--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mustafa Kemal’i harcayanlar seni de harcar Muharrem ağa

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
8

31 Mart yerel seçimlerinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ciddi bir ivme yakaladı. Bu başarılı eko-politik hava kimi analistçilerce, AK Parti tabanının tepkisinden kaynaklandığına, kimilerince de CHP’nin bir stratejisine bağlandı. Lakin her halükarda CHP, İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri başta olmak üzere ülkenin en önemli şehirlerini ve yatırımlarını yönetme hakkı eline geçirdi.

Belediye seçimlerinde yakalanan sinerji, kendi içerisinde bir ekonomik pastayı ortaya çıkarıyor. Hem CHP dinozorlarınca, hem seçim ittifakı yaptığı İyi Parti, HDP ve Saadet Partileri tarafından da paylaşılmak isteniyor. Üzerine genel merkez-yerel merkez çekişmesini eklediğinizde ortalık toz duman. Bir de yaklaşan kurultay ve delege seçimlerinin ‘mezhepsel’ nedenlerle belirlendiğini eklediğimizde, CHP’de iç savaş kaçınılmaz oluyor.

Birkaç gündür Sözcü gazetesi köşe yazarı Rahmi Turan’ın köşesinde “Beştepe’ye giden CHP’li” şeklinde bir yazı kaleme alarak, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iftara atarak, Erdoğan’ın CHP’yi dizayn ettiğini yazmıştı. Rahmi Turan, daha sonra bu CHP’linin Muharrem İnce olduğunu açıkladı. Ancak Erdoğan ve İnce’nin güçlü vurgularla bu iddiaları ret etmesinden sonra Rahmi Turan geri vites yaparak, yanıldığını açıklayıp, haber kaynağını açıklamak zorunda kaldı. 

İftira ve yalanlar silsilesi, Rahmi Turan’ın haber kaynağı olan Talat Atilla’nın ismini paylaşmasıyla devam etti. Talat Atilla da, Turan ile haberi paylaşmadan önce haberi Kemal Kılıçdaroğlu’na “bir şekilde” doğrulattığını savundu…

Korku, yalan, iftira ve entrikalarla dolu Bizans oyunları, CHP’de devam edecek gibi gözüküyor…

Buraya kadar ne anladınız bilmiyorum ama tepeden aşağıya yozlaşmışlık, entrikacılık, yalancılık ve iftiracılığın neredeyse sıradanlaştığı bir ana muhalefet partisinden, yani iktidara aday bir partiden bahsediyoruz. Asıl marazi olan ise; bu çürümüşlüğün CHP içinde olağanmış gibi kabullenilmesi ve reaksiyon verilmemesiydi. Atatürk’ün partisine hiç yakışmıyor doğrusu.

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar ulaşan ve en yakın rakibi olan Muharrrem İnce’yi ekarte etmeye yönelik bu iftiraların ve komplonun ortaya çıkmasından sonra Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesi gerekirdi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, seçim yenilgileri nedeniyle CHP’ye ciddi bir kumpas düzenlendiğini söyledi. İzmir’de konuşan Kılıçdaroğlu, “Türkiye gündeminin başka yerlere çekilmeye çalışıldığını» savundu. “Erdoğan, ‘Ben cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum, sen genel başkanlığını ortaya koyabiliyor musun?’ diyor. Erdoğan’a sesleniyorum, sen istersen cumhurbaşkanlığını koy ya da koyma. Seninle her ortamda tartışmaya hazırım” dedi.

Açıkçası bu konunun Erdoğan’la ne alakası var anlaşılır gibi değil. Sanki Erdoğan ‘Kılıçdaroğlu’na ‘’FOX TV’ye çık, bu ismi biliyorum’’ açıklamasını yap’ mı demiş? Hayır. Erdoğan, bu tartışmada Kılıçdaroğlu’nun ‘cankurtaran simidi’ durumuna getirilmek isteniyor.

Yani Kılıçdaroğlu’nun sağa-sola yalpalaması, açığa çıkan entrikadan ötürü ‘istifa etmeyeceğinden’ bu skandalı Erdoğan’a bahane/fatura etmesinden kaynaklanıyor.

Oysa CHP, geleneği biraz da böyle. Yani CHP, ‘Bizans Sarayı’ gibi entrika, ihanet, yalan-dolan ve darbelerle anılıyor.

Hatırlayın, CHP’nin son Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da bir kaset kumpası sonucu, Deniz Baykal’ın yerine geldi. Seçilmişti, demiyorum dikkatinizi çekeriz. Atandı.

Yine Deniz Baykal-Mustafa Sarıgül başkanlık yarışı, bahsettikleri gibi ’demokratik’ bir ortamda değil de; yolsuzluk, rüşvet ve aday kayırmacılık gibi bir havada geçmişti.

CHP’nin içerisindeki çürümüşlüğü, Atatürk dönemine kadar götürebiliriz. CHP, Türkiye’nin kurucusu Atatürk’e bile katlanamamıştır. İnönü’nün, Atatürk’ün ölüm dönemine kadar araları iyi değildi.

1960’ların sonu, 70’lerin başında CHP’de Ortanın Solu ideolojisine karşı çıkan ağır toplar Turhan Feyzioğlu ve Kemal Satır; CHP’den kopuyor ve ayrı partiler kuruyor, sonra da yok olup gidiyor.1940’ların sonunda Menderes ve Bayar, CHP ile yol ayrımına geliyor.

70’lerin ikinci yarısından sonra Mülkiye Cuntası CHP’de ciddi bir baskı oluşturuyor. Mülkiye Cuntası ve karşı bloklarla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyet Hizip Partisi’ne dönüşüyor.

Yine tarihe atıf yapacak olursak, Bülent Ecevit-İsmet İnönü, Ecevit-Baykal arasındaki koltuk savaşı da yine demokratik nedenlerden daha çok ‘hizipçilik’ kavgalarıyla anılmıştı.

Sonuç olarak CHP’nin bugün Türkiye’de açtığı tartışmalar, entrikalar ve hizipçilik tarihten gelen bir kurumsal kültürüdür. Kurucu Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti ilk Cumhurbaşkanı Atatürk’e bile arkadan iş çevirmekle mahir CHP için tarih tekerrürden ibarettir. Kılıçdaroğlu’nun istifa etmeyeceğini bildiğimizden, kurultay öncesi mezhep temelli gerilimin devam edeceğini öngörüyoruz. Bu bağlamda Londra fatihi(!!!) Ekrem İmamoğlu’nun da bu işlere girmekten kendini alamayacağını düşünerek, tartışmaların odağında olacağı şüphe götürmeyen bir gerçektir. Vesselam.

 

Yorumlar

(8)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

ayşegül gamze dündar

27 Kasım 2019 14:49

efendim?

O.U.

26 Kasım 2019 19:17

Kalemine yüreğine sağlık bu ç.h.p. bizim içimizdeki nankör 

ATATURKCU HIDIR

26 Kasım 2019 18:06

"Ataturkun partisine hic yakismiyor dogrusu" demissiniz sayin yazar ve yaniliyorsunuz.Tam tersine tam da bu yakisiyor.

Gerçek

26 Kasım 2019 14:31

 ötede yiyin birbirinizi 

celil yağmuroğlu

26 Kasım 2019 09:07

Bu Solculara gerçekten hayranım neden biliyor musun ....Aralarında kavga .Sürtüşme Küfürler,Masa Sandalıyla ...Ama hiç bir zaman çözülemezler Fikirler aynı...bu cumhuriyetten beri böyle neden biliyor musun çünkü ...Bu İdeolojiyi Atatürkçülere Emperyalist güçlerin bir İdeolojisidir sırf Kemalistler ayakta tutmak ve bu fikri canlı tutmak için..Ama sağ gurup bir küskünlükten bile çözülüp gider çünkü İdeolojisi yok kardeşim..Bu sistem Üst Aklın Sistemidir..

Ahmet

26 Kasım 2019 07:49

En azından chp de birileri bir başkasının sözü ile istifa etmiyor yada chp de partiden ayrılanlar yada genel başkanın sözüne karşı çıkanlar vatan haini terörist ilan edilmiyor.

Tata Tonga

26 Kasım 2019 07:26

Öyle mi? Bülent Arınç vakıası gibi olmasın. 2009 da Bülent Arınç a suikast yapılacakmış falan filan diye orduya operasyon yapılmıştı. Talat Atilla denen adam haber kaynağını neden açıklamaz? kimdir nedir ne değildir bu Talat atilla?

Vatandas sabri

26 Kasım 2019 05:59

Kemal kılicoğlu yürüyen yalan makinesi Yazık 9 sefer yenilmiş .hala orada pişkin Nasıl bir ruh hali ?

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle