--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kâğıttan kaplanlığı bırakın bu ülkenin geleceğine bakın

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar

Son haftalarda Türkiye-İsrail tartışmaları almış başını gidiyor. Biraz da bizim pencereden bakalım. Hep birlikte İsrail ile ilişkilere bir göz atalım:

Yıl 1949. Türkiye, İsrail ile ilk diplomatik ilişkileri kurmuş ve o dönemde iktidar CHP. Tabi Başbakan Hasan SAKA ve Şemsettin GÜNALTAY dönemi zarflarla yönetilen monşer sıfatlı meclisidir ki unutmayalım ihanetin temeli o dönemin eseri.

Bugün ihanettin bedelini birileri sormak istiyorsa buyursun CHP’ye sorsun. Pek tabi sormazsınız. Şu ana dek hangi haklı davanın hesabını sordunuz ki? 

Gündeme bir göz attım. Diyanet çalışanlarının ve sendikasının bir kısmı İsrail ile yeni uzlaşma için hükümete sert tepki göstermekten kaçınmıyor. Hadi oradan imam kardeş! 1960’lı yılarda Arap-İsrail veya 1978 Filistin-İsrail direnişinde Devrimci Solcular Filistin için özgürlük direnişi adı altında ciddi katılımlar sağlamış ve ağır bedeller ödemiş ve takdir edilmişlerdi. 

Sorarım size Allah aşkına siz hangi mücadelede bulundunuz. Nasıl destek oldunuz? Belki de bu insanlar, gözünüzde birer kâfirdi o zamanlar. Tarihin kirli raflarını karıştırın, en azından kendinize pay çıkarın olmaz mı? Şimdi tüm bunları bir kenara atın da bari işinizi iyi yapın.

Saadet Partisi’nin de eleştirilere katıldığını görüyoruz. Sayın Mustafa Kamalak Bey son zamanlarda sert demeçler vermeye başladı. Sayın Kamalak, şunu unutmayalım; RP-DYP koalisyon hükümeti döneminde İsrail ile ilişkilerde teknolojik anlaşma yapılmıştır.. Silahlı kuvvetlerimizin modernize edilmesi adı altında anlaşma yapılmış ve ciddi bedeller ödenmiştir. Dolayısı ile, bu kadar sert açıklamalara, hiç gerek olmadığı kanaatindeyim.. 

İHH, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yaptığı açıklamayla bir anda tüm tepkileri üzerine çekti. Bu sert bildiri veya tepkiyi kimse beklemezdi.

Bu konuda İHH’nın, Türkiye’nin İsrail ile yapılan anlaşmasına tepki göstermesi çok manidar. Neden mi? Sayın Bülent Yıldırım Bey, Mavi Marmara hadisesi öncesi birkaç önemli Ortadoğu ülkesine ziyaretlerde bulunmuştu. 

Dönüş sonrası söylemlerinden dolayı, tepkileri üzerine çekmişti. Meselenin erkenden farkına vararak hükümete destek mesajlarını peş peşe dizmiş, ortamı yumuşatmıştı. Bunları çok çabuk unuttuk.

Sayın Yıldırım’ın unutmaması gereken bir diğer konuysa MOSSAD. İsrail istihbaratı MOSSAD uzun süre Yıldırım’ın peşinde dolaştı. Bazı bilgilere göre; bu dönemde MOSSAD’ın ensesinde hep Türk istihbaratı vardı ve bu da yerinde ve gerekliydi. 

Yine MOSSAD’ın Hatay üzerinden sızma çalışmalarına karşın bütün elemanlarının etkisiz hale getirilmesi ve İran’la Türkiye ilişkilerinden dolayı Türkiye’nin önemli bilgileri İran’la paylaşmasının devamında MOSSAD’ın İran’daki elemanlarının tutuklanması olaylarını da yaşadık.… 

Bu olayları ve arka planlarını aklımızdan çıkarmamılıyız. 

Şu da bir gerçek ki; Mavi Marmara, hükümetin karşı çıkmasına rağmen yola çıkmıştı.. Buna rağmen aynı hükümet, Mavi Marmara’nın sonuna kadar arkasında durmuştur.

IHH yöneticileri çok samimi insanlar olabilirler. Ama devlet ve hükümetler, dernekler tarafından dizayn edilmez. Bunu en iyi IHH yöneticileri bilirler..  Gittikleri birçok ülkede bugün çok iyi ağırlanıyor ve değerli tutuluyorlarsa, bu payın çoğunluğu bu iktidara bağlıdır. Bu da akıldan çıkarılmamalıdır..

Bu arada ilgimi çeken birçok İrancı dernek ve STK’lar var. Bunların samimiyetine güvenmediğimizi açık söylemekte yarar var. Bu derneklerin birinci derecede İran çıkarlarını korumak ve Şia hareketini bölgede güçlendirmek gibi bir takım çalışmaları mevcut. Filistin’e destek adı altında ülkemizde çok güçlü akımları olduğunu söyleyebiliriz. 

Türkiye mazlum ve mağdur İslam dünyasının sesi iken birilerinin içerden hançer törpülemesi af edilir gibi değil. Bunca ihanetçi siyasi partilerimiz varken, İsrail’le otorite kabul eden bunca ihanetçi varken, siz de cümbüş çalmayın! 

Türkiye’nin bölge komşularıyla sıfır sorunu temel alması birilerini rahatsız ediyor olabilir. Ancak bu gibi durumlarda küresel güç olma yolunda olan Türkiye’nin mezhepsel akımlarla da yolunun kesilmek istendiğini görmekteyiz. Önümüzdeki yeni süreçte kâğıttan kaplanlara yer olmadığı gibi coğrafyamızda yeni aslanları görmek için akıllı, ülke sevgisi, vatan sevgisi kazanmış iradeli güçlü beyinlere ihtiyaç vardır.

Ülkemin güzel insanlarına selam olsun. Dua ile kalın.

 

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle