“Doğanın Kusursuz Döngüsünü Model Almalıyız” Ağırbaş, “Bir yanda ısınan bir gezegenin yıkıcı etkilerine, diğer yanda doğanın geri döndürülemez kayıplarına ve kaynak bağımlılığının ekonomilerimizde açtığı derin yaralara şahitlik ediyoruz. Bu üç tablo bize tek bir gerçeği haykırıyor; gelecek, kaynaklar açısından daha verimli, daha döngüsel ve temel düzeyde çok daha az israfa dayalı bir yapıya sahip olmalıdır.'' dedi. İnsanlığın her yıl Dünya’nın sunduğu yenilenebilir kaynakları henüz yedinci ayda tükettiğini ve doğal sermayenin 1.7 katının harcandığını ifade eden Ağırbaş, kullanılan malzemelerin yalnızca yüzde 6,9’unun ekonomiye geri kazandırıldığını vurguladı. Fosil yakıtların hâlâ küresel enerjinin yüzde 80’inden fazlasını karşıladığına ve yıllık 2 milyar tonu aşan kent atıklarının devasa boyutlara ulaştığına dikkat çeken Ağırbaş, “Üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeden, toprağı, ormanları ve su kaynaklarını korumamız mümkün değil. Doğada hiçbir şey boşa gitmez. Bizler de doğanın bu kusursuz döngüsünü model almalıyız.” dedi. “Amacımız, ‘Atık’ Kavramını Zihinden Tamamen Silmek” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi'nin bugün dünya siyasetine ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına yön veren küresel bir modele dönüştüğünü hatırlatan Ağırbaş şunları kaydetti: “Sıfır Atık sadece bir atık yönetimi veya geri dönüşüm programı değildir. Atık yönetimi, bu hiyerarşinin yalnızca son adımıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla şekillenen temel amacımız; israfı kaynağında önlemek, ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak ve ‘atık’ kavramını zihinlerden tamamen silmektir. Yıllık 1 milyar tonu bulan ve küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 810’una sebep olan gıda israfını önlemekten, gıda güvencesini sağlamaya; elektronikten tekstile kadar her alanda döngüsel ekonomiyi tesis etmek zorundayız.” “Kalıcı Başarı; Toplum ve Bireylerin Sahipleneceği, Günlük Hayata Aktarabileceği Pratik Çözümlere Bağlı” Sıfır Atık yaklaşımının tarladan sofraya tüm tarım ve gıda sistemini kapsadığını belirten Ağırbaş; uygun depolama, taşıma ve lojistik çözümleriyle çiftliklerdeki kayıpların önüne geçilmesinden, evlerde bilinçli tüketim, gıda paylaşımı, kompost ve yeniden kullanım ile gıda israfının önlenmesine kadar bütüncül bir model sunduğunu vurguladı. Bu dönüşümün yalnızca çevreyi korumakla kalmayıp yeni istihdam alanları oluşturduğunu, geçim kaynaklarını iyileştirdiğini ve küresel gıda güvenliğini pekiştirdiğini ifade etti. Aynı temel prensiplerin plastik, tekstil, elektronik ve sanayinin tüm hammadde kalemlerinde de geçerli olduğuna dikkat çeken Ağırbaş, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Sıfır Atık bize, iklimle mücadelede gerçek bir ilerlemenin yalnızca uluslararası müzakere masalarında sağlanamayacağını hatırlatıyor. Kalıcı başarı; toplumların ve bireylerin sahiplenebileceği, gündelik hayata aktarabileceği pratik çözümlere bağlıdır.