--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk Dış Politikasında ‘Boş Danışmanlar’ ve ‘Has danışmanlar’

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
16

Türkiye, bir süredir tarihinde görülmemiş düzeyde bir çevrelemeyle karşı karşıya kalmış durumda. ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere; Rusya, İran ve Körfez ülkeleriyle de Suriye ve Ortadoğu meselelerinde sürekli bir propaganda savaşı yaşanıyor.

Türk dış politikası bir süredir Libya, Suriye ve Doğu Akdeniz meselelerinden ötürü ‘güvenlikçi’ bir çizgiye geçse de; Türkiye’nin vakurlu ve haklı duruşunun da savunulması gerekiyor. Kim yapacak bunları, Erdoğan mı? Bu kadar meselenin ortasında, her şeyi bir adamın omuzlarına yıkmak kolaylığını ve sorumluluk almamayı prensip edinmiş durumdayız.

Ancak bu yazı, AK Parti hükümeti ve Başkan Erdoğan’ın emriyle kurulmuş ve desteklenmiş olan dış politika kurumlarını, yöneticilerini ve danışmanlarını vicdani sorumluluk gereği, kaleme aldığımdır. Yani Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türk ve Akraba Topluluğu (YTB), TRT World ve TİKA’nın başında yer al(may)an yöneticileri ve danışmanları pardon da siz ne yapıyorsunuz? Utanmıyor musunuz? Ankara’da kıçınızı koltuğa yapıştırıp, Türkiye’nin yaşamış olduğu bu sıkıştırılmış haline, ‘soft-power’  adını verdiğimiz yumuşak güç ile bir içerik olarak çare üretmeyi. Hadi iş yoğunluğunuzu ve kabiliyetsizliğinizi anladık; ya yardımcılarınız ve danışmanlarınız da bir şey üretemiyor?

Yukarıda saydığımız kurumlarda, muhafazakâr görünümlü monşerlerden geçilmiyor. Seyahat etmek, kahve takımı dağıtmak dışında bir etkileri yok. Bunlar kendilerine danışman unvanı takarlar. Ancak kimse ciddiye bile almaz. Oysa kurumların kuruluş amaçları böyle değil. Yönetici ve danışmanların işi de takım elbise giymekten ibaret değil. Bu millettin bakiyesini kullanacak veya talip olan danışmanlar, liyakati esas alsan bilgeliğe dair, ülkeye hizmet potansiyeline sahip olmasıdır. Magazin danışmanları gibi konu mankeni olmaktan kendinizi arındırın, bu vebal ağır olduğu kadar, başkan Erdoğan’a da yüktür.

Ankara’da 3 tip danışman ve bürokrat tanımlanır. Birincisi Boş danışman: Hiçbir şey okumamış, saha-alan bilgisi edinmemiş, sadece akraba-aile ve ahbap-çavuş ilişkileri sayesinden yukarıda saydığımız kurumlarda çalışan ‘Boş Danışmanlar’. İkincisi Hoş Danışman: Ak Parti veya bürokraside önemli bir görev ifa etmiş, teşkilat veya ahbap baskısıyla ‘boşta kalmasın’ diye ‘hoş’ danışman olmuş, alan-saha bilgisi olmayan, sadece kart-kurt ve ATM hatırına sevimli görülen, iş bilmeyen ‘hoş danışmanlar’. Üçüncüsü de: Cevval, alan-saha bilgisine sahip, dünya sistemini bilen, Osmanlı hinterlandına aşina, devletin ve milletin hissiyatlarını bilen, uluslararası dengeler ve kurumlar arası eşgüdümlü çalışmaktan anlayan ‘insan ilişkilerinde başarılı’ ‘Has danışmanlar’. Has danışmanlar, makam ve mevki kaygısı yaşamadan kurum ve yöneticileri etkileyen, sorumluluk ve araştıran, gerçekten danışılan kimselerdir.

Bu bağlamda yukarıda saydığımız Maarif Vakfı, Yunus Emre, TİKA, YTB ve TRT gibi kurumların başkan ve yöneticileri, performans odaklı gibi nitelikten bahsetmiyorum bile; cemaat, dernek, vakıf ve AK Parti çevrelerine ‘şirin’ gözükme adına kurumların içini boşaltmış durumdalar. Kurumların başına geçebilmek için türlü türlü lobi ve entrika peşinde koşan bu yöneticiler, ‘Has dairelerini’ kuramadıkları gibi beceriksizlikleriyle de Monşer & Mason etkisi altındaki Hariciye’yi aratır hale gelmişlerdir.

Son söz olarak Başkan Erdoğan’a, Türk Dış Politikasında önemli yer teşkil etmesi gereken, yukarıda saydığımız kurumların başkan ve yöneticilerinin bir performans ölçümü ve has-hoş-boş danışman kadrolarının ne durumda olduğunun tespit edilmesi, bu kurumların çalışan üst yönetici ve misyon temsilciliklerin ivedilikle revize edilmesi gerekmektedir.

Zira Türk Dış Politikasında etki ve sonuç ilişkisi içerisinde Maarif Vakfı, Yunus Emre, TİKA, YTB ve TRT World’ü genel bir tahlil ettiğimizde bu kurumların vasatın altında kaldığı, varlığını Erdoğan’ın karizmasına borçlu olduğu, yöneticilerin kariyer planlamasını akraba, cemaat ve hemşehri denklemi üzerine inşa ettiği, ‘faaliyetlerinin çıktısından’ anlaşılmaktadır. An itibariyle bu kurumlar, Hoş ve Boş yönetici ve danışmanlara teslim edilmiş ve Erdoğan sonrasına göre bir strateji tasarlamaktadır. Bu konuya eğilmeye devam edeceğim. Şimdilik bu kadar, Vesselam…

 

Yorumlar

(16)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

MuratHan

25 Şubat 2020 23:35

Muhterem kardeşim, yazında belirtmiş olduğun kurumlar için belirsiz suçlama yapıyorsun, bu olmaz. X kurumun hangi konuda neyi yapamadığı veya hangi ekibin neyi beceremediğini belirtmen gerekir, yoksa birilerini/biryerleri itibarsızlaşma yazısından öteye geçmeyen yazı yazmış olursun. Somut şeyler yazarsın inşallah.

Ali rıza

25 Şubat 2020 21:34

Sabri bey belli ki benim gibi bağrınız yanıyor , doğruları yazıyorsunuz 

misafir

25 Şubat 2020 18:13

Az bile yazmissiniz, lütfen sizden ricam isimlerinide yazarsaniz cok iyi olur.

İyi şaşırmışsın şaşkın

25 Şubat 2020 17:32

Şaşkın adını iyi bulmuşsun bulunduğun durumu iyi anlatmış.Şaşırmamış olsaydın bu kadar zırvalamazdın.Resmen iyi sallamışsın bazı siyasi figürler gibi

Selman

25 Şubat 2020 16:16

Reis Allah razı olsun mükemmel bir insan ama galiba çevresi kötü. Adam seçmeyi bilmiyor.

M.firat

25 Şubat 2020 13:26

Guzel bir meseleye deginmissiniz.. 

Mertürk

25 Şubat 2020 12:45

Bir ülkenin iyi yönetilmesi ehliyetli ve liyakatlı danışmanlar ile mümkündür. Bir ülkede lider, yetersiz kapasitesi olabilir ,amma danışmanları ehliyetli be liyakatlı ise ,o ülke yinede iyi yönetilir. Bir lider halk adamı vatansever bir lider ise amma danışmanları ehliyetli ve liyakatlı değil ise o ülke yinede kötü yönetilir. Ehliyet ve liyakatın yerini sadakat ve yalakalık alırsa işler dikiş tutmaz.

Şaşkın

25 Şubat 2020 11:13

İyi güzel yazmışsınız da gözden kaçırdığınız çok önemli bir nokta var: saydığınız kurum kuruluş ve kişilerin kendi başlarına karar verme yetkisi yok ki!.. Yeni Türkiye'de, doğru bile olsa Başkan'dan habersiz harhangi bir karar verilemez. Üstelik buna mahkemeler dahil!..

Fira

25 Şubat 2020 10:58

Sayın yazar sizi tebrik ederim. Son zamanlarda okuduğum; kısa ama anlam yüklü, memleketimizin en büyük problemine dile getiren, saha araştırmasına dayanan, objektif verileri içeren bir makale... sızın yazılarınızı okumaya devam...

Gocasolak

25 Şubat 2020 10:23

Aynen katılıyorum. Bırakın MUHSİN ÇELEBİ ( pembe incili kaftan ) gibi elçilik yapmayı, adamlar düşman söylemine ÇANAK tutuyorlar. Bunlara maaş ödemek bile CAİZ değildir.

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle