• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Netanyahu Türkiye’yi neden hedefe koydu? Perde arkasındaki hesap deşifre oldu

Netanyahu Türkiye’yi neden hedefe koydu? Perde arkasındaki hesap deşifre oldu

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Seçim Sandığının Gölgesinde Düşman Yaratmak: Netanyahu’nun Koltuk Sevdasının Bedeli! İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetimi, Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik son askeri müdahalenin ardından bir kez daha tanıdık bir stratejiye sarılmıştır. Bu strateji; içeride köşeye sıkışan her popülist liderin sığındığı "dış düşman yaratma" ve "suni tehdit algısı oluşturma" kurnazlığıdır. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Mehmet Cihan Toker’in de isabetle belirttiği gibi, Netanyahu’nun Türkiye karşıtı söylemlerini pervasızca artırması, yaklaşan seçimler öncesinde koltuğunu koruma çabasından başka bir şey değildir. Yıllardır ülkesini bir şiddet sarmalına hapseden bu zihniyet, bugün kendi siyasi ikbalini kurtarmak uğruna bölgesel barışı bir kez daha dinamitlemektedir. Netanyahu’nun bugün karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, sınırların dışındaki hayali düşmanlar değil, bizzat İsrail halkının adalet ve refah arayışıdır. Hakkındaki ağır yolsuzluk soruşturmaları, rüşvet iddiaları ve her geçen gün derinleşen ekonomik kriz, Netanyahu iktidarının meşruiyetini tamamen eritmiştir. Demokratik bir ülkede normal şartlar altında hesap vermesi ve siyaset sahnesinden çekilmesi gereken bir figür, yargıdan kaçmak için tüm bir coğrafyayı ateşe atmaktan çekinmemektedir. Kendi halkının dahi sokaklara dökülerek istifasını istediği bir liderin, Türkiye gibi bölgesel bir gücü hedef alarak "güvenlik" kartına oynaması tam bir acziyet göstergesidir. Bu kirli siyasetin temel amacı, seçmenin rasyonel düşünme yetisini elinden almaktır. Toker’in ifadesiyle amaç; kitlelere "Ülkeyi en iyi kim yönetir, ekonomiyi kim düzeltebilir?" sorusunu unutturmak, bunun yerine korku iklimi besleyerek "Bizi bu hayali tehlikelerden en iyi kim korur?" manipülasyonunu dayatmaktır. Netanyahu, yıllardır katliamlar ve hukuksuz işgallerle beslediği bu canice yönetim anlayışını, şimdi de diplomatik saldırganlıkla tahkim etmeye çalışmaktadır. Ancak bilinmelidir ki, masumların kanı ve savaş çığırtkanlığı üzerine inşa edilen hiçbir siyasi kariyer sonsuza kadar süremez. Sonuç olarak, Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik asılsız ve hadsiz çıkışları, uluslararası kamuoyunda hiçbir karşılık bulmayan beyhude bir çırpınıştır. Kendi yolsuzluklarını örtmek için suni krizler üreten, bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen ve barış imkanını sabote eden bu tehlikeli zihniyet, tarih sayfalarına sadece bir işgalci olarak değil, kendi halkını da felakete sürükleyen bir despot olarak geçecektir. Sandıktan çıkacak hiçbir sonuç, bu yönetim anlayışının insanlık ve hukuk nezdindeki mahkumiyetini ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.
  • 2 Saat Önce

Danışıklı dövüş mu

Acaba
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23