• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

'Faizsiz Türkiye süreci ile ekonomik terörü bitirelim'

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, yüksek faizin üretim ve istihdamı olumsuz etkilediğini belirterek “Faizsiz Türkiye” süreci başlatılması çağrısı yaptı. Yapıcıoğlu, bankalardaki kaynakların tezgâh, tarla ve fabrikalara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Vay vay

Faizsiz Türkiye mi,şaka gibi..dünyada faizi en yüksek ikinci ülkeyiz..faizde rekorlar kırıyoruz. Kim yapıyor bunu,ülkenin ekonomistim diyenleri..
  • 1 Saat Önce

Ali Karakeseli

Faiz değil fon yiyelim diyorsun.
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

FAİZ; ÜRETİMİ ENGELLEYEN EKONOMİK TERÖRDÜR! Faizsiz ekonomik sistem, paranın paradan para kazandığı sömürü çarkını kırarak emeği, üretimi ve adil bölüşümü merkeze alan kalıcı bir finansal modeldir. Geleneksel finans sistemlerinin temelini oluşturan faiz, parayı bir üretim aracı olmaktan çıkarıp başlı başına bir ticaret metasına dönüştürür. Bu durum, sermayenin sadece belirli ellerde toplanmasına, zengin ile fakir arasındaki uçurumun derinleşmesine ve toplumsal huzursuzlukların tırmanmasına yol açar. "Ekonomik terör" olarak nitelendirilebilecek bu yapay kriz döngülerinden kurtulmanın yolu; paranın banka kasalarında veya spekülatif piyasalarda hapsedilmesi yerine, doğrudan reel sektöre aktarılmasından geçer. Yüksek faiz oranları; üreticinin, çiftçinin ve sanayicinin sırtındaki en büyük maliyet yüküdür. Yatırım yapmak, fabrikasını büyütmek veya tarlasını işlemek isteyen müteşebbis, yüksek borçlanma maliyetleri altında ezildiğinde üretimden çekilmek zorunda kalır. Üretimin durması ise doğrudan istihdamın azalması, işsizliğin artması ve nihayetinde topyekûn bir ekonomik durgunluk demektir. Buna karşın faizsiz finans modeli, parayı doğrudan tezgâha, tarlaya ve fabrikaya yönlendirir. Bu sistemde finansör ile üretici risk ve kâr ortaklığı temelinde buluşur. Para, spekülatif kazançlar yerine doğrudan istihdam oluşturan, katma değer üreten somut yatırımlara dönüştüğü için ekonominin damarlarına taze kan pompalanmış olur. "Faizsiz Türkiye" ideali, yalnızca teorik bir finansal dönüşüm değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir refah hamlesidir. Paranın faiz yoluyla zahmetsizce katlandığı bir düzende, alın teri ve emek değersizleşir. Faizsiz sistem ise emeği kutsal sayar ve sermayeyi üretime zorunlu kılar. Bankalardaki atıl kaynakların üretime kanalize edilmesiyle birlikte sanayici önünü görebilir, çiftçi toprağına küsmez ve esnaf borç batağına saplanmadan ayakta kalır. Bütün üretim katmanlarının faizsiz sistemle desteklenmesi ve devletin güçlü projeleri olan üreticilere doğrudan omuz vermesi, işte bu yüzdendir ki ekonomik bağımsızlığın ve sürdürülebilir büyümenin en temel şartıdır. Tarımdan sanayiye, teknolojiden esnafa kadar ekonominin her katmanı faizsiz modellerle fonlandığında, finansal kaynaklar bir sömürü aracı olmaktan çıkıp doğrudan toplumsal refaha hizmet eden bir kaldıraca dönüşür. Bu entegre yapıda devlet, sadece bir düzenleyici değil; aynı zamanda yenilikçi, istihdam odaklı ve katma değeri yüksek projeleri destekleyen en büyük stratejik ortak misyonunu üstlenmelidir. Üretimin en alt basamağından en üst teknoloji katmanına kadar kurulan bu faizsiz hat, ekonomiyi spekülatif şoklara karşı tamamen korunaklı hale getirir. Küçük esnafın ham madde alımından, dev sanayicinin fabrika kurulumuna kadar her aşamada uygulanacak risk ve kâr ortaklığı, borca dayalı büyüme modelini tamamen ortadan kaldırır. Bu süreçte devletin vizyoner ve güçlü projeleri olan üreticileri tespit ederek hibe, vergi muafiyeti ve sıfır faizli ekipman destekleriyle teşvik etmesi, yerli üretimin küresel pazarda rekabet gücünü artırır. Devlet güvencesiyle desteklenen nitelikli projeler, paranın banka mevduatlarında atıl kalmasını önleyerek doğrudan tezgâha ve tarlaya akmasını sağlar. Devlet ve faizsiz finansın bu güçlü iş birliği, toplumsal adaleti tesis ederken enflasyonist baskıyı da kökünden kırar. Faiz maliyetinden arınan üretici, mal ve hizmetlerini daha uygun maliyetlerle piyasaya sunar; bu da doğrudan tüketicinin rahatlaması ve halkın alım gücünün artması anlamına gelir. Güçlü projesi olan her girişimcinin arkasında devletin ve faizsiz fonların sarsılmaz desteğini hissetmesi, ülkedeki beyin göçünü engeller ve yerli inovasyonu tetikler. Sonuç olarak, devlet öncülüğünde tüm üretim katmanlarına yayılan faizsiz bir seferberlik; enflasyon baskısını azaltır, yerli üretimi teşvik eder ve paranın parayı doğurduğu çarpık düzeni yıkarak ülkeyi sarsılmaz bir ekonomik kalkanla kalıcı bir bağımsızlığa kavuşturur.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23