Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre 2013 yılında aile içi şiddetle mücadele kapsamında 301 bin tedbir kararı alındı. Bu kararların 11 bin 49’u şiddet mağdurunu korumaya yönelik koruyucu tedbir kararları, 209 bin 206’sı ise şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişiye yönelik verilen önleyici tedbir kararları oluşturdu
KORAY TAŞDEMİR / NAİM TAŞBAŞI - 20 Mart 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak hayatımıza giren 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu’nun, aile içindeki şiddeti engelleme noktasında pek de bir faydası olmadığı ortaya çıktı. Söz konusu kanun aile içindeki şiddete kalıcı bir çözüm bulmaktan ziyade sadece şiddeti kısmi anlamda önlemeye çalıştığını veriler ortaya koyuyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın verilerine göre 2013 yılında aile içi şiddetle mücadele kapsamında 301 bin tedbir kararı alındı. Söz konusu kararların 11 bin 49’u şiddet mağdurunu korumaya yönelik koruyucu tedbir kararları, 209 bin 206’sı ise şiddet uygulayan ya da uygulama ihtimali bulunan kişiye yönelik verilen önleyici tedbir kararları oluşturdu. Gazetemize açıklamada bulunan uzman psikologlar; aile içindeki şiddeti engellemede, mevcut kanunun yetersiz olduğunu, sorunu sadece kanun ile ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını söylediler.
Prof. Dr. Oğuz Karamustafalıoğlu, mevcut kanunun şiddeti önlemekte asla yeterli olmadığını belirterek, “Mutlaka uygulamanın sonrasında devam eden bilanço nasıl değiştirilebilir üzerinde çalışmak gerekir. Aile içi şiddetin medyada yer alan biçimi şiddeti kısa vadeli olarak provoke eder. Dünyayı olduğundan daha düşmanımsı algılattırır. Şiddeti özendirir. Dizilerde şiddetin büyük bir bölümü dizilerin kahramanları tarafından uygulanır. Çocukları saldırganlık konusuyla tanıştırır. Aile içi şiddet uygulamaları kabul edilebilirlik konusunda yetişen genci olumsuz olarak etkiler” dedi.
Uzman Psikolog Fatih Sönmez ise, “İlk olarak etkili yaşlarla şiddetin etrafını daraltmak, bireyi kontrol altına almak gerekir” dedi. “Caydırıcılığı olmayan, yaptırım içermeyen yasalar sadece uygulanır ama etkisiz kalır ve hukuku ve toplumu çaresiz bırakır. Valilerin, mülkü amirlerin bu konuda bir kaç saatlik seminerleri ya da bilgilendirmeleri nasihatin ötesine geçemeyeceğini kaydeden Sönmez, “Her zaman davranışsal ve kalıcı çözümler işe yaramaktadır” diye konuştu. “Çözüme bireylerden başlama ve bunu topluma geneline yaymak hayati önem taşır” diyen Sönmez, bireyler çatışmalarını çözümledikçe şiddetten vazgeçer ve bunun yıkıcılığının farkına varır” dedi.
‘İlişkimi öğrendiği için öldürdüm’
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celalettin Özdemir’i, Profesör Ahmet G’nin fakültede şirket elemanı olarak çalışan bir kadın ile ilişkisini öğrendiği için öldürdüğü iddia edildi. Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet G’nin (53), ifadesi doğrultusunda suçu gizlediği belirtilen Asuman S. de (28) gözaltına alındı. Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği’ndeki işlemleri tamamlanan cinayet zanlısı Ahmet G. ile Asuman S, adliyeye sevk edildi. Polis, Ahmet G. ve Asuman S’den gazetecilerin görüntü almaması için yoğun çaba sarf etti. Suçunu itiraf eden Ahmet G’nin, fakültede şirket elemanı olan ve bir hafta önce başka bir fakülteye gönderilen Asuman S. ile ilişkisini, 6 ay önce eşinden boşanan Doç. Dr. Celalettin Özdemir’in öğrendiği bildirildi. Olay günü Özdemir’in, odasında Ahmet G’ye durumu YÖK’e ve SÜ Rektörlüğü’ne bildireceğini söylemesi üzerine Ahmet G’nin sinirlendiği ve olayı gerçekleştirdiği öne sürüldü. Öte yandan; bıçaklanarak öldürülen Selçuk Üniversitesi (SÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celalettin Özdemir’in cenazesi Konya’da toprağa verildi. Kılınan namazın ardından Özdemir’in cenazesi, eller üzerinde Üçler Mezarlığı’na taşınarak gözyaşları arasında toprağa verildi. Özdemir’in yakınları tören boyunca güçlükle ayakta durdu.