• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Trump'tan Orta Doğu'yu sarsacak tehdit! İran'a "bütün bombaların anası" ile saldırı iması!

ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da gerilimi tırmandıracak hezeyan dolu açıklamalarda bulundu. Beyaz Saray'dan ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, İran'a "MOAB" (Bütün Bombaların Anası) adı verilen 10 tonluk devasa bombayı atmayı düşündüklerini belirterek açık bir tehdit savurdu.

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ABD’nin Orta Doğu Stratejisi: Gerilim Siyaseti, Petrol Piyasaları ve Silah Ticaretinin Üçgeni! Orta Doğu, küresel jeopolitiğin ve enerji hatlarının kalbi olma özelliğini on yıllardır sürdürürken, bölgedeki askeri hareketlilik ve liderlerin söylemleri nadiren sadece görünen askeri hedeflerle sınırlı kalmaktadır. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik "MOAB" (Bütün Bombaların Anası) iması içeren son sert çıkışı, ilk bakışta iki ülke arasındaki kronik düşmanlığın yeni bir perdesi gibi algılansa da, madalyonun arkasında küresel ekonomik dengeleri şekillendiren çok daha pragmatik ve derin bir strateji yatmaktadır. Beyaz Saray'ın bölgedeki tansiyonu sürekli yüksek tutma arayışı, aslında petrol piyasalarını manipüle etme ve milyarlarca dolarlık silah ticaretinin zeminini hazırlama gayretinin bir ürünüdür. Bu stratejinin ilk ve en somut ayağı küresel petrol piyasalarıdır. Orta Doğu’da ne zaman askeri bir çatışma ya da ağır bir bombardıman tehdidi baş gösterse, enerji koridorlarının güvenliğine dair endişeler anında tetiklenmekte ve petrol fiyatları hızla yukarı tırmanmaktadır. ABD, gerilimi yapay bir şekilde canlı tutarak piyasalardaki arz güvenliği korkusunu beslemekte ve fiyatların yüksek seviyelerde kalmasını sağlamaktadır. Yüksek petrol fiyatları, küresel enerji piyasalarında kartların yeniden dağıtılmasına olanak tanırken, Washington yönetimine de piyasaların yönünü kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda manipüle etme gücü vermektedir. Tehditlerin tonu ne kadar sertleşirse, varil fiyatlarındaki spekülatif artış da o kadar kaçınılmaz hale gelmektedir. Denklemin ikinci ve daha karmaşık boyutu ise bölgesel aktörlerin baskı altına alınarak savunma harcamalarına zorlanmasıdır. ABD’nin bölgedeki söylemsel tehditleri devam ederken, diğer taraftan Yemen’deki Husiler gibi unsurların yarattığı lojistik ve askeri hareketlilik, özellikle Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri üzerindeki güvenlik tehdidini sürekli kılmaktadır. Güvenlik mimarisini tehdit altında hisseden Riyad yönetimi, bölgedeki askeri dengeleri korumak adına yönünü geleneksel müttefiki olan Washington’a çevirmek mecburiyetinde bırakılmaktadır. Bu durum, Suudi Arabistan üzerinde ciddi bir jeopolitik baskı mekanizması oluşturmaktadır. Nihai hedef ise bu iki faktörün birleşimiyle devasa bir ticari kazanç elde etmektir. Petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi sayesinde kasasını dolduran Suudi Arabistan, artan gelirini hissettiği güvenlik tehditleri sebebiyle savunma sanayisine aktarmak zorunda kalacaktır. Jeopolitik gerilim senaryosunun doğal bir sonucu olarak, çok yakın bir gelecekte ABD ile Suudi Arabistan arasında milyarlarca dolarlık, yüksek meblağlı yeni bir silah ticaret anlaşmasının imzalanması kaçınılmaz bir gerçektir. Sonuç olarak, Trump'ın nükleer olmayan en büyük bombayı kullanma iması, aslında askeri bir operasyonun habercisi olmaktan ziyade; petrol fiyatlarını zirvede tutma, Körfez'i köşeye sıkıştırma ve Amerikan savunma sanayisine yeni ve devasa pazarlar açma stratejisinin retorik bir aracıdır.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23