--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Politikayı bırakın kirlenmiş siyasetin düğümünü çözün

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
4

Merkezi siyaset tarihsel olarak hep hâkimiyet üzerine kuruludur. Ancak lider eksenli politika ve çözümler hak ve hukuk temelli yapılanmalar üzerinden inşa edilmeye çalışılmıştır. 

Bu varsayımla birlikte Türk siyaset tarihinin, akademik siyasetin dışından beslendiğini söyleyebiliriz. Bu anlayış, taşradan büyük kentlere kadar aynı besiden faydalanmaktadır.

Demokrat Parti, malumunuz milli şeflik sonrası kurulmuş bir siyasal hareket olarak bilinir. CHP’nin statükocu yapılanmasının toplum değer ve göreneklerini baskıcı bir rejimle yönetmeye kalkması, Demokrat Parti’nin kurulmasına vesile olmuştur. 

Dönemin CHP siyasetinin çıkmazda olduğu süreç içerisinden bir grup partilinin tıkanan siyasetine nefes aldırmak için parti kurması, yeni bir dönemi başlatmıştır. Birkaç seçkin CHP üyesinin bir araya gelerek çok partili sisteme geçiş yapması, lider eksenli politikanın başlangıcı olmuştur. Ancak lider eksenli bütün söylem ve sloganlar zamanla katılımcı demokrasiden çok bireylerin akıl yönetim mekanizmasından uzak bir anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Demokrat Parti (DP), Cumhuriyetçi geleneğin yapısal fikri ile bir DEMO olarak öne çıkmaktadır. Türk siyaset tarihindeki yerini demokrasi fikriyle öne çıkarak alan siyasal olgu olan DP, parti tüzüğünde de dikkat çekici başlıklara yer vermiştir.

Vatandaşların demokratik sistem içindeki katılım oranının yüksekliğine önem veren DP, vatandaşın siyaset belirlemedeki aktif rolünü eşit katılım fırsatına çevirerek belirgin bir süreç katmıştır.

Oysa aynı dönemde birçok siyasi parti kurulmasına rağmen Türk toplumun üniter yapısına fazla fikir üretmediği gibi katılımcı demokrasi adına yeterince mücadele vermediklerini görmekteyiz. Parti içi çekişmeler ve fikir ayrılıkları, bireysel ‘narsist’ düşünce yapıları DP’ye ağır bedeller ödetmiştir. Sorgulanması gereken bir diğer başlık da, yeterince irdelenmemiştir.

Hâlbuki bu geçiş sürecinde mükemmel bir başlık, mükemmel bir iç tüzük hazırlanmış, bir o kadar da katılımcı demokrasi adına cesaret göstermiştir.

Bu işin başındaki DP, demokrasiyi millî menfaate ve insanlık haysiyetine en uygun bir prensip olarak tanır ve Türk milletinin siyasî olgunluğuna inanır. Milli iradenin tam tecellisini sağlamak için direnen DP, seçimlerin müdahalelerden uzak, gizli rey ile gerçekleşmesine zemin hazırlamıştı.

Yine aynı zamanda DP’nin ‘seçimlerin serbestliğini bozacak hareketleri, milli hâkimiyete karşı işlenmiş bir suç addederiz’ sözleri inanılmaz güzellikleri de karşımıza çıkarmıştır.

DP’nin siyasi tarihinden bahsetmemin nedeni, 1946 ile günümüz arasında bazı benzerliklerle karşılaşmamdır. Merkez siyaset her daim bütün özgürlükleri savunmuş ancak temel uygulamada parti kuruluş tüzüğüne uymamıştır.

Bugün bunu daha net görmekteyiz ki; lider eksenli toplumlar genel olarak demokrasiyi kâğıt üzerinde işledikleri noktada bırakmıştır.

Topluma dayatılan bu durum bazen çığırından çıkacak kadar milleti incitmektedir. Bu incinme, Türkiye’de bölgesel farklıklar kadar etnik unsurlar ve feodal yapılarda da karşımıza çıkmaktadır. Bütün bu kozmopolit yapı 1946 olduğu gibi günümüzde halen bakiyesini korumaktadır. 

Merkezi siyaset anlayışı kurumsal olarak olgunlaşmadığı gibi liderlerin kendi oluşturdukları parti tüzüğünü ayaklar altına nasıl aldığını da görmekteyiz. 

Oysa Türk milleti bütün siyasal hareketleri desteklediği gibi katılımcı-yapıcı siyaset adına hep destek olmuştur, yani umudunu katılımcı demokrasi adına yitirmemiştir. Buna karşın siyasi parti liderleri parti tüzüklerine bağlı kalmadıkları gibi kendi kararlarına saygı duymamıştır. Bu gibi kararlar toplumun kan kaybına sebep olduğunu görmekteyiz. Bu kararlar her ne kadar siyasi liderler tarafından kabul görmese de, millet her şeyi daha net görmektedir ve nihayetinde sandıklarda kendi iradeleri ile gerekli tepkiyi net bir şekilde göstermişlerdir.

Buradaki sonuç kısmında doğrudan mesajı vermeye çalışıyoruz. 2023 seçimleri yaklaşmakta ancak 6’lı benzemezlerin kurduğu masa, öç alma siyasetinden besleniyor.

Topluma bir fayda sağlamayan bu ittifaka karşı Cumhur İttifakı’nın hamleleri önem kazanıyor. Cumhur İttifakı’nın parti tüzüğünü katılımcı siyaset adına gözden geçirmesi, demokrasinin gereği olarak ön seçim dâhil olmak üzere, parti teşkilatlarının görmek istedikleri adaylarla ele alması, en önemlisi de ahlaki değerlerden vazgeçmeden hazırlaması zorunluluktur.

Devrim niteliğinde olan 20 yıllık yatırımların bu milletin hafızasında yer edindiğini söylemek takdire şayan bir durumdur. Ancak sahadan gelen bilgiler teyide muhtaç iken, pek de bir gerçekliği ifade etmeyeceğini görmek için bir siyasetçi olmaya gerek yok.

Liderlerin kulakları açık olmalıdır ve bazı koltuk taparlara, yani narsist karakterlere güvenmemesi gerekir. Bedeli ödenmiş demokrasiyi, kibir siyasetine kurban vermeyelim. 

Vesselam.

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Çuhadaroğlu

26 Nisan 2022 20:25

Cumhuriyet ki, adalet ve meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvetten ibarettir. Onüç asır evvel şeriat-ı garra teessüs ettiğinden, ahkâmda Avrupa'ya dilencilik etmek, din-i İslâma büyük bir cinayettir. Ve şimale müteveccihen namaz kılmak gibidir. Kuvvet kanunda olmalı. Yoksa istibdad tevzi olunmuş olur. اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْقَوِىُّ الْمَت۪ينُ hâkim ve âmir-i vicdanî olmalı. O da marifet-i tam ve medeniyet-i âmm veyahut din-i İslâm namıyla olmalı. Yoksa istibdad daima hükümferma olacaktır. Divan-ı Harb-i Örfî - 58

Okur

26 Nisan 2022 06:50

Türkiye ye gerçek anlamda demokrasi geleceğine inanmak biraz saflık olur.

Kamu VİCDANI

26 Nisan 2022 04:20

Cumhur İttifakı’nın hamleleri önem kazanıyor:Söz verildiği halde süresiz nafakaya çözüm GÜNDEMİMİZDE YOK.Müzakere dahi etmiyoruz.EYT gündemimizde yok.Milletimizde yarın senin için aynı cümleyi kurabilir.ERDOĞAN gündemimizde yok.Müzakere dahi etmiyoruz.

kul

26 Nisan 2022 03:20

guzel yazı.

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle