--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Taş yürekleri yıkıp geldin Recep Tayyip Erdoğan

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar

Bu millet filmleri şeritten ibaret biliyor ve hafızasında sadece şerit kalıyor.

Ne acıdır ki hayatın gerçeğinden ders alan toplum olmayı öğrenemedik. Benim İstanbul’a gelişim 1985 yılı idi. İlk indiğim yer Harem Terminali oldu.  Sahilden Üsküdar merkeze kadar yürümüştüm. Emin olun İstanbul’u kartpostal fotoğraflarından  biliyordum. Benim can dayılarım beni çok sevdikleri için İstanbul’dan bana hediye paketi gönderirlerdi.  Ancak içinde mutlaka İstanbul kartpostalları olurdu.  Ve özlemle İstanbul hasreti çekerdik. Neyse konumuza dönelim. Evet İstanbul ne güzel şehir. İndiğimde yolları çamur, her tarafta şarapçı kayıkları, yoksul bir halk, karşımızda dilenci ve şarapçılar…

Bu muydu güzelim İstanbul! Tabii ki hayır. Cevheri işlerseniz karşınıza sanat çıkar. Sanatı yapan zanaatkardır. Evet İstanbul’un talihsizliği adam gibi adamların yönetmemesinden idi. Devasa çöpleri kokan, sokakları demode, halk otobüsleri delik deşik, çamur akan muslukları, susuzluktan su tankeri kavgaları, dumandan gözükmeyen boğazı, her gün başka bir yerde patlayan lağım kuyuları ve kanalizasyonları, ucube tarzda gecekonduları, çocukların pislik içinde yetişmeleri, üst başlarının toz toprak içinde olmaması ve daha birçoğu... Evet ben böyle bir İstanbul ile karşılaştım. Bu zihniyeti bozukların İstanbul’u böyleydi. 

Hayatta ne olursanız olun fakat ne merhametsiz ne de vicdansız olmayın. 

1994 ve 2015 yılları arasını anlatacak olursam; İstanbul Modern toplu taşıma araçlarına kavuştu, 50 ile 100 yıllık alt yapı yapılanması tamamlandı, Tüp geçit-Marmaray ve Metro ana arterleri 500 Km’ye  varan metro taşıma hizmetleri,  üçüncü köprü, temiz su kaynakları, devasa parklar, modern tesisler, modern kent yaşam alanları, pırıl pırıl İstanbul sokakları, dünyaya kendinden söz ettiren kongre merkezleri, sağlık turizmi, modern deniz taşımacılığı, sahil ve kent yaşam alanları, sözde kalmayan özünde hizmet eden bir vatan evladı… 

Sen taş yürekleri yıkıp geldin be Recep Tayyip ERDOĞAN

Sözde dini İslam olan ülkemin yüzde 99’u Müslüman olan bu millet yıllarca  yüzümüze baka baka İslam dinine küfür eden, hakaret eden, Yekta Güngör Özden, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, dalkavuk rektörler gibi ayetleri inkar edip, milleti aptal yerine koyan, bu milletin evlatlarını hor gören, birilerinin gözüne girmeye çalışan şarlatan yöneticiler hatta İslam emirlerini inkar eden şarlatan din adamları… Maalesef biz bunlarla büyüdük. Bu densizlerin bizlere bunu çektirmeleriyle büyüdük.  Evet ne 

olur merhametsiz ve vicdansız olmayın at gözlüklerinizi çıkarın!

Batının uşaklığını yapan hükümetler talimat alan suratsız monşerler, dini düşüncelerden dolayı yargılananlar, hak ve hürriyetleri için mücadele ederken işkenceye maruz kalan Müslümanlar…  Bu ülkede bizler bunları yaşadık. Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi ötekileştiren  basiretsiz yöneticiler, dilinden-dininden dolayı horlanan, mezhebinden dolayı dışlanan, azınlıktır diye insan yerine bile konulmayan ve her gün faili meçhul cinayetler işlenen, fosforlu rütbelilerin ferman tehditlerinin bertaraf edilmesi...

O  batık bankaların borcunu ödeyen, key paralarını ödeyen, ofşor mağdurlarının sıkıntısını gideren), terör mağdurlarının sorunlarını çözendir o.

Ne olur merhamet ve vicdan sahibi olun…

Taş yürekleri kırıp geldin Recep Tayyip Erdoğan…

Modern ülke nasıl olmalı diye sorsalar bir kitap tavsiye ederim. İsmi R.T.Erdoğan olan. Okumakla bitiremezsiniz. Millet uyanın uyanın, kardeş kanı akmasına engel olan refah için gecesini gündüzünü milletine adayan biridir o. Dev baraj projelerini yapan Türkiye’nin her tarafına havaalanı götüren, denizden bile havaalanı yapan… Kim Hakkari’ye havaalanı yapılacağını hayal edebilirdi ki? O bunu hayalden öteye taşıyıp, yaşatılan onlarca engele rağmen başarmış biridir. Her ilimize  Üniversite yapan, dünya havacılığında Türkiye’yi devlerin arasına sokan, Konya ovasına tünel açan, Diyarbakır ovasını ve Harran ovasını bereketlendiren, dev tüneller açarak sağlık reformunu başaran, ücretsiz eğitimi getiren, dev yollar ve otobanlar yapan, bu ülkeyi devler liginde söz sahibi yapan, enerji koridorlarını ülkemize bağlayan, yerli savunma sanayisine ağırlık veren, yerli sanayinin güçlenmesine bütün kapıları açan, dünya ekonomi sı kıntısı çekerken; dünya borçlanırken gülistan bir ülkeyiz.

Dünyaya borç veriyoruz. Diğerlerinden para dilenen batık bir ülkeydik.  Uluslararası prestijimiz yerle bir olmuştu, nerdeyse iç savaş halini almıştık.

Ah be millet ne çabuk unuttuk. Atın at gözlüklerinizi.  Uluslararası diplomatik dile ayar veren dünya beşten büyüktür diyen  vicdanlı olun. Liderdir 

Bu yazı şahsımın vefa borcudur. Kalın selametle…

Saygılarımla.

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle