• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Memur olarak atandı, gördükleri karşısında isyan etti: Bu ülke nasıl ayakta duruyor

Memur olarak atandı, gördükleri karşısında isyan etti: Bu ülke nasıl ayakta duruyor

26 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Ali

Bir tane müslüman dayanamamış konuşmuş
  • 2 Ay Önce

ysf.

Tüm belediyelere bir çeki düzen yada yasa getirilmeli.Belediyelerde yapılan israf hiç bir kurumda yok.Verimlilik oranı yüzde elli bile değil.
  • 2 Ay Önce

EbûSaîd

Memur işlerini işçilere yaptırma bırakılmalıdır. Zaten memur evrak işi büyük ölçüde dijitale düştü.
  • 2 Ay Önce

bientos mariantos

Hükümet böyle boş beleş insanları bünyesinde işçi ve memur olarak istihdam etmek zorunda mıdır? En iyisi devlet kurumları özelleşmeli ki, çalışan çalışsın, yatan da gidip evinde yatsın.
  • 2 Ay Önce

Misafir

Belediyeside kamusuda hep ayni bir önerim var müdürlerin altına rahat koltuk vermiyelim altındaki koltuklar yarım saate bir müdürü dürtsün kalk git personelini takip et işler nasıl yürüyor diye bak desin.
  • 2 Ay Önce

Hamdi

Belediye ler kapatılsın halk meçlisi seçsin Belediye leri valiler yönetsin
  • 2 Ay Önce

Nihat Yılmaz

CHP’li bir belediyeden emekli olmuş bir çalışan olarak, görev yaptığım dönemde belediyelerde israf, adam kayırma ve liyakat sorunlarına ilişkin çeşitli uygulamalara tanık oldum. - Bir kişinin yapabileceği işler, zaman zaman çok daha fazla kişiye yaptırılmakta; özellikle hafta sonlarında çalışma yaptırılarak fazla mesai ücreti alınmasına yol açıldığı - Belediyenin kendi araçları ve şoförleri bulunduğu hâlde, araçların ve personelin atıl bırakıldığı; yapılabilecek bazı işlerin bunun yerine müteahhitlere yaptırıldığı -Belediye yönetiminin görüşünden farklı düşüncelere sahip çalışanların görev yerlerinin değiştirildiği, sürgün niteliğinde görevlendirmelerle pasif duruma getirildiği ve başarılı olsalar dahi yükselmelerinin çeşitli yollarla engellendiği kanaatindeyim. - Fiilen fazla mesai yapılmadığı hâlde fazla mesai ücreti ödendiği - Aynı nitelikteki mal veya hizmet alımlarının, ihale sınırlarının altında kalacak şekilde bölündüğü ve bu suretle ihale yapılmadan belirli müteahhit veya satıcılara verildiği . - Bazı mal ve hizmetlerin piyasa koşullarının üzerinde bedellerle aynı kişilere verildiğini; hazırlanan şartnamelere ise her zaman uyulmadığı - Liyakatsiz kişilere iş yaptırılarak aynı işi bir çok defa yaptırılacak israfa neden olunduğu Bu hususlar benim belediyede çalıştığım dönemde edindiğim gözlem ve kanaatlerdir. Amacım herhangi bir kişiyi veya kurumu haksız yere suçlamak değil; kamu kaynaklarının daha şeffaf, ekonomik, denetlenebilir ve liyakat esaslarına uygun şekilde kullanılmasının önemine dikkat çekmektir.
  • 2 Ay Önce

memurum

önce bir Günaydın diyeyim. Sonrada ÇALIŞAN memura bu suçlamayı yapamazsınız. ikincisi ise oturup oram ağrıyo, buram ağrıyo, bel fıtığım var, dizlerim ağrıyo , psikolojik ilaç alıyorum deyipte memurdan 50-100 tl fazla alan işçilerden daha çok söz edilmesi lazım. hiçbir sınava tabi tutulmaksızın, onun bunun tanıdığı vasıtasıyla işe girenlere bir bakın ondan sonra konuşalım!
  • 2 Ay Önce

Mehmet

tüm kamo iş yerleri aynı şekilde devam ediyor mevcut çalışanların yarısı dahi yeterlidir
  • 2 Ay Önce

Emice

657 zırhı kaldırılmalı, aldıkları haram zıkkım olsun.
  • 2 Ay Önce

Okur

Yakında topluca batarız.Böyle devam etmaz.O zaman görürüz 
  • 2 Ay Önce

HALİL ATEŞ

Belediye seçimi diye bişey olmaması gerekir belediyelerde tıpkı diğer resmi kurumlar gibi başkan atamayla gelmeli ve işçi kanunu acilen değişmeli kadro olayı kaldırılmalı kadroyu alan kurumu kendi babasının çiftliği gibi kullanıyor bu kanayan bir yara ve israf çok maalesef
  • 2 Ay Önce

gurbetçi

@HALİL ATEŞ sana hak veriyorum.belediye seçimleri kaldırılmalı

diyarbakırlı

Böyle bir özeleştiriye en fazla sendikalar rahatsızlık duyarlar, adamlar derdi de varsa yoksa aidatlarının artmasıdır.
  • 2 Ay Önce

Eren

Belediyeler birilerinin çiftliği hSline dönmüş durumdadır.
  • 2 Ay Önce

Bu vatan hepimizin.

Bu ülkede iki kurum var, bu ülkeyi ayakta tutan, Asker ve polis gerisi teferruat, bunu belki bazı çevreler kabul etmeyecek ama, artışıyla, eksisiyle bu iki kurum olmasa emin olun ülke çoktan çökerdi, birde manevi kuruyucular, bu kadar hırsızın, uğursuzun, teröristin, çetenin, stokçunun, ajanın yaşadığı bir ülke yıkılmıyorsa muhakkak yaratanın koruyuculuğu vardır.
  • 2 Ay Önce

Cengiz

Bu yeni memur çok haklı, maalesef bizdeki bürokrasi hantalligi ve liyakatsizligi ülkemizin kalkınmasında en önemli engeldir, ücretten başla çalışma düzenine kadar adaletsizlikler var,memur aşırı koruma altında, hiç bir iseyysramayani
  • 2 Ay Önce

Ertuğrul

bir gün güzel Ankara’mızın bir ilçesindeki bir belediye kurumunda bir işim vardı gittim belediye başkanı ile görüşmek istemiştim yerinde yoktu saat 11 gibi dört tane onun vekili dört ayrı oda kapsında dört ayrı sekreteri vardı sekreterler onların hiç birisi işe bile gelmemiş kim bilir daha yatıyorlar belki tabiki sekreterleri onları korumak icin iş görüşmeleri var dışardalar veya başka bir yerdeler ayağı muhtemelen dört veya beş özel kurum arabaları ve şoförleri ve çantacilari çaycısında sayarsak en üstten en alta kadar maalesef her yerde gereğinden cok fazla alımlar yapılmış ve halen yapılmakta boş bir yapılanma sanal bir zenginlik görünümü .
  • 2 Ay Önce

Emekli

Devletin hiç denetleyicisi yokmuş imiş de memurun çalışma düzensizliğini aday memurdan öğreniyoruz ?
  • 2 Ay Önce

Ülke yozlaşma ve kurumlar çürümüşluk içinde.

Torpille atananlar kimler acaba

Salih

evet cok güzel ve anlamlı bir soru saygılar

Mehmet

evet aynen öyle helal olsun güzel anlatmış belki yıllarca bir çok siyasetçinin ve kişilerin bildiği ama bilmek istemediği cok büyük bir kayıp hele son yıllarda insanların sanal çöp sosyal medyalar bağımlığıda artıkça ve partililerin aman daha fazla oy seçim kazanma hırsları ile birlikte emek vermeden çalışmadan günün veya haftaların ayları yılları dizi izleyerek sanal medya çöpleri ve birazda günlük dedikodularla kendi aralarında boş muhabbetlerle ülke devlet milli kaynaklar gelecek nesillerin ülkenin devletin gücü birikimleri sürekli boş yere harcanıyor ve bitiriliyor bir çok devlet kurumları da her yerde de hep böyle maalesef cok yazık ve günah y bir iki örnek vereyim bir ilçemizde sağlık ocağında toplamda belki 20 kişinin yapabileceği işleri en az yüz kişi doldurulmuş hele belediyelerde de bir sürü oturarak ve çalışmadan bir iki saatlik çalışma belki verim geriye kalan saatler hiçbir şey yapmadan sadece boşa vakit geçirerek oturarak devlet ve milli kaynaklar sömürülüyor dünyanın hiçbir gelişmiş ülkelerinde nüfusa oranla bir kadar insanlar o kadrolara doldurulmamış nihayetin de bir seyler üreterek çalışarak işe başlama çıkış dakikalarla degil saniyelerle hesaplanıyor telefonlar bilgisayarlar kullanımı yasak kurumlarda biriktirilmiş o insanlar başka tesis ve üretim alanlarında üretime çalışmaya kazandırılıyor gelişmiş ülkelerde insanların iki uç saatte ürettikleri koşturma ve çalışmayı Türkiye de iki veya üç güne veya haftaya aya denk geliyor sadece oturarak ve hayaller kurarak büyük Türkiye yüzyılı güçlü Devletler oluşmuyor daha fazla tarımsal hayvansal sanayi savunma şirketleri ve üretimleri en üst düzeyde olmalı dünyada bu ürünleri pazarlama yapılabileceğimiz katrilyonluk sonsuz piyasalar ve ihtiyaç duyacak ülkeler ve toplumlar var diğer gelişmiş ülkeler yıllardan beri o pazarlarda ve üretimlerde ler ve her geçen gün paylarını attırtma peşindeler .
  • 2 Ay Önce

İyi niyet sonucu.

Sersenişte bulunan kişi sadece belediyede çalışanları aktarmış. Aynı durum bir çok devlet kurumlarında var. Bir tarihte Trakya bölgesinde bir vergi dairesine gittim öğle ara sonradı iş başı saati gelmiş ve geçmiş olmasına rağmen sıranın başında olmama rağmen onlarca memur masalarında öyle bir meşgullerki bir türlü kalkıp ilgilenen olmadı. Sonrasında ses yükseltmemiz sonucunda bir bayan masasından kalkarken örgü yumağını masanın kenarına koyarak ilgili olmak icraatını başlattı. Dürüst olma ahlaki yok ise al sana fırsat. Devlet deniz yemeyen keriz.
  • 2 Ay Önce

Ahmet

Allah bunun hesabını soracak hala memur işçi maaşı yetmiyor diye salya sümük ağlayanlara. Allah bildiği gibi yapsın ne diyelim.
  • 2 Ay Önce

Yılmaz hamza

Dogru cok israf var ama bu partiler oldugu surece bitmez herkes kendi adamını yerleştiriyor ve tabıkı bu gerçek ortaya cıkıyor bunu ancak durusu adil insanlar gelirse bu sorunlar cozulur senelerdir kurumlara insanları yerlestıre yerleştireceğiz bu durumdayız ve insanlar hayatlarından memnunlar ne karisan var nede gorusen tek care bunlardan kurtulmakyoksa varsa bu ulke dünyanın enbuyuk ilkesi olur ama maalesef yok
  • 2 Ay Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

NASIL YAZABİLİYORUM! Yazmak, basit bir anlatım aracından öte, yazarın ruhunu ve cesaretini ortaya koyduğu derin bir varoluş biçimidir. Yazmak, sadece harflerin yan yana gelerek cümleleri oluşturduğu teknik bir süreç değildir. Gerçek bir yazı, kağıdın üzerine dökülen mürekkepten çok daha fazlasını taşır; o, bir ruhun başka bir dünyaya attığı ilk adımdır. Yazmak için her şeyden önce derinden hissetmek gerekir. Bir yazar, anlatacağı acıyı, neşeyi ya da öfkeyi kendi damarlarında dolaşan kan gibi hissetmediği sürece, yazdıkları sadece soğuk birer metin olarak kalmaya mahkumdur. Gerçek bir eleştiri veya anlatı, ancak o eleştirilen dünyanın içine hayali bir yolculuk yapmakla mümkündür. Yazar, sadece dışarıdan bakan bir gözlemci olarak kalamaz; o dünyanın sokaklarında yürüyen, rüzgarını teninde hisseden ve tüm olumsuzluklarını bizzat göğüsleyen birine dönüşmelidir. Bir adaletsizliği kaleme almak, o adaletsizliğin yarattığı boşluğu ruhunda taşımayı; karanlığı anlatmak ise o karanlıkta yolunu kaybetmeyi göze almayı gerektirir. Yazmak, o dünyayı tamamen içeriden, tüm çıplaklığıyla deneyimlemektir. Bu eylem, doğası gereği büyük bir cesaret ve tutku barındırır. Kişi, zihninde inşa ettiği o zorlu dünyaya girdiğinde, oradaki tüm çelişkileri ve sancıları da kuşanır. Bu süreç, sadece düşüncelerin değil, aynı zamanda duyguların ve bilincin bir araya gelerek yeniden inşa edilmesidir. Olgunluk gerektiren bu yolda yazar, her şeyiyle kendisi olabilmeli ve korkusuzca o dünyanın derinliklerine inebilmelidir. Sonuç olarak yazmak, sadece bir anlatım aracı değil; bir varoluş biçimidir. Hissetmekten korkmayan, eleştirdiği dünyanın tozuna ve çamuruna bulanmayı göze alan bir kalem, ancak o zaman zamansız ve etkileyici eserler bırakabilir. Çünkü sadece yürekten süzülen ve bizzat yaşanmışçasına hissedilen kelimeler, bir başkasının ruhuna dokunacak güce sahip olabilir.
  • 2 Ay Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23