışıldığını ifade eden Karaman, Ercan’a yönelik yürütülen tartışmaların sistemli bir algı operasyonunun parçası olduğunu savundu.
HAVADA, KARADA, DENİZDE VE ENERJİDE AYNI SİYASET
Karaman, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının Ada üzerindeki eşit haklarını yok saymaya yönelik politikalarını enerji alanında da sürdürdüğünü belirterek, Türkiye ile KKTC arasında imzalanan doğal gaz boru hattı mutabakatının Birleşmiş Milletler’e taşınmasını da bu çerçevede değerlendirdi.
Rum tarafının Kıbrıs Türkü’nün varlığını ve gelişimini hava sahasından enerji projelerine kadar birçok alanda engellemeye çalıştığını ifade eden Karaman, bu yaklaşımın temelinde Kıbrıs Türk halkını kendi siyasi tezlerine mahkûm etme anlayışının bulunduğunu dile getirdi.
“UÇUŞ EMNİYETİ İSTİYORLARSA TEKNİK KOORDİNASYONU SAĞLAMALILAR”
19 Ağustos’ta yaşanan hava trafiği hadisesinin, Rum tarafının uçuş emniyetini dahi siyasi hesaplaşmaların malzemesi hâline getirebildiğini savunan Karaman, gerçek anlamda uçuş güvenliği isteniyorsa Ercan’ın fiilî kapasitesinin dikkate alınması ve ilgili hava trafik birimleri arasında doğrudan teknik koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.
Karaman, köşe yazısında Kıbrıs Türkü’nün kurumları ve Anavatan Türkiye’nin desteğiyle her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, Rum tarafının yok sayma siyasetinin Kıbrıs Türk halkının iradesini ve kapasitesini ortadan kaldıramayacağını ifade etti.
Kıbrıs Türkü’nü spordan enerjiye, kültürden hava sahasına kadar her alanda engellemeye çalışan anlayışa verilecek en güçlü cevabın, KKTC’yi ve kurumlarını daha da güçlendirmek olduğunu belirten Karaman, Rum tarafının tüm engelleme çabalarına rağmen Kıbrıs Türk halkının varlığını kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğini vurguladı.