--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

UYARI VE DAVET…

Süleyman Karagülle
Süleyman Karagülle

1960’larda kooperatifi (Akevler Kredi Ve Yardımlaşma Kooperatifi) kurduğumuzda benim temel felsefem şu idi (bunu Kur’an’dan öğrenmiş ve bizzat yaşayarak da şahit olmuştum): Ülkemizde mevcut olan kötülük ve zulümler yöneticilerin kötü olmalarından değil, düzenin kötü ve zalim olmasından ileri gelmektedir. İzmir’de bunu ilk dile getiren, o zamanki çalışma arkadaşımız Kilis ikinci dönem Milletvekili Remzi Güres olmuştur. İnsanlar iyidir. Kötü olan düzendir. Kim gelirse gelsin, düzen değişip düzelmedikçe kötülük ortadan kalkmaz. Remzi Güres ile çalışma usulünde anlaşamadığımız için dostluğumuz devam etti ama İzmir’deki çalışmalarımızı ayırdık... 

Prof. Dr. Ahmet Tahir Satoğlu ile Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi’mizi kurduk... Makroda düzen değiştirme yerine mikroda şeriat/hukuk düzeni kurmayı hedefledik... Akevler’e ortak olanlar bu amaçla ortak oldular... Gayemiz; kooperatif içinde de olsa şeriata göre yaşayabilmek idi... Bize katılanlar iki görüşte idiler... Birileri benim gibi düşünenler idi; suçlu olan insanlar değil düzendir... Bazılarına göre ise; suçlu olan o günkü kötü yöneticiler idi... 

Düzen değiştirme fikrine Necmettin Erbakan katıldı. Ne var ki Akevler’le yine görüş ayrılığı devam etti. Erbakan siyasetle bu işin olacağına inandı ve “Adil Düzen”i ortaya koydu. Erbakan’ın ifadesiyle, “Adil Düzen’in kokusu” mesabesinde bir başarı sağlandı... Bu merhalede biz Akevler olarak kenarda kalıp küçüldük. Bu arada başarının görüldüğü yere doğru gidildi. Bunlardan sekiz arkadaşımız AK Parti içinde yer aldılar.. Bunlar İslâm düzenini getirme idealini unuttular, Batı düzeninde başaracaklarını sandılar. Bazı çalışmaları ile İslâm düzenine gitme yolunda adımlar attılar... 

Recep Tayyip Erdoğan bugün -veya partiyi kurduğu günden itibaren- Akevler Adil Düzen ekibini, Millî Görüş ekibini devre dışı etti... Artık o bizi aramayacak, biz de onu aramayacağız... On senelik (5+5) başkanlığının hayırlı geçmesine dua ederiz... 

Ben şimdi bu yazımda diğer arkadaşlara hitap edeceğim ve Sayın Abdullah Gül’ü en başta muhatap alacağım: Bugün eğer AK Parti %50’ler civarında veya üstünde oyla iktidarda ise; sizin de içinde olduğunuz Akevler Kooperatifi’nin 1960’larda başlattığı “yeni düzen” çalışmalarının meyvesidir. Beraber başladığımız bu yolda bizi tek başımıza bırakıp cari düzende çaba gösterdiniz. Allah size o kadar nimet verdiği halde, “Adil Düzen” için ne yaptınız? Kur’an’da, “letüselünne yevmeizin ani’n-neîm (o gün nimetlerden sorulacaksınız)” deniyor. Yarın Allah size âhirette; verdiğimiz onca nimete karşılık siz İslâm düzeni için ne yaptınız, bu nimetin şükrünü ifa etme aklınıza gelmedi mi diye sorduğunda ne cevap vereceksiniz? Allah sizi seviyormuş ki şimdi size büyük bir fırsat verdi, bu nimetlerin şükrünü ifa etme imkânını bahşetti. Tekrar Akevler’i hatırlayın ve emekli olup da işiniz kalmadığına göre yeniden İslâm düzeninin gelmesi için çalışmaya başlayın. Bunun için Abdullah Gül’ün başkanlığında bir kooperatif kurunuz. Bilim ve Araştırma Kooperatifi’ni kuracaksınız. Emekli maaşınızı zaten alıyorsunuz. Günde iki saatinizi bu çalışmaya ayıracaksınız, İstanbul ve Ankara’da çalışma yapacaksınız. Bizim hazırladığımız “Adil Düzene Göre İNSANLIK ANAYASASI” vardır. Bu anayasa yüz maddeden oluşmaktadır. Üzerinde çalışmalar da yapılmıştır. Kooperatif’in yapacağı iş olarak sizler beşer-onar kişilik komisyonlar oluşturacaksınız. Her komisyon bir madde üzerinde çalışacak, tartışarak son şeklini verecek, “gerekçesi ve açıklaması” hazırlanacaktır... İnsanlığın sorunlarına çözüm arayacağız... Anayasa maddeleri oluştuktan sonra, önce kurulacak semtlerde uygulanacaktır. İki çeşit semt kurulacaktır... Yüz villalı “dinlenme siteleri” devremülk olarak satılacak... Bir de yüz daireli “lojmanlı işyerleri” kurulacak... Sonra on semtler birleştirilerek bir site yönetimi oluşturulacak... İnsanlığa “uygulamalı örneklerle” arz edilecek... 

Abdullah Gül yapmazsa, başkası yapacaktır... 

Ama sizin her birinize bunu yapmak farz-ı ayndır... 

Buraya emekli profesörler, bakanlar, kurmaylar ortak olup çalışmalar yapacaklar... Emekli olan ilim adamları, kurmaylar ve bürokratlar bir AR-GE KOOPERATİFİ kuracaklar... Bu kurucular her gün en az iki saatlerini ayırıp bir araya gelerek bir konu üzerinde çalışacaklar... Bunların çalışacağı konu teknolojik konu olmayacak, “HUKUK VE EKONOMİ” konuları üzerinde çalışacaklar... Kendileri ne isterlerse konu olarak onu seçecekler... Toplantılar kayda alınacak... Ayrıca sonunda bir “rapor” hazırlayıp kooperatife arz edecekler... Kooperatif de bu raporu basıp halka sunacak… 

Çalışmada takip edilecek usul şudur: Birincisi; -Bugün Türkiye’deki mevzuat bu sorunları nasıl çözmektedir? Bu net ve açık olarak tesbit edilerek halk bilgilendirilecektir. İkincisi; -Uygulama nasıl yapılmaktadır? -Halk bunları pratik olarak nasıl çözmektedir? -Mevcut mevzuata aykırı olarak ne yapılmaktadır? -Sorunlar nelerdir? -Batı’nın ilim adamları buna ne çözümler önermektedirler? -Batı’daki uygulamalar değil de ilim ne diyor? Bunlar araştırılacaktır. -İslâm bu hususlarda ne diyor? -Geçmişteki İslâm âlimlerinin görüşleri nelerdir? Bugünkü Türk İslâm âlimlerinin --bilhassa Akevler’in-- görüşleri alınacaktır. Ondan sonra da komisyon bunlara dayanarak rapor hazırlayacaktır... Böylece emekli olanların emekleri de değerlendirilmiş olur. Ayrı ayrı haftalık toplantılar yapılacak ve bu toplantıda haftalık raporlar sunulacak... Komisyonlar arası ilişkiler böylece oluşacak... Komisyon raporu fıkıh ve proje bazında hazırlanmış olacak... Yani yapılan her proje uygulanabilecek şekilde detaylı olacak... İsteyenler bu projeyi alıp uygulayacak... Kooperatif bu uygulayıcılara “Genel Hizmet” verecek... İşletme çalışıp başarılı olduktan sonra kooperatif burada çalışanlara sertifika verecek... Sertifikalılar bu projeden yararlanabilecek...

Süleyman Karagülle Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle