• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

23 Ekim 2016: Enver Baytan'ın vefatı (İlahiyatçı, Âlim)

Onlar; yaşadıkları döneme çalışmalarıyla, eserleriyle damga vurarak iz bırakıp gittiler. Bugün, âlim Enver Baytan Hoca’yı hayırla yâd ediyoruz.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Kaktus Sydney

Sn Recep Aydin in kaleme aldigi yazi evlerimizin duvarina asmamiz gereken yazilardan! Ben de oyle yapacagim inshaAllah. Mesaj olarak digital yazilari okumazlar; ama duvarda asili olursa gelip gecerken bir kelime bile okuyup, aklinin bir kosesine koysalar, yine faydadir inshaAllah. Sn Yazar dan Allah razi olsun! Enver Bayram Hoca ya rahmet olsun!
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ENVER BAYTAN HOCA’NIN ARDINDAN: BİR ÂLİMİN BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS, YETİŞTİRDİĞİ İNSANLARDIR “İNSANIN ÖMRÜ SINIRLIDIR, ANCAK İLİMLE, İMANLA VE GÜZEL AHLAKLA BIRAKTIĞI İZ, NESİLLER BOYU YAŞAMAYA DEVAM EDER.” Bazı insanlar vardır, bu dünyadan göçüp gittiklerinde geride yalnızca bir isim bırakmazlar. Onlar gönüllerde bir sevgi, hafızalarda bir hatıra, yetişen nesillerin hayatında ise silinmeyecek izler bırakırlar. Çünkü onların hayat gayesi yalnızca yaşamak değil, yaşadıkları topluma faydalı olmak, insanlara doğruyu ve güzeli anlatmak, bildiklerini başkalarıyla paylaşmaktır. İşte 23 Ekim 2016 tarihinde ebediyete irtihal eden ilahiyatçı ve âlim Enver Baytan Hoca'yı da böyle bir anlayışla anmak gerekir. Aradan on yıl geçmiş olsa da bugün onu rahmetle yâd ederken üzerinde durmamız gereken asıl mesele, ölümün kaçınılmazlığı değil, insanın yaşarken ardında nasıl bir miras bıraktığıdır. Zira insanı değerli kılan sahip olduğu makamlar, biriktirdiği servetler veya dünyalık imkânlar değildir. İnsanı değerli kılan, öğrendiği ilmi hangi amaçla kullandığı, insanlara nasıl davrandığı ve toplumun manevi hayatına neler kazandırdığıdır. 1925 yılında Balıkesir'in Gönen ilçesinde dünyaya gelen Enver Baytan Hoca, daha çocuk yaşlarda Kur'an-ı Kerim öğrenmeye yönelmiş, hafızlık eğitimi almış ve 1942 yılında İstanbul'a gelerek Gönenli Mehmet Efendi gibi kıymetli hocalardan dersler almıştır. Henüz çocuk yaşta başlayan bu ilim yolculuğu, ilerleyen yıllarda büyük bir hizmete dönüşmüştür. Yaklaşık yetmiş yıl boyunca cami kürsülerinden insanlara hitap etmiş, kitaplar kaleme almış, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetişmesine katkıda bulunmuştur. Burada özellikle gençlerimizin üzerinde düşünmesi gereken çok önemli bir hakikat vardır. Başarı tesadüf değildir. Başarı; sabrın, gayretin, disiplinin ve doğru bir hedef uğruna harcanan emeğin neticesidir. Bugün gençlerimize baktığımızda, bilgiye ulaşmanın geçmişe göre çok daha kolay olduğunu görüyoruz. Bir telefonla dünyanın öbür ucundaki kütüphanelere ulaşmak, sayısız eseri okumak, farklı alanlarda bilgi edinmek mümkündür. Fakat kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Bilgiye ulaşmak bu kadar kolaylaşmışken, neden bilgiyi hikmete dönüştürmekte zorlanıyoruz? Neden her şeyi bildiğini düşünen ama karşısındakini dinlemeyi bilmeyen insanlar çoğalıyor? Neden diplomalar artarken merhametin, tevazunun ve güzel ahlakın aynı ölçüde gelişmediğinden şikâyet ediyoruz? İşte Enver Baytan Hoca gibi ilim insanlarının hayatından çıkarılacak en önemli derslerden biri burada karşımıza çıkmaktadır. İlim yalnızca öğrenmek değildir. İlim, öğrendiğinin sorumluluğunu taşımaktır. Bilgi insanı kibirli yapıyorsa orada hikmet eksiktir. Bilgi insanı başkalarından üstün görmeye sevk ediyorsa orada ahlaki bir muhasebeye ihtiyaç vardır. Gerçek ilim, insanın önce kendi nefsini terbiye etmesine yardımcı olmalıdır. Enver Baytan Hoca'nın hayatında dikkatimi çeken hususlardan biri de uzun yıllar sürdürdüğü irşat faaliyetleridir. Yerebatan Camii'nde görev yapması, emekliliğinden sonra da Küçükayasofya Camii'nde gönüllü olarak vaaz vermeyi sürdürmesi, onun hizmet anlayışının yalnızca resmî bir vazifeden ibaret olmadığını göstermektedir. Üstelik onun cami kürsülerini birer merhamet yeri olarak gördüğü aktarılmaktadır. Ne kadar anlamlı bir yaklaşım! Çünkü dinin anlatıldığı yerde merhamet, insanın yetiştirildiği yerde şefkat, nasihatin verildiği yerde samimiyet bulunmalıdır. İnsanları aşağılayarak, korkutarak, sürekli kusurlarını yüzlerine vurarak gönül kazanılamaz. Gönüllere ulaşmanın yolu güzel sözden, örnek davranıştan ve içtenlikten geçer. Sevgili gençler! Hayatta önünüze pek çok yol çıkacaktır. Kimi zaman kolay yoldan para kazanmak, kimi zaman şöhrete ulaşmak, kimi zaman da başkalarının takdirini toplamak isteyeceksiniz. Ancak unutmayınız ki insanın gerçek değeri, kaç kişinin kendisini tanıdığıyla değil, kaç insanın hayatına iyilikle dokunduğuyla ölçülür. Bir insan çok zengin olabilir ama gönlü fakir kalabilir. Çok yüksek makamlara gelebilir ama ahlaki bakımdan küçülebilir. Çok kitap okuyabilir ama insan olmanın inceliklerini öğrenemeyebilir. Bu sebeple kendinize yalnızca meslek hedefleri koymayınız. İyi bir doktor, başarılı bir mühendis, güçlü bir hukukçu veya saygın bir akademisyen olmayı arzuladığınız kadar, güvenilir ve vicdan sahibi bir insan olmayı da hedefleyiniz. Çünkü ahlakla desteklenmeyen bilgi, insanlığa fayda sağlamak yerine zarar verebilecek bir güce dönüşebilir. Enver Baytan Hoca'nın hayatındaki bir başka önemli yön ise toplumsal sorumluluk anlayışıdır. Yeşilay Cemiyeti'nde görev alması, İlim Yayma Cemiyeti'nin çalışmalarına katkıda bulunması ve İslami Edebiyat çevresindeki faaliyetleri, onun ilmi yalnızca cami kürsüsüyle sınırlamadığını göstermektedir. Bu çalışmalar gençlerimize önemli bir mesaj vermektedir: İyi insan olmak yalnızca kötülük yapmamak değildir. İmkânı olduğu hâlde iyilikten uzak durmamak, toplumun sorunlarına duyarlı olmak ve başkalarının hayatını güzelleştirmek için çaba göstermektir. Bir gencin kötü alışkanlıklardan uzak durmasına yardımcı olmak, maddi imkânı bulunmayan bir öğrencinin eğitimine destek vermek, yalnız yaşayan bir yaşlının kapısını çalmak, bir yetimin yüzünü güldürmek de topluma hizmettir. Hepimiz büyük işler başaramayabiliriz. Ancak hepimizin yapabileceği küçük iyilikler vardır. Üstelik bazen küçük gördüğümüz bir iyilik, başka bir insanın hayatında büyük değişimlerin başlangıcı olabilir. Değerli gençler! Hayatın en büyük yanılgılarından biri, gençliğin hiç bitmeyeceğini düşünmektir. Oysa zaman sessizce akıp gidiyor. Dün çocuk olan bugün genç, bugün genç olan yarın yaşlı oluyor. Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız. Asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil, bize verilen ömrü nasıl değerlendirdiğimizdir. Enver Baytan Hoca doksan bir yıllık ömrünün büyük bir bölümünü ilme, eğitime ve insanlara dini değerleri anlatmaya ayırmış bir isim olarak hatırlanıyor. Bugün onun vefatının onuncu yıl dönümünde geriye dönüp baktığımızda, üzerinde düşünmemiz gereken şey işte budur. Bir insan dünyadan ayrıldıktan sonra da eserleriyle, öğrencileriyle ve bıraktığı güzel hatıralarla anılabiliyorsa, ömrünü anlamlı kılan değerli bir miras bırakmış demektir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) insan öldükten sonra amel defterinin kapanmayacağı üç hususu bildirdiği hadisinde, faydalanılan ilim de zikredilmektedir. Bu ne büyük bir müjdedir! Demek ki bir insana öğrettiğimiz faydalı bilgi, yetişmesine katkıda bulunduğumuz bir öğrenci ve başkalarına kazandırdığımız güzel bir alışkanlık, bizden sonra da hayırlara vesile olabilir. Buradan anne babalara, öğretmenlere ve toplumun bütün sorumluluk sahiplerine de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gençlerimize yalnızca başarılı olmayı öğretmeyelim. Onlara dürüstlüğü, merhameti, adaleti, kul hakkından sakınmayı ve farklı düşüncelere saygı göstermeyi de öğretelim. Çocuklarımızı yalnızca sınavlara hazırlamayalım. Onları hayata, sorumluluğa ve insan olmaya da hazırlayalım. Çünkü bir milletin geleceği yalnızca yollarıyla, köprüleriyle, fabrikalarıyla veya ekonomik gücüyle güvence altına alınamaz. Bir milletin gerçek gücü, yetiştirdiği ahlaklı, bilgili, vicdanlı ve sorumluluk sahibi nesillerdir. Bugün Enver Baytan Hoca'yı rahmetle anarken onun hayatından çıkarılacak en güzel dersin, ilmi hayatın merkezine koymak ve bu ilmi insanlığın yararına kullanmak olduğuna inanıyorum. Gençlerimizin de geçmişin kıymetli ilim insanlarını yalnızca anma günlerinde hatırlamakla yetinmemeleri, onların çalışkanlığından, azminden ve hizmet anlayışından örnek almaları gerektiğini düşünüyorum. Ancak geçmişin büyüklerini örnek almak, onları sorgulanamaz görmek anlamına da gelmemelidir. Gerçek ilim geleneği, öğrenmeyi, araştırmayı, düşünmeyi ve doğruyu aramayı gerektirir. Gençlerimiz hem köklerini tanımalı hem de çağın bilimsel ve teknolojik gelişmelerini yakından takip etmelidir. Hem manevi değerlerine sahip çıkmalı hem de insanlığın ortak birikiminden yararlanmalıdır. Hem inancını ve ahlakını korumalı hem de farklı düşünceleri dinleyebilecek bir olgunluğa erişmelidir. Çünkü bizim ihtiyacımız olan gençlik, yalnızca geçmişiyle övünen değil, geçmişinden aldığı ilhamla geleceği inşa edebilen bir gençliktir. Sözlerimi gençlerimize yönelik şu nasihatle tamamlamak istiyorum: Sevgili gençler! Öyle bir hayat yaşayın ki arkanızdan yalnızca gözyaşı dökülmesin, dualar da edilsin. Öyle güzel işler yapın ki adınız unutulsa bile iyilikleriniz yaşamaya devam etsin. Öyle bir ahlak sahibi olun ki sizi tanıyan insanlar, insanlığa olan güvenlerini kaybetmesin. Unutmayınız! “BU DÜNYADA EN BÜYÜK ZENGİNLİK, BİRİKTİRDİĞİNİZ MAL DEĞİL, KAZANDIĞINIZ GÖNÜLLERDİR. EN BÜYÜK MİRAS İSE GERİDE BIRAKTIĞINIZ SERVET DEĞİL, İNSANLIĞA KAZANDIRDIĞINIZ GÜZELLİKLERDİR.” 23 Ekim 2016 tarihinde Hakk'ın rahmetine kavuşan Enver Baytan Hoca'yı vefatının onuncu yıl dönümünde rahmet, minnet ve hayırla yâd ediyorum. Rabbim kendisine rahmet eylesin, mekânını cennet, makamını âli eylesin. Bizlere de öğrendiği ilimle amel eden, insanlara faydalı olan ve arkasında hayırla anılacak güzel eserler bırakan kullarından olmayı nasip etsin. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Âmin.
  • 3 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23