Dünden bugüne bölgede değişen istekler
Doğu ve güneydoğu da çözüm sürecine dair yapılan çalışmalarla STK’ların beklenti ve temennilerinin, bölgede belki ilk kez bu kadar doğrudan bilgi sahibi olduk. Özetini sıralamak gerekirse, bölgede halk tarafından çözüm süreci çok net algılanmak ile birlikte halkın da bilgi sahibi olduğunu görmekteyiz.
Son yüzyılın Kürtler açısından dram ve acı olaylarla ilgili olarak çok önemli tespitler sıralanmıştır. 1922’den itibaren Türkler ve Kürtlerin arasında net ayrımcılığın yapıldığı görülmektedir. Ayrımcılığın asıl sebebi Müslüman olduğu için İslam’ın temel kuralları insanoğluna hizmetten geçtiğini bildiği için İslam’a sımsıkı sarılan Kürtlerin bilinçli olarak baskı ve asimile politikalarına tabi tutulduğunu görmekteyiz. Son 10 yıl içerisinde AK Parti iktidarı ile birlikte bölgede değişen dengeler, Kürt kardeşlerinin kucaklanmaya hazır olduğu ve devletin kendi hatalarını düzeltmeye çalıştığı tarihi bir süreçten geçtiğimizi kamuoyunun bilmesi ile birlikte bundan rahatsız olan PKK terör örgütü marksist bir yapılanmaya gittiğini görmekteyiz. Çözüm sürecinin başladığı günden bu yana PKK’nın dağ kadrolarının çok aktif olduğunu ve dağ kadrolarını şehir merkezlerine indirerek, belde köy, kasaba ve ilçelerde Kürt yurttaşlarımıza ciddi bir baskı yaptığı, cami ve medreselerimize zarar verdiği, bölgedeki kanaat önderlerine baskı yaptığı, alim ve mollaları da tehdit ettiği görülmektedir.
HDP’nin bölgede yürüttüğü siyasetin kirli bir maşası olmaktan ileri gidemeği, yasamanın meclisteki kolu olmasına rağmen aidiyet ile bağlı olmadığını defalarca tespit edilmesine rağmen hukuki sürece tabi tutamadığını görmekteyiz. Bölge halkı umut ile çözümü beklerken çözümsüzlüğü üreten bir HDP’nin kin ve nefrete sebep olduğu görülmektedir.
Bölgedeki vatandaşlarımızın devletin yeterli düzeyde terörle mücadele ettiğini ve devamını talep ettiği görmekteyiz. PKK’nın bölgedeki eylemleri çıkmaz bir hal almak ile birlikte, devletin kolluk kuvvetlerini mücadeleci ruh ve yapısı takdire şayan görüldüğü bölgedeki birçok STK’nın bu güçleri daha iyi anladığı da tespitlerimiz arasındadır.
Bölgede özellikle İslam’ı değerlere saldırı ümitsizlik ve kırılmayı beraberinde getirmiş psikolojik bir tramva sürecine dahil olmuştur. Devletçe bölge insanına sağlanan kazanımlarını unutturmak için PKK’nın ve HDP’nin ciddi bir şekilde algı yönettiği görülmektedir. Bölgedeki yurttaşlarımızın devletin PKK’yı ve HDP’yi muhatap olarak görmesinin başından beri yanlış olduğunun vurguladıklarını biliyoruz.
Aynı zamanda PKK İslami fıtratta sahip olan kişi ve kurumları bölgede yaşatmak istemediği… Kürt vatandaşlarımızın birçoğunu sanki devlet kendilerini PKK’ya terk edildiği hissiyatı içerisindeler. Haziran’dan beri süren operasyonların bölgedeki kolluk kuvvetlerin mücadelesini çok haklı bulduklarını geç kalınmış bir operasyon olarak da görmektedirler. Kısaca dünkü devletin Kürtlere yaptıkları söylemlerinin bugün ise (terör örgütü) PKK’nın Kürtlere yaptığı zulmün yerini aldığı vurgulanmaktadır.
Bölge insanı hem çözümü hem de şevkatli devletin gücünü bölgede talep etmektedir. Terör sorunu ile Kürt sorununun ayrı ayrı ele alınması gerektiğinin altı çizilerek vurgulanmaktadır. Bugün de aynı tekrar noktayı dile getirecek isek Kürtlerin devleti ile barışık olduğu önümüzdeki süreçte tekrar hata yapılmaması veya İmralı Kandil dışında milletin asli unsuru olan Kürtlerin muhatap alınması gerektiğini dile getirmektedirler. Kürt sorununun sağlıklı, kalıcı sürdürülebilir şekilde çözüme ulaşmasının İslam’ın ortak paydası üzerine ele alınması gerektiği kanaatindeyim. Bölge insanımızın PKK’nın bütün baskılarına rağmen destek vermemesinin iyi okunması gerektiği kanısındayım. Allah her zaman mazlumun yanındadır dolayısı ile Es -Selamun Aleyküm; nuruyla alemimizi Şereflendiren Efendimizin (s.a.s) Şefaatine nail olmanızı dileriz. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun ve ülkemin güzel insanlarına selâm olsun. Dua ile kalın.







