Usta Siyasilerin Ustaca Hataları
AK Parti, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en uzun süreli iktidarı olarak tarih sahnesinde şimdiden yerini aldı, fakat bu koşullarda dahi AK Parti’yi kusursuz addetmek de ironik bir yaklaşım olacaktır. Son seçim sonuçları da “AK Parti neden kusursuz değil?” sorusuna bir açıdan cevap niteliğinde. Dikkatleri çekmek istediğim konu şu; aziz milletimiz AK Parti’yi, 2001 yılındaki kuruluş amacı ve stratejisine dönmesi konusunda, sandık başında sert bir tavırla uyarmıştır. Bu da partililer için “kendinize gelin, geldiğiniz yeri unutmayın” niteliğinde bir mesaj içermekte. AK Parti tabanındaki “vatandaşa hizmet odaklı” siyasi yapılanma ve strateji, biraz olsun hatırlanmaya, biraz olsun tekrar gün yüzüne çıkmaya ihtiyaç duyuyor.
Statükocu devlet ve koltuk düşkünü yapılanmayı dışlayan, millete hizmet amaçlı yol haritası belirleyen “asıl ve asil” bir görüşten bahsediyorum. Bulundukları konum ve mevki itibariyle uzun süreli bürokratlığın sebep olduğu; bir “sürmenaj hali, kendisini oldukça ‘elit’ yansıtma çabasıyla ‘doğrudan iletişim’den kaçıp, ancak birkaç adamının süzgeciyle dış dünyayla bağ kurma yolunu tercih ediş” gibi davranışlarla sıkça karşılaşır olduk. Konunun özü şudur ki, beşer şaşar. Fakat ikinci bir hataya da mahal yoktur.
CHP’NİN USTA SİYASİLERİ
CHP’nin siyasi stratejisi, CHP destekçilerinin dahi gözünden kaçamayacak kadar dikkat çekici nitelikte “kesim odaklı” ve toplumun bütününü kucaklamaktan ne yazık ki çok uzakta. Türk siyasi yapılanmasında sahip oldukları bu ideolojinin bir siyasi karşılığı var mıdır? Rotası sözde iktidarlık olan bir partinin, kendi tabanına bile inandıramadığı bir yol haritası, hatta ve hatta başka siyasi partilere destek için oy verme üzerine kurulu bir siyaset anlayışı var ise, neden hâlâ dışarıda bir suç algısı yaratmaya çalışmaları, neden bu sürekli aynadan kaçışları? Milli şeflik düşüncesini üzerinden atamayan ve kendini yenilemekten oldukça uzak bu tutumlar içerisinde, koalisyon çalışmalarını dahi anlamsız ve fevrice baltalamaya çalışmak, kendi “siyasi lider” statüsüne bile hakaret etmektir. Siyasi sorumluluk, üstesinden gelemediğinizde ağır bedeller ödetir.
BÜTÜNLEYİCİ TUTUMDAN ÇOK UZAK BİR MHP
Davranışları ve gelişmekte olan olaylar karşısındaki reaksiyonlarıyla “ülkücü” duruştan oldukça uzak bir tutum sergileyen Sayın Bahçeli, tabanının tüm tepkilerine rağmen meydanlarda ve medyada sıkça dile getirdiği “iktidarlık” hedefinden her geçen gün biraz daha uzaklaşmakta, kendi yapılanmasının da kendisine duyduğu inanç ve güveni hızla sarsmaya devam etmekte. Devletin gelenek ve hassasiyetlerini iyi bilen, yapılması elzem hamleleri yapmaktan çekinmeyen bir siyasi lidere, bu devletçi geleneğini dışlayan, devlet adamlığından bu uzak tutum yakışıyor mu sorusu, tartışmaya oldukça açıktır. Koalisyon görüşmelerindeki tutum ve davranışınız, Türk halkının sizlere yüklediği sorumluluğu elinizin tersiyle itip adeta görmezden gelmeniz, bu halkın bir gün size keseceği cezayı vicdanen onamıştır. Kibir ve nefse yenik bir duruş; ırk, dil, din, mezhep gözeten bir hitabet, bütünleyici ve kucaklayıcı olmaktan uzak bir tutum, ne “ülkücülük” noktasında sizlere uyuyor, ne de hedeflediğiniz o sarp iktidar yolunda.
BEYAZ GÜVERCİN VE SÖZDE BARIŞ ELÇİSİ HDP
Gelelim Sayın Demirtaş’a… Bir yanda iki buçuk yıl süreyle anaların ağlamamış olduğu, huzur ve sükunet ortamının sağlanmış olduğu ve bu süreçte siyaset hayatının zirvesinde, verdiği barışçıl mesajlarla kendini Türk ve Kürt halkına bir güzel inandıran bir siyasetçi. Bir diğer yanda bu çabanın karşılığını veren, yurttaşlık görevini yerine getiren bir halk. Ve ne yazık ki diğer tarafa bir kez daha baktığımızda bütün bu umutların boşa çıkışı, yoğun bir hayal kırıklığı, boşa çıkan onca beklenti ve tüm halka, barışa kesilen ağır bir fatura.
Dağ kadrolarına bu halkın dik duruşu ve hasret olduğu barışı iletmek konusunda ciddi sorunlar yaşamış olmalısınız ki, bir bakmışız yüzünüzdeki o gülümseyen sahte ifadenin sebebi, halkın gücü yerine sırt dayayıp sıvazlattığınız dış güçlermiş. “Seni başkan yaptırmayacağız” ifadesiyle hizmet ettiğiniz yapılanmadan, sizlere inanan onca masumun haberi var mıydı? Milletvekili Saadet Becerikli’nin, açılışı geciken 15 yataklı hastane için meclise verdiği önerge gözüme çarptı. Yollardaki mayınları temizlediniz, bölgede yakılmadık araç bıraktınız, engellemeye çalışmadığınız bir hizmet kaldı da o hastane zamanında orada hizmete açılmadı mı? Bütün bunlar bir yana, Sayın Demirtaş’ın not defterinin en okunaklı yerine kalın harflerle yazması gereken önemli bir şeyler var. Ortadoğu coğrafyasında kendisinin iki büyük düşmanı var. Bir yanda Arap’lar, bir yanda Acem – Fârisi’ler. Şaşırtıcı gelmesin çünkü Türk’ler bu listede yok. İçinde bulunduğumuz gelişim ve değişim sürecine akılcı yaklaşan herkesin anlayabileceği üzere yarın sırtınızı dayayacağınız tek adres yine Türk’ler olacaktır. Jeopolitik açıdan zorlayıcı bir strateji savaşının içine çekildiğiniz bu günlerde aklınızı ne kadar erken başınıza alırsanız, tarih sahnesinde kendinize bir o kadar erken affedilme ihtimali yaratacaksınız.
Selam ve Dua ile…







