Yüce Allah, Hz. Şuayb’ı hem kendi kavmi olan Medyen kavmine, hem de Ashab-ı Eyke’ye peygamber olarak göndermiştir.
Şuayb (as), Hut (as)’ın torunu, Musa (as)’ın kayınpederidir.
Medyen şehri, Filistin ile Hicaz arasında, Kızıldeniz sahilinde bir yerleşim merkezi idi. Orman içinde oturan diğer kavme de Eyke halkı denilmekte idi.
Bu iki kavim birbirlerine yakın olduğu için aynı günahları işliyorlardı. İşledikleri günahların başında, ölçerken, tartarken tam alıp eksik veriyorlar, yol kesip haraç alıyorlar, insanları dinlerinden döndürmek için ölümle tehdit ediyorlar, insanları Şuayb (as)’ın yanına bile yaklaştırmıyorlardı.
Bu iki asi kavmin isyanını ve akıbetini yüce Rabbimizden dinleyelim. Allah Teala buyurur:
Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim, Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka tanrınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü, tartıyı tam yapın. İnsanların eşyalarını eksik vermeyin, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır. (Araf 85)
Eğer mü’min iseniz, Allah’ın helalinden bıraktığı (kâr) sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinizde bir bekçi değilim.
Dediler ki: Ey Şuayb, babalarımızın taptıklarını (putları) yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı (yaptığımız hileleri) terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllı birisin. (O günkü kafirler de mü’minin namazı ve niyazi ile uğraşıyorlardı)
Ey kavmim! Sakın bana karşı düşmanlığınız Nuh kavminin veya Hüd kavminin başlarına gelenler gibi size de bir musibet getirmesin, Lut kavmi de sizden uzak değildir.
Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin, muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, (mü’minleri) çok sever.
Dediler ki: Ey Şuayb, söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz. İçimizden aciz birisin. Kabilen olmasa, seni taşlayarak öldürürüz. (Bizim yanımızda bir değerin yok, ne yaparsan yap dediler)
Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri kurtardık. Zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çöke kaldılar. (Hüd 86-87-89-90-91-94)
(Şuayb, Eyke halkına da) Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.
Doğru terazi ile tartın (dedi).
(Eyke halkı) şöyle dedi: Sen iyice büyülenmiş birisin.
Sen de bizim gibi beşersin, yalancılardan birisin.
Şayet (yalancı değil) doğru sözlülerden isen üstümüze gökten azap yağdır (derler)
Velhasıl onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi, gerçekte o muazzam bir günün azabı idi.
(Çok sıcak bir günde bir bulut gelir, Eyke halkı bulutun gölgesine sığınırlar ve Allah, tonla buluttan ateş yağdırır, ateş, azgınları, asileri yakıverir)