Uzun süreli oturmak, öyle bir şey yapıyor ki! Beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tüm hataları açıkladı!
Masa başında geçirilen uzun süreler uzmanların da dikkatinden kaçmadı! Uzmanından asla küçümsenmemeli uyarısı...
Masa başında geçirilen uzun süreler uzmanların da dikkatinden kaçmadı! Uzmanından asla küçümsenmemeli uyarısı...
Masa başında geçirilen uzun saatler, ekran karşısındaki yanlış duruş ve elimizden düşürmediğimiz telefonlar... Çoğumuz 'dinlenmek' için oturduğumuzu sanırken aslında belimize en büyük yükü bindiriyoruz. Peki, vücudumuzun verdiği sinyalleri ne kadar doğru okuyoruz? Bel fıtığı sadece ağır kaldırmakla mı olur, yoksa yılların ihmali mi?
Merve Kantarcı Çulha sordu; Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer, 'metin boynu' tehlikesinden ameliyatsız tedavi yöntemlerine, doğru bilinen yanlışlardan bel sağlığını koruyan 6 altın kurala kadar tüm merak edilenleri anlattı. Bel ağrılarının yüzde 85'i mekanik nedenlerden kaynaklansa da bacağa vuran o keskin sızı bambaşka bir tablonun habercisi olabilir. 'Geçer' diyerek ertelenen ağrılar, geri dönüşü olmayan sinir hasarlarına yol açabilir mi? Omurgamız neden hareket etmeye muhtaç? İşte Doç. Dr. Melih Üçer'den tüm soruların cevabı...
Bel ağrılarının büyük çoğunluğu, yaklaşık yüzde 85'i mekanik kökenlidir: Yorulan kaslar, gerilen bağlar, kötü duruş... Bu tür ağrılar birkaç günde geçer, dinlenme ile yatışır. Ancak bir kısım ağrı, omurlar arasındaki disk dokusunun yıpranması ya da fıtıklaşmasıyla ilgilidir ve bunlar bambaşka bir tablo çizer.
Bel fıtığı belirtileri neler? Bel fıtığında, iki omur arasındaki yastık görevi gören disk, içindeki jel kıvamındaki çekirdeği dışarı iter. Bu çıkıntı yakınındaki sinir köküne baskı yaparsa ağrı artık belde kalmaz; bacağa iner. Bacağa vuran, elektrik çarpar gibi ya da yanıcı-sızlayıcı nitelikte bir ağrı buna siyatik denir ve bel fıtığının en klasik bulgusudur. Ağrıya uyuşma, karıncalanma ya da güçsüzlük eşlik ediyorsa sinir basısı artık belirginleşmiştir. Öksürünce, aksırınca ya da tuvalette ıkınınca ağrının şiddetlenmesi de önemli bir işarettir; bu, disk içi basıncın ani artışına bağlıdır. Uzun süre oturmak ya da öne eğilmek ağrıyı artırıyor, yürümek veya ayakta durmak hafifletiyorsa fıtık ihtimali yüksektir.
Bel fıtığı, ani bir kazadan ziyade yılların biriktirdiği küçük ihmallerin sonucudur. Vücut aslında çok önceden sinyal verir; bu uyarıları dikkate almamak, sorunun zamanla daha şiddetli bir şekilde tekrarlamasına yol açar. Yanlış taşınan bir market poşeti ya da bilgisayar başındaki hatalı duruş, sizi ameliyat masasına götürebilir. Oysa alışkanlıkları değiştirerek bu sonucu engellemek sizin elinizde. Merve Kantarcı Çulha'nın sorularını yanıtlayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer, bel fıtığına dair merak edilenleri ve tedavi yöntemlerini anlattı. İşte bel sağlığında yapılan yanlışlar ve dikkat edilmesi gereken doğrular… Bir ayakta ya da parmak ucunda his kaybı, ayağı yukarı kaldırmada güçlük ise erken cerrahi değerlendirme gerektiren bulgulardır. Özellikle dikkat: Mesane ya da bağırsak kontrolünde ani bozulma, her iki bacakta birden güçsüzlük veya kasık çevresinde uyuşma tıbbi acil işaretidir. Bu durumda beklememek gerekir. Omurga, yük taşımak üzere tasarlanmıştır ama hareket ederek. Hareketsizlik, disklerin beslenmesini bozar. Diskler damarsızdır; besin maddelerini çevrelerindeki dokudan, sünger gibi ıslatıp sıkıştırarak alırlar. Saatlerce aynı pozisyonda oturmak bu difüzyon mekanizmasını kilitler; disk adeta kurur. akşam'a göre, Üstelik oturmak, ayakta durmaktan çok daha fazla disk içi basınç yaratır. Öne eğik oturma, monitöre yaklaşmak, telefona bakmak, klavyeye doğru sarkmak gibi durumlar bu basıncı ikiye katlar. Yani "dinlenmek" için oturduğumuzu sandığımız sırada aslında belimize en fazla yükü bindiriyor olabiliriz. Telefona bakmak için boynu öne eğmek. "Metin boynu" (text neck) denen bu pozisyon, başın her derece öne eğilmesiyle omurgaya binen yükü katlar. Telefonu göz hizasına getirmenin ne kadar zor göründüğü düşünüldüğünde, günde yüzlerce kez birikimli hasar kaçınılmaz hale gelir. Sandalyede nasıl oturmak gerekiyor? Sandalyenin ucuna çökmek ya da S şeklinde oturmak. Bel desteği olmadan oturmak, bel lordozunu —doğal öne eğikliği— tersine çevirir. Bu pozisyon disk arka duvarına yıllarca baskı yapar. Ağır yükü yanlış kaldırmak. Dizleri germeden, öne eğilip beli bükerek kaldırma; disk fıtıklaşmasının en bilinen tetikleyicisidir. Marketten alınan tek poşet bile yanlış teknikteyse belirleyici olabilir. Uzun süreli hareketsizlik. Birkaç saatlik "Ben aslında hareket etmiyorum" seansları kasları zayıflatır, core stabilitesini bozar; bu da omurgayı tüm günlük yüklere açık bırakır. Sporu toptan bırakmak. "Belim ağrıyor, hareket etmeyeyim" içgüdüsü çoğu zaman tam tersi etki yapar. İstirahat ilk birkaç gün için geçerlidir; uzun vadede hareketsizlik kasları eritir, iyileşmeyi geciktirir. Bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi müdahaleye gerek kalmadan iyileşir. Fıtıklaşan disk dokusu zamanla kuruyup küçülebilir; sinir üzerindeki baskı azalır. Bu süreç haftalarca ya da birkaç aya kadar uzayabilir, ama gerçekleşir. Ameliyatsız tedavinin temel taşları şunlardır: Ağrı ve iltihabı kontrol altına alan ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz rehabilitasyonu, gerektiğinde epidural steroid enjeksiyonu, radyofrekans veya nükleoplasti tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri. Bunlar birbiriyle birleştiğinde çoğu hasta anlamlı rahatlama yaşar. Şu koşullarda ameliyat ertelemek sakıncalı olabilir ya da artık kaçınılmazdır: 6-8 haftalık uygun konservatif tedaviye rağmen ağrı ve fonksiyon kaybı sürüyorsa; bacakta giderek artan güçsüzlük varsa; ayak düşmesi gibi ilerleyici nörolojik bozulma varsa; ya da daha önce söz ettiğimiz mesane-bağırsak sorunları gibi acil bulgular gelişmişse, cerrahi en doğru tercih olur. Günümüz omurga cerrahisinde endoskopik yöntemler bu ameliyatları çok daha küçük kesilerle, kısa hastanede kalış süreleriyle ve hızlı iyileşmeyle yapılabilir kılmaktadır. Hatırlatıcı kurmanız yeterli. Ayağa kalkıp 2-3 dakika yürümek, disk beslenmesini yeniden başlatır. Sürekli oturmaktan daha iyi sandalyeniz bile olsa bu kural geçerlidir. Monitör göz hizasında olmalı, sandalye beli desteklemeli, ayaklar yere tam basmalı, dirsekler 90 derece açıda olmalı. Bu basit ayarlamalar yıllara yayılan yükü önemli ölçüde azaltır. Bel diskleri tek başına değil, çevrelerindeki kaslarla birlikte çalışır. Karın, sırt ve kalça kaslarını güçlendiren egzersizler, özellikle plank, bird-dog, köprü hareketi gibi omurgayı nötr tutan hareketler, disklere binen yükü paylaşır. Fizyoterapist eşliğinde başlamak, yanlış teknikle yapılan egzersizlerin zararını önler. "Geçer" diyerek aylarca beklemek yerine, bacağa vuran ağrı, uyuşma ya da güçsüzlük belirtilerinden herhangi biri ortaya çıktığında bir nörolog ya da beyin-omurilik-sinir cerrahına görünmek, erken müdahaleyle ameliyat ihtimalini ciddi biçimde düşürür. Her fazla kilo, bel omurlarına ekstra yük bindirir. Sigara ise disk dokusunu besleyen küçük damarları daraltarak dejenerasyonu hızlandırdığı gösterilmiş bir faktördür. Bu iki değişken üzerinde kontrol sahibi olmak, uzun vadede omurga sağlığını doğrudan etkiler. Yükü vücuda yakın tutun, dizlerinizi bükün, beli değil bacakları çalıştırın ve asla büküp dönerek kaldırmayın. Bu teknik başta garip gelse de kısa sürede alışkanlığa dönüşür.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23