• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Müslüman zihnin dağınıklığı'

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
'Müslüman zihnin dağınıklığı'

İslam Başaran Mirat Haber'de yazdı: Bugünün Müslüman dünyasında en büyük krizlerden biri bilginin yokluğu değil, bilginin istikametsizliğidir.

İslam Başaran Mirat Haber'de yazdı: Bugünün Müslüman dünyasında en büyük krizlerden biri bilginin yokluğu değil, bilginin istikametsizliğidir.

Kitaplar çoğalmış, konuşmalar artmış, ilim meclisleri genişlemiş, dijital mecralarda dinî içerik fazlalaşmıştır; fakat bütün bu yoğunluğa rağmen Müslüman zihinde bir dağınıklık, kararsızlık ve istikametsizlik görülmektedir. Çünkü bilgi vardır ama hikmet eksiktir; ilim vardır ama hayatı dönüştüren basiret zayıflamıştır; hak bilinmektedir fakat hakka karışan bâtılı ayıracak ölçü, feraset ve ahlâk yeterince canlı değildir. Oysa Kur’an’ın inşa etmek istediği Müslüman şahsiyet, yalnızca çok şey bilen insan değil, bildiği hakikati yerli yerine koyan, hakkı bâtıldan ayıran, adaleti gözeten, tavizsiz fakat merhametli, net fakat kaba olmayan, kararlı fakat kör taassuba düşmeyen hikmet sahibi insandır.

Hikmet, sadece bilgi sahibi olmak değildir. Hikmet, bilgiyi doğru zamanda, doğru yerde, doğru ölçüyle ve Allah’ın muradına uygun şekilde kullanabilmektir. Bir insan çok ayet, hadis, fıkıh, tarih ve siyaset bilgisi bilebilir; fakat bu bilgiyi nefsine, grubuna, çıkarına, makamına veya ideolojik öfkesine hizmet ettiriyorsa onda hikmet yoktur. Hikmet, hakkı yalnızca teoride savunmak değil, hayatın içinde hakka uygun bir duruş ortaya koymaktır. Kur’an’da “Allah hikmeti dilediğine verir; kime hikmet verilmişse ona çok büyük hayır verilmiştir” buyrulması, hikmetin sıradan bir bilgi değil, ilmin ruhu ve istikameti olduğunu gösterir. Hikmet yoksa bilgi kibir doğurur, ilim ayrıştırır, siyaset kirletir, davet dili sertleşir, hakikat ise insanların elinde parçalanmış sloganlara dönüşür.

Bugün Müslümanların yaşadığı temel sorunlardan biri, hak ile bâtılı birbirine karıştırmalarıdır. Açık küfür ve açık bâtıl çoğu zaman kolay tanınır; fakat en tehlikeli olan, bâtılın hak elbisesiyle sunulmasıdır. Adalet adı altında zulmü meşrulaştırmak, özgürlük adı altında nefsin sınırsızlığını savunmak, maslahat adı altında ilkesizliği normalleştirmek, itaat adı altında zalimliği desteklemek, birlik adı altında hakikati susturmak, ilim adı altında teslimiyetçi bir edilgenlik üretmek, davet adı altında öfke ve nefret dili kurmak bunun örnekleridir. Müslüman zihnin dağılması tam da burada başlar: Kavramlar yerinden koparılır, hakikat parçalanır, ölçüler bulanıklaşır ve insan neye karşı çıkacağını, neyi savunacağını, nerede susup nerede konuşacağını bilemez hale gelir.


 

Oysa İslam’da hak nettir; fakat hakkı taşıyan insanın dili hikmetli olmalıdır. Netlik kabalık değildir, tavizsizlik merhametsizlik değildir, yumuşak dil hakikati sulandırmak değildir. Müslüman, hakkı gizlemeden söylemeli; fakat hakikati nefsinin öfkesiyle kirletmemelidir. Hz. Musa’ya Firavun’a giderken “ona yumuşak söz söyleyin” emrinin verilmesi, hakikatin en zalim muhataba bile hikmetli bir üslupla ulaştırılması gerektiğini gösterir. Fakat bu yumuşaklık, Firavun düzenini meşrulaştırmak anlamına gelmez. İşte hikmet burada devreye girer: Hem bâtıla taviz vermemek hem de hakkı insanlara nefret ettirmemek.

Bugün ilim ehlinin bir kısmında görülen zihinsel dağınıklık, yalnızca bilgi eksikliğinden değil, duruş eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bazı ilim sahipleri hakikati bilir ama bedel ödememek için susar. Bazıları hakikati bilir ama güce yakın durmayı tercih eder. Bazıları hakikati bilir ama kendi çevresini, cemaatini, grubunu, geleneğini veya makamını mutlaklaştırdığı için adalet terazisini kaybeder. Bazıları ise çok konuşur fakat konuşması ümmeti toparlamaz, aksine daha fazla ayrıştırır. İlim ehli, sadece meseleleri açıklayan kişi değil; ümmete istikamet gösteren, hakkı bâtıldan ayıran, ölçü koyan, hayat modeli sunan kişidir. Eğer ilim ehli korkarsa toplum savrulur; ilim ehli kirlenirse siyaset daha da kirlenir; ilim ehli hikmeti kaybederse halk sloganların, öfkenin, sosyal medya kalabalıklarının ve sahte kurtarıcıların peşine düşer.

Siyasetin kirlenmesi de hikmet kaybıyla doğrudan ilgilidir. İslam’da siyaset, güç elde etme sanatı değil, adaleti ikame etme sorumluluğudur. Fakat siyaset ilkesizleştiğinde din, iktidarın dili haline gelir; adalet, tarafgirliğe kurban edilir; ehliyet ve liyakat yerine sadakat ve yakınlık öne çıkar; zulme karşı çıkmak yerine “bizden olanın hatası” diye savunmalar başlar. Somut bir örnek olarak, bir Müslüman kendi grubundan biri haksızlık yaptığında susuyor, karşı taraftan biri aynı şeyi yaptığında öfkeleniyorsa burada hikmet yoktur. Çünkü hikmet, adaleti kişiye, partiye, cemaate, aileye, ideolojiye göre değiştirmemektir. Kur’an’ın emri açıktır: Adalet, yakınların ve kişinin kendi aleyhine bile olsa ayakta tutulmalıdır.

Müslümanların yeniden toparlanması için önce kavramların arındırılması gerekir. Tevhid yalnızca Allah’ın varlığına inanmak değil, hayatın hüküm ve değer merkezine Allah’ı koymaktır. Adalet yalnızca mahkeme kavramı değil, ailede, ticarette, siyasette, eğitimde, mirasta, şahitlikte, yönetimde ve ilişkilerde hakkı gözetmektir. Takva yalnızca bireysel ibadet hassasiyeti değil, haram güç ilişkilerinden, zulümden, kul hakkından ve nefsî tarafgirlikten sakınmaktır. Davet yalnızca insanları bir gruba çağırmak değil, Allah’a, hakka, ahlâka ve adalete çağırmaktır. Ümmet yalnızca duygusal bir birlik söylemi değil, hakikat ve sorumluluk etrafında birleşmiş bilinçli bir topluluktur.

Nasıl olmamalı? Müslüman, hakikati kendi grubunun çıkarına göre eğip bükmemelidir. Zulmü “maslahat” diye savunmamalıdır. İlim, makam ve itibar için kullanılmamalıdır. Davet dili hakaret, aşağılama ve öfke üzerine kurulmuş olmamalıdır. Sosyal medya bilgisiyle hüküm verilmemelidir. Her duyulan söz ilim zannedilmemeli, her konuşan âlim kabul edilmemelidir. İslam, sadece nostaljik bir tarih övgüsüne veya sloganlara indirgenmemelidir. Müslüman, modern bâtıl karşısında eziklik yaşamamalı; fakat kendi geleneğindeki yanlışları da kutsallaştırmamalıdır.


 

Nasıl olmalı? Önce vahiy merkezli bir ölçü yeniden kurulmalıdır. Kur’an, hayatın dışına itilmiş bir tilavet kitabı değil, insanı, toplumu, ahlakı, siyaseti, ekonomiyi ve adaleti inşa eden ilahi rehber olarak okunmalıdır. Sünnet, yalnızca şekilsel bazı davranışlara indirgenmemeli; Hz. Peygamber’in adaleti, merhameti, cesareti, emaneti, istişaresi, zulme karşı duruşu, yoksula sahip çıkışı ve toplumu dönüştüren örnekliğiyle anlaşılmalıdır. İlim ehli, ümmetin zihnini dağıtan değil toparlayan; korkutan değil bilinçlendiren; hakikati gizleyen değil açıklayan; tarafgirliği besleyen değil adaleti ayakta tutan bir konumda olmalıdır.

Müslüman ticarette dürüst değilse, siyasette adalet araması eksiktir. Evinde merhamet yoksa, meydanda ümmet söylemi eksiktir. Kendi cemaatinin hatasını görmüyorsa, başkasının bâtılını eleştirmesi eksiktir. Kur’an okuyor ama kul hakkına dikkat etmiyorsa, bilgi hikmete dönüşmemiştir. Filistin için ağlıyor ama kendi işçisine haksızlık yapıyorsa, duyarlılığı parçalıdır. Faize karşı konuşuyor ama borcunu ödemiyor, emanete riayet etmiyor, ölçü ve tartıda dürüst davranmıyorsa, hakikati hayat nizamına dönüştürememiştir. İşte hikmet, bu parçalanmayı ortadan kaldıran bütüncül bilinçtir.

Müslümanların en acil ihtiyacı yalnızca daha fazla bilgi değil, bilgiyi hakka bağlayan hikmettir. Hikmet, hakkı bâtıldan ayıran nurdur; ilmi hayata indiren ölçüdür; siyaseti adalete bağlayan ahlaktır; daveti merhametle taşıyan üsluptur; Müslüman zihni dağınıklıktan istikamete çıkaran derinliktir. Bugünün Müslümanı, ne modern dünyanın kavramları karşısında ezilmeli ne de kendi içindeki yanlışları din diye savunmalıdır. Tavizsiz ama yumuşak, net ama hikmetli, ilkeli ama merhametli, bilgili ama mütevazı bir duruş inşa edilmelidir. Çünkü hakikat ancak böyle taşınır; ümmet ancak böyle toparlanır; ilim ancak böyle hayata dönüşür; İslam ancak böyle yaşanabilir bir nizam olarak yeniden görünür hale gelir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23