--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hasan Sabbah’ın Fedaileri ve şer itifakı

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar

Kıymetli okuyucularımız; tarih bizlere karanlık dönemleri, ders almamız için kayıt altına almıştır. Fakat ne yazık ki vurdumduymazlık, bağnazlık, ideolojik ayrışma ve mezhepçilik gibi daha nice örneklemelerle kişilik bozukluğu almış gidiyor. Bunun sonucunda tarihten ders alamayan zavallı toplumlar haline dönüştük ve ne acıdır ki bedelini çok ağır bir şekilde ödemekteyiz.                                      

Gelelim konumuza. Hasan Sabbah ihtirasları ve hırsları olan; bir eğitmen, sözde bir din adamıydı. Ancak makam ve mevkileri saltanatı için kullanan, ille de gösteriş diyen, dini istismar eden tarihin en büyük sapıklarındandır. Hasan Sabbah, devlet kurumlarını içten fetheden ve bu kurumlarda mutlak hâkimiyet sürdürmek isteyen dönemin en tehlikeli grubudur. 

Alamut Kalesi tarih sayfalarında hep yazılacak. Ancak unutulmaması gereken nokta; bugünün Hasan Sabbah’larını dile getirmek ve bunu bizden sonraki kuşaklara aktararak insanlarımızı kör bakışlardan kurtarıp uyandırmaktır.                                                                                 Belki bu zamanda Alamut Kalesi yok ama, Alamut Kalesinden daha tehlikeli Pensilvanya ve şatosu var. Otuz beş yıldır devlet kurumlarını dizayn eden ve kendisine fedai ordusu oluşturan, günümüzün en büyük terör örgütü var. Şer itikadına hizmet eden, ülkesini ihtiraslarına kurban eden FTÖ var. 

Bu nasıl bir durumdur ki, milletimiz halen anlayamadı. Hatırlar mısınız? İsrail insani yardım gemisine saldırmıştı ve dokuz vatandaşımız şehit edilmişti. Ve bir adet sözde mümin “İsrail otoritesine nasıl karşı çıkarsınız” diye demeç verdi. Polislerimiz yataklarında infaz edildi ve kendisine bağlı fedailer “İki polis ölmüş ne olmuş” dedi. Yüce Rabbimden dilerdim ki, o vatanı uğruna canını feda eden polislerimiz yerine sizler o durumda olsayldınız. 

İslam ve insanlık uğruna yola çıkan o gemilerde katledilen mübarek insanların yerine sizler olsaydınız..  

Lütfen FTÖ’nün istikrarsız ve bozuk yapısını tekrar gözden geçirin.

İşadamlarımızı başka ülkelerin çıkarları için tehdit eden... Kasetlerle kamu çalışanlarını tehdit eden… Siyasileri dinleme ve şantajla tehdit eden… Şantaj ve sahte evraklarla silahlı kuvvetler ve ordusunu çökerten… Emniyeti kendi arka bahçesi gibi kullanan, devlet hafızasını yerle bir eden, yargıyı ve yürütmeyi işgal eden, MİT kurumunu bertaraf etmeye çalışan örgüt, bu örgüt değil mi? Kendi başbakanını öldürmeye çalışan, ülkesini şer odaklarına servis eden ve iç çatışmaya göbek kaşıyan, kumar ve zevklerinden taviz vermeyen, milletin manevi değerleri ile alay eden örgüt, bu örgüt değil mi? Emin olun yeryüzünde sizden daha tehlikeli bir örgüt ne duydum, ne de gördüm. Hasan Sabbah sizin elinize su bile dökemez. Dilerim ki; ülkesine ve vatanına ihanet edenlerin Allah katında affı olmasın. İşte böyleleri için “Yaşasın Cehennem!”

SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ ŞER İTİFAKINA HİZMET; SELOCAN:                                                                                                          

Bu millet, Selocan Türkiyeleşme sürecine dâhil olduğu için çok sevinmişti. Umutlar yeşermişti, terör bitecek de vatanımıza huzur gelecek diye. Ancak seçimlerden hemen sonra Selocan koruyucu bir tavır  alması gereken yerde, can alıcı mesajlar vermeye başladı.

Masum Mezopotamya’nın asi çocuğu Selocan! Unutma ki; birilerinin talimatı ile lider olunmaz. Saz ve söz eşliğinde ekranların parlak sahnelerinde, insanların canıyla, malıyla özgürlüğünü ihtiraslarına kurban edemezsin. Milletini ve ülkeni onurlu bir şekilde temsil etmek ile lider olunur. Tabii sizin için bu değerlerin bir anlamı var mı bilinmez.                                                                                                                           

Tarihi kimler yazar? Şüphesiz ki cesur liderler yazar. Yakın zamanda size tarih yazma şansı verilmişti fakat siz bu onurlu mücadeleyi elinizin tersiyle ittiniz. Emperyalist güçlerin, sırtınızı iki sıvazlamasıyla dost olduğunuzu sandınız öyle mi? Anlaşılan geçmişten bir ders almamışsınız Demirtaş. Ak Parti iktidarı size sonuna kadar tahammül kredisi vermişti ama, siz bu krediyi ihtiraslarınıza kurban ettiniz; otuz yıllık kavganın liderini de Kandil’in çıkarlarına kullandınız.    

Dedim ya Selocan, siyasi parti başkanlığı bu değil. Bir örnek verelim:                                                                                                                              Sinn Féin, İrlanda adına yıllarca mücadele veren bir insandı. Gerek İngiliz, gerekse İrlanda toplumu ona haklı talepleri noktasında destek olmuşlardı. İkiniz de bir dava peşindesiniz öyle değil mi? Fakat aranızdaki fark nedir biliyor musun Selocan? Sinn Féin asla başka güçlerin arkasına sığınmadı, birilerinin ağzından çıkan iki lafa bakmadı. O bir lider oldu. Ama sen halkını hüsrana uğratan korkak bir başkan olarak kalacaksın. ‘’Seni başkan yaptırmayacağız’’ diyerek kimlere hizmet ettin farkında mısın Selahattin Demirtaş? Siz bu milleti yalan vaatlerinizle çok umutlandırdınız. Türk kardeşlerimizi düşman olarak görmeyin artık. Türk toplumu, Kürtlere yapılan zulmü asla inkâr etmedi. Acılarınızda ve zor zamanlarınızda hep yanınızdaydı; acıları paylaşmaya da devam ediyor. Sizler de artık insanlara acı çektirmeyi bırakın. Bırakın ki cihan sulh görsün, yanan gönüllerin koru sönsün. Varsa şu cesaretinizi kullanın. Ön koşulsuz olarak örgüt silahları bıraksın ve ülke dışına çıkışları sağlansın. Ülkem sizleri bir yerlere tarih olarak yazsın Selocan. Bu milletin umudu bakidir. 

Selâm ve dua ile kalın. 

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle