“100. Yılında İmam Hatip Liseleri Uluslararası Sempozyumu” dün başladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle ÖNDER, İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfı, Ensar Vakfı, TÜRGEV, Değerler Eğitim Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği sempozyumda, İmam Hatip okullarının dünü, bugünü ve yarını masaya yatırıldı.
BOZDAĞ: İMAM HATİPLER MİLLETİN OKULUDUR
Kendisinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da İmam Hatip mezunu olduğunu hatırlatan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bu okulların geçmişi ve günümüzdeki ulaştıkları noktayı ortaya koyan değerlendirmelerde bulundu. Bozdağ, “Başbakanımız bu sempozyumu takip etmem ve kendisi adına konuşma yapmam için bizzat beni görevlendirdi. İmam Hatip Liseleri dendiği zaman herkesin aklında başka şeyler var. Biz ne kadar seviyorsak başkaları da o kadar ürküyor. İmam Hatip nesli bu ülkeye ne kazandırdı bu açıdan objektif olarak bakmalıyız. Bu açıdan baktığımızda bu nesil bu memlekete çok şey kazandırdı. İmam Hatip Liseleri milletin okullarıdır. Çünkü bu okulları kuran millettir. Devlet olarak birçok okul yapıyoruz. Ama İmam Hatip Liseleri bütçesine yapılan ödemeler devede kulak kalıyor. Ama milletimiz cebinden ve gönlünden bu okullara destek vererek yüceltmiştir. Okulların yapımında çalışan işçiler dahi Allah rızası için çalışıyor. Bu okulların her aşamasında ihlas ve samimiyet vardır” dedi.
SİYASİ RÜZGÂRLARA RAĞMEN İMAM HATİPLER DAİMA VAR OLACAK
Milletin okulu olmasının bir başka sebebinin ise devletin bu okullara verdiği önemin olmamasından kaynaklandığını söyleyen Bozdağ, “Tarihte hep açılıp kapatılmıştır. Hep ayrımcı olarak bakılmıştır. Hamdolsun şimdi tarih olmuştur. Bu okulun öğrencilerine üniversitelerin kapısı kapatılmıştır. Hiçbir alanda ne okumasına ne de yaşamını sağlamasına izin verilmemiştir. Babam yurtdışında çalışırken para göndermişti. Ziraat Bankası’na bu parayı çekmek için gittim. O dönemde para tutmak biraz sakıncalıydı. Veznedar hanımefendi hangi okulda okuduğumu sordu. Ben de İmam Hatip okulu okuduğumu söyledim. Veznedar kendi kendine söylenerek, ‘Bu çocuğun anasını babasını bulup bir güzel paylamak lazım’ dedi. Bu şekilde bakılıyordu. Gelecek açısından hiçbir fırsat verilmiyordu. İnsanlar bütün bunlara rağmen çocuğunu bu okulda okutarak sahiplenmiştir. Siyasi rüzgâr nereden eserse essin bu okullar daima var olacaktır. 100 yıl geçmiş ve daha nice yüzyıllar geçirecektir” şeklinde konuştu.
İmam Hatiplilerin demokrasi mücadelesine devam etmesinin gerektiğinin belirten Bozdağ, sözlerini “Bir gün inşallah Türkiye’nin İmam Hatipli cumhurbaşkanı olacak” diyerek bitirdi.
TEKİN: İMAM HATİPLERE YOĞUN İLGİ VAR, ÖĞRETMEN BULAMIYORUZ
Bozdağ’ın ardından konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin ise, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapması gerekeni yapan bu STK’lara ve vakıflara teşekkür ediyorum. 1930’lu yıllarda İmam Hatiplerin kırılma noktası olmuştur. Bu milletin dininin diliyle oynanmıştır. İbadetin diliyle oynanmıştır. Camilere sıra konulmuş, müzik çalınmıştır. Bu zulüm 1946’ya kadar devam etmiştir. Millet İmam Hatiplere ve dinine sahip çıktığı için 1946 yılında Menderes’le birlikte İmam Hatiplerin önü açılmıştır. Ben bir İmam Hatip mezunu olarak bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmanızı istiyorum. Çok yoğun talep olduğu için açtığımız İmam Hatip liselerine öğretmen bulamıyoruz” ifadelerini kullandı.
İHL’LER HALKIN ÖZ DEĞERLERİDİR
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da var olan bin yıllık tarih içinde kültürel ve inanç değerlerinin bulunduğunu kaydederek, “İnsanı alıp istediğiniz gibi yetiştirebilirsiniz ama toplumu farklılaştıramazsınız. Her ülke kendi değerleri üzerine ayağa kalkabilir. İmam Hatipler, yönetimlerin üzerindeki baskısına rağmen halkın öz desteğiyle gücünü yeniden ortaya çıkaran eğitim yöntemi olarak ortaya çıkmıştır” dedi. Topbaş, bugün devletin yönetimlerinde, ülkeye yön verenler arasında, akademik çevrelerde bu müesseselerden yetişmiş insanların yer aldığını, bunun da ülkenin kendi değerleri üzerinde ayağa kalmasına önemli bir katkı sunduğunu kaydetti.
Ensar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu ise, “İmam Hatipler Türkiye’nin eğitim sisteminde 100. yılında önemli bir yere sahiptir. Türkiye’nin modernleşme tarihinde önemli bir rol oynuyor. İmam Hatipler halkın sahiplendiği okullardır. Müslüman Türkiye’nin Müslüman dünyaya ihraç edebileceği önemli bir modeldir. Dünyanın birçok yerinden bizlere bu konuda talepler geliyor. Şu anda dünyada 40’tan fazla İmam Hatip lisesi de faaliyet gösteriyor” şeklinde konuştu.
İMAM HATİPLER HER YÖNDEN ELE ALINIYOR
Sempozyum ayrı ayrı salonlarda paralel oturumlarla gerçekleşirken, Modern Dünyada İslam Dini Eğitimi, İmam Hatip Okullarının Tarihi Gelişimi, Siyaset ve İmam Hatip Okulları, İmam Hatip Okullarının Bugünü, Öğretmen ve İdarecileri Saha Analizleri başlıkları altında günümüz İmam Hatip Liselerinin tarihsel gelişimi, yaşadığı sıkıntılar ve bugünü tartışıldı. Dün başlayan ve Belçika, Hollanda, İsveç, İskoçya, Singapur, Avusturya ile ABD’deki çeşitli üniversitelerden katılımcıların da konuşmacı olarak yer aldığı sempozyum bugün yapılan oturumların ardından sona erecek.
İHL’liler her alanda rol almalı
Konuşmasına duayla başlayan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, “Dualarımızda 100 yıl önce İmam Hatiplerin kurulmasını sağlayan o mübarek insanları da anmalıyız. İmam Hatiplerin gördüğü ilgi gün geçtikçe artmakta ve araştırmak için merak konusu olmaya başlamıştır. Bu okullar hiçbir şekilde aşırılığa prim vermemesinin yanı sıra muhteşem yapısıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır. İmam Hatipler atlattığı badirelerle milletimizin göz bebeği olmuştur. Halkımız bu okulların inşasında ve yapısında emek sahibidir. İmam Hatipli gençler şu anda insan kaynaklarımızı önemli bir kısmını oluşturuyor. İmam Hatipliler sadece namaz kılanların önünde durmaz. Her alanda olmalıdır. Bu okullar devlet millet barışına katkıda bulunmaktadır. Eğitim sistemine büyük katkıları olmuştur. Tarih sahnesinde süreklilik kazanmamızı sağlamıştır. Asimilasyonu engellemiştir. Orta Asya ve dünya ile ilişkilerimiz kurmakta ve bu okulların mezunları önemli vazife vermektedir” dedi. Prof. Dr. Hayrettin Karaman da sunum yaparak İmam Hatiplerin geçmişini anlattı. Hikayelerle başlayan Karaman, “İmam Hatipler dinin güvencesidir. Bozulan veya dezenformasyona uğrayan halkın onarımını yapacaktır” açıklamasında bulundu.
İMAM HATİPLER BİR VAROLUŞ MÜCADELESİDİR
İlk açılan İmam Hatiplerin şu andakiler ile benzer olduğunu ifade eden Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Mustafa Öcal, “İlk İmam Hatip 1913 yılında açıldı. Türkiye’de İmam Hatip demek bir varoluş mücadelesi demektir. İmam Hatipler her dönemde baskı ve şiddete rağmen asil bir duruş sergilemiştir. Her alanda etkin bir biçimde damga vurmayı başarmışlardır” ifadelerini kullandı.