--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İstikrar ve Yeni Düzen

Süleyman Karagülle
Süleyman Karagülle

Bir yönetim ne kadar kötü olursa olsun, eğer uzun zaman sürerse, halk kendisini yönetime uydurur ve ülke gelişir. Yöneticiler ne kadar âdil olurlarsa olsunlar, eğer yönetim sık sık değişiyorsa; yeni gelenlerin işe başlayabilmesi, halkın yeni yönetimle uygunluk içinde işleri düzenleyebilmesi için zaman geçmesi gerekir. Dolayısıyla o ülke gelişemez. 

Türkiye’de İstiklâl Savaşı’ndan sonra yönetimlerde değişmeler olmuştur ama Türkiye kuruluş çizgisinden ayrılmamıştır. Mustafa Kemal Yahudilerle gizli anlaşma yapmış ve bu sayede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur. Yahudilerin istediği şu idi: Türkiye dinsiz bir ülke olacak... Bunun için Osmanlıların başlattıkları inkılâplar tamamlanacak... Mustafa Kemal bu inkılâpları kolay yapmamış, birçok zulümler sonunda inkılâplar sözde yapılmıştır. Bu sebepledir ki Mustafa Kemal Türk Müslümanları tarafından sevilmez ama onun inkılâpları hâlâ yürürlüktedir. AK Parti inkılâp kanunlarını bile kaldıramamıştır. İşte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti böylece bir asırdır istikrarını sürdürdüğü için artık Avrupa devletleri seviyesinde bir devlet olmuştur. 

AK Parti 12 senedir iktidardadır. Bu istikrar Türkiye’ye büyük kazanımlar sağlamıştır. Şimdi de 10 senelik yeni iktidar dönemini garantilemişe benziyor. 24 sene AK Parti iktidarda olacaktır. Bu da Türkiye’yi muasır medeniyetin fevkine/üstüne çıkaracaktır. 

Bu istikrar nasıl sağlanmıştır? 

1- Ordu önce Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün emrinde idi... Sonra CHP’ye dayandı... Evren, Özal’ı destekledi... Bunların sonuç vermediğini gören ordu Hüseyin Kıvrıkoğlu zamanında karar verdi; seçimde kim kazanırsa ordu onu destekleyecek... Böylece ordunun bu kararı istikrarın sağlanmasında başlıca sebep olmuştur. Hâlen bugün eğer Türkiye’de istikrar varsa, bu istikrar ordunun millî iradeye olan bağlılığı sayesinde olmaktadır. 

2- 12 yıllık istikrarın ikinci kaynağı Türk milletidir. Türk milleti ordusuna bakar, şartlar ne olursa olsun ordusu ile arasını açmaz; bilir ki ordu olmadığı zaman devlet de yoktur, devlet yoksa Türk milleti de yoktur. İşte, 12 senedir özgür iradesini kullanıp AK Parti’yi iktidar ediyor. Böylece ordu-millet dayanışması 12+10 yıllık istikrarı güvence altına almıştır. Yapılan tüm baskılar, saldırılar, yanıltmalar Türk milletinin kararını değiştirmemiştir. 

3- 12 yıllık istikrarın üçüncü sebebi dış kaynaklıdır. Türkiye’de istikrarı bozanlar dış güçlerdi. Yerli sermaye dış sermaye ile işbirliği yapıyor, orduyu da emrine alarak Türkiye’de on yılda bir müdahaleler gerçekleştiriyordu. Erbakan’ın CHP ile koalisyonuyla başlayan İslâm-sol anlaşması ve Erbakan’ın “teşhis” konuşmaları/konferansları sonunda sömürü sermayesi gücünü kaybetmiştir, artık Türkiye ve dünyada eskisi gibi fitneler çıkaramıyor. Böylece Türkiye’de 12 yıllık istikrar sağlanmıştır. 

4- 12 yıllık istikrarın dördüncü ve şart olan kaynağı ise AK Parti kurucularının birbirlerinden kopmamalarıdır. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Beşir Atalay, Vecdi Gönül, Abdülkadir Aksu ve bunlara sonradan eklenen Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, Allah’a inanmış ve makam için değil de ülke için çalışan insanlardır. Bunların arasını açmak mümkün olmamıştır. Bilhassa Gül ile Erdoğan sonuna kadar istikrarı korumuşlardır. Diğerleri de istikrar için her türlü fedakârlığı yapmışlardır. 

Kur’an, Güneş yılı ile 12 sene Mekke döneminde indi, 10 yılda Medine döneminde tamamlandı. AK Parti de “Mekke dönemini” tamamlamıştır. Şimdi “Medine dönemine” girilmiştir. Şimdiye kadar İslâmiyet’e davet edilmiş, “muktedir olmadan” iktidarlık sürdürülmüştür. Şimdi ise AK Parti artık “muktedir” olmuştur. Mekke dönemini yıl olarak da fiilen de tamamlamış, Medine dönemine yani “yeni düzeni kurma dönemine” geçilmiştir... 

Başkanlık sisteminde yargı yönetimin, hattâ senatonun üstündedir. Yargıyı yöneticiler veya parlamento atamaz, halk seçer. Soruşturmacılar bağımsızdır. Hakemler jüriden oluşur. Orada yargı üstünlüğü vardır. Tanrı’ya inananlara göre millî iradenin üstünde Tanrı iradesi vardır, onu denetleyen de bağımsız yargıdır. Yeni düzen başkanlık düzeni değildir, şeriat düzeninin getirilmesidir, bu da yeni içtihad ve icmalarla oluşabilir...

Süleyman Karagülle Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle