• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Sergen'i yine zengin edecekler! Yıllık alacağı ücret belli oldu

A Milli Futbol Takımı’nın yönetimi, geçmişte yeşil sahalardan ziyade at yarışları, bahis ve kumara olan merakıyla sık sık magazin ile spor basınının gündemine gelen Sergen Yalçın’a teslim edildi. Türkiye Futbol Federasyonu’nun yıllık 2,5 milyon euro gibi devasa bir rakam üzerinden anlaşma sağladığı teknik adam için sunulan mali imkânlar kamuoyunda büyük tartışmalara neden oldu.

6 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Mazhar saylam

Parayı yabancılar yiyeceğine bir Türk yesin inşallah ikinci kümeden gençler seçer
  • 1 Saat Önce

asker

hani milli duygu parading once gelirdi federesyon baskani kendi parasinimi veriyorki bol keseden dagitiyor verdigi para milletin parasi
  • 1 Saat Önce

Ahmet

Bu ne nenem bir ülke arkadaş. Bu kadar para bir kişiye neden verilir ki?
  • 2 Saat Önce

farkında mısınız

ispanyol gizem dizilerine çok bakarım . o sitelerde haluk levent sergen yalçın bahis reklamları oluyordu hep. yapay zekalı kandırmaca mıdır. yasal bahis reklamları mıdır bilmem. spor bahis hepsi içiçe zaten.
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

BAŞARI ORTADA YOKSA BU MİLYONLAR KİMİN İÇİN? Türkiye'de bazı şeyleri anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bir tarafta geçim sıkıntısıyla boğuşan milyonlarca insan, diğer tarafta futbol dünyasında havada uçuşan milyonlarca avro... İşin daha da düşündürücü tarafı, bu astronomik rakamların çoğu zaman başarıdan önce konuşulması. Şimdi önümüzde yine tartışılması gereken bir haber var. İddiaya göre Türkiye Futbol Federasyonu, A Millî Futbol Takımı'nın teknik direktörlüğü için Sergen Yalçın'la yıllık 2,5 milyon avro üzerinden anlaşmaya vardı. Rakamı bir kez daha yazıyorum. Tam 2,5 milyon avro! İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu kadar büyük bir ücret hangi başarının karşılığı olarak ödenecek? Öncelikle şunu ifade edeyim. Ben Sergen Yalçın'ın futbolculuk dönemindeki yeteneğini tartışacak değilim. Türk futbolunda iz bırakmış, topa hâkimiyeti ve oyun zekâsıyla hafızalarda yer edinmiş bir futbolcuydu. Ancak iyi futbolcu olmakla iyi teknik direktör olmak aynı şey değildir. Kaldı ki Sergen Yalçın'ın teknik direktörlük kariyerinde Beşiktaş'la kazandığı Süper Lig ve Türkiye Kupası şampiyonluklarını da yok sayamayız. Fakat bu başarılar, kendisine teklif edildiği ileri sürülen böylesine yüksek bir ücretin sorgulanamayacağı anlamına gelmez. Çünkü burada mesele yalnızca Sergen Yalçın meselesi değildir. Mesele, Türk futbolunun hangi ölçülere göre yönetildiği ve milyonlarca avroluk sözleşmelerin hangi akılla hazırlandığı meselesidir. Benim asıl itirazım da tam olarak buradadır. Bir teknik direktöre böylesine büyük bir ücret ödenecekse bunun karşılığında hangi hedeflerin belirlendiğini bilmek milletin hakkı değil midir? Mesela sözleşmede başarı şartı var mı? Millî takımın büyük turnuvalara katılması, belirli aşamalara yükselmesi veya somut sportif hedeflere ulaşması ücretlendirmede ne kadar etkili? Başarısızlık durumunda federasyonun yükümlülükleri neler? Yoksa başarı gelse de gelmese de milyonlarca avro garanti mi? İşte cevap bekleyen sorular bunlardır. Ben şahsen başarıdan bağımsız, astronomik garanti ücretler verilmesini doğru bulmuyorum. Bir insanın emeğinin karşılığını almasına elbette itirazımız olamaz. Ancak emek başka, ölçüsüz ücret başka şeydir. Üstelik söz konusu olan sıradan bir kulüp değil, ay yıldızlı formamızın temsil edildiği A Millî Futbol Takımı'dır. Bu takım milletimizin ortak değeridir. Bu nedenle burada alınan kararların da sıradan bir ticari pazarlık gibi değerlendirilmemesi gerekir. Bir başka hususa daha değinmek istiyorum. Sergen Yalçın'ın geçmişte özel hayatı, at yarışları ve bahis merakı üzerinden basına yansıyan haberler de kamuoyunda tartışılmıştı. Elbette bir insanın geçmişteki özel hayatı üzerinden peşin hüküm vermek doğru değildir. İnsan değişebilir, kendisini geliştirebilir ve geçmişteki tercihleriyle değil, bugünkü mesleki yeterliliğiyle değerlendirilmelidir. Ancak millî takımın başına getirilecek kişinin yalnızca teknik bilgisi değil, temsil sorumluluğu, disiplini ve kamuoyuna verdiği güven de önemlidir. Çünkü millî takım teknik direktörü yalnızca futbolcuları çalıştırmaz. Aynı zamanda milyonlarca gencin gözünün önünde bulunan, ülkesini temsil eden bir isimdir. Dolayısıyla böylesine önemli bir göreve yapılacak atamada her ayrıntının titizlikle değerlendirilmesi gerekir. Gelelim işin ekonomik boyutuna. Bu ülkede emekli, maaşını ay sonuna yetiştirebilmek için hesap yapıyor. Asgari ücretli, çocuğunun okul masrafını karşılayabilmek için fedakârlık ediyor. Gençlerimiz iş bulabilmek için kapı kapı dolaşıyor. Böyle bir ortamda milyonlarca avroluk sözleşmelerin konuşulması elbette toplumun vicdanını rahatsız eder. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Futbolun kendine özgü bir ekonomisi vardır. Dünyada teknik direktörlere çok yüksek ücretler ödendiğini de biliyoruz. Ancak başkalarının yüksek ücret ödüyor olması, bizim yapılan her anlaşmayı sorgusuz kabul etmemizi gerektirmez. Bir sözleşmenin büyüklüğü, ödenen parayla değil, ülkeye kazandırdığı değerle ölçülmelidir. Ben olsam böyle bir sözleşmeyi büyük ölçüde başarıya dayalı hazırlardım. Başarılı olursan kazanırsın. Millî takımı hedeflerine ulaştırırsan primini alırsın. Ülkeye tarihî bir başarı yaşatırsan elbette karşılığını fazlasıyla hak edersin. Ama başarı gelmediğinde bütün mali yükün federasyonun üzerinde kalacağı bir sistem varsa, buna adil bir yönetim anlayışı diyemem. Çünkü bu tür anlaşmalarda kazananın önceden belli, kaybedenin ise her zaman Türk futbolu olması kabul edilemez. Daha da önemlisi, böylesine yüksek meblağların hangi gerekçelerle belirlendiğinin açıklanmaması, ister istemez insanların zihninde soru işaretleri oluşturur. Ben bu tür anlaşmalara baktığımda, şeffaflık yoksa ciddi bir yönetim sorunu olduğunu düşünürüm. Hatta başarı şartı bulunmayan, kamuoyuna makul gerekçelerle açıklanamayan astronomik bir sözleşmeyi kendi nazarımda son derece yanlış ve kamu yararı açısından sakıncalı bulurum. Ancak kötü niyet bulunduğunu söylemek başka, kötü yönetim ihtimalini sorgulamak başka şeydir. Birincisi delil ister, ikincisi ise vatandaşın en doğal hakkıdır. Türkiye Futbol Federasyonu da bu sorulara açıkça cevap vermelidir. Sergen Yalçın neden tercih edildi? Neden bu ücret uygun görüldü? Hangi başarı hedefleri belirlendi? Sözleşmenin başarısızlık hâlindeki mali sonuçları nelerdir? Bu soruların cevapları verilirse tartışmalar da daha sağlıklı bir zemine oturur. Benim derdim Sergen Yalçın'ın şahsıyla değil. Benim derdim, Türk futbolunda yıllardır süregelen hesap verme eksikliğidir. Biz artık isimlerin değil, ilkelerin konuşulduğu bir futbol yönetimi görmek istiyoruz. Ahbap çavuş ilişkilerinin değil, liyakatin esas alındığı bir düzen istiyoruz. Büyük paraların değil, büyük başarıların manşetlere taşınmasını istiyoruz. Çünkü ay yıldızlı forma kimsenin zenginleşme kapısı değil, bu milletin ortak gururudur. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bir ülkede milyonlarca insan geçim derdiyle mücadele ederken, futbol yöneticilerinin milyonlarca avroluk sözleşmeler konusunda çok daha hassas davranması gerekir. Hiç kimse başarısı ölçülmeden, kendisinden ne beklendiği açıklanmadan böylesine büyük ücretlerin tartışmasız kabul edilmesini beklememelidir. Sergen Yalçın başarılı olursa elbette alkışlarız. Millî takımımızı büyük başarılara taşıyan kim olursa olsun hakkını teslim ederiz. Ancak bugün sormamız gereken soru şudur: Ortada henüz elde edilmiş yeni bir başarı yokken milyonlarca avroluk garanti ücretler konuşuluyorsa, bunun hesabını kim verecek? Unutmayalım ki futbol yalnızca sahada oynanan bir oyun değildir. Aynı zamanda ahlak, sorumluluk, liyakat ve hesap verebilirlik meselesidir. Ve benim için işin özü şudur: Başarıya ödül vermek adalettir; başarıdan bağımsız milyonlar dağıtmak ise sorgulanması gereken bir yönetim tercihidir.
  • 2 Saat Önce

Metin

Para önemli değil diyen, bir antrenör aranıyor. Ücret puan veya başarı durumuna göre olmalı.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23