--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bizimkiler Mehdi Beklerken Mesih Bulundu

Sabri Şahsuvar
Sabri Şahsuvar
7

ABD’nin kaotik eylem ve planları bir bir devreye girmeye başladı. Yakın tarihimizin kan ve gözyaşından ders almayan İslam coğrafyası bu mantık ile harekât ettiği sürece daha çok bedel ödemeye devam edecektir. Amerikan ‘düşünce’ kuruluşlarından Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’nin (PNAC) hazırladığı 2000 tarihli raporunun iyi incelenmesi gereklidir. 

Geleceği önceden okumak bağlamında her ne kadar kadrolarını Amerikan tarihinin en saldırgan hükümetlerinde görev almış şahinlerin oluşturduğu Trump yönetiminin tek referans kaynağı olmasa da PNAC’ın söz konusu raporunu incelemek için yeterlidir. Bu rapor Amerikan hükümetinin iç ve dış politikalarının, ABD’nin Soğuk Savaş öncesi ve sonrası emperyalist politikalarıyla bağlantısını kurmak için büyük önem taşır. Türkiye’yi tam da merkezine alan, özellikle Ortadoğu ve Körfez üzerine ve dünyanın diğer çıkar çatışma merkezleri üzerine hamlelerini yıllar öncesinden daha geniş bir perspektifle okumak için, think tank kuruluşu PNAC’ın doğuşu üzerinde durmak gerekir.

PNAC, Amerikan dergilerinden Weekly Standart’ın editörü William Kristol tarafından, ABD’nin askeri ve dış politikasını ‘geliştirme’ için kuruldu. Kristol’un Weekly Standart dergisinin sahipleri arasında, adeta işgalin cephe gerisi olarak faaliyet yürüten Fox haber kanalının sahibi Rupert Murdoch da bulunuyor. ‘Düşünce kuruluşu’nun başkanı, eski ABD Başkanı Ronald Reagan döneminde Dışişleri Bakan Yardımcılığı yapmış olan Robert Kagan. PNAC’ın üye listesinde bulunan diğer isimler ise çok daha tanıdık.

Düşünce kuruluşunun hazırladığı “Amerika’nın Savunmasını Yeniden İnşa Etmek” başlıklı rapor, neredeyse kelimesi kelimesine, 20 Eylül 2002’de, “ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi” adlı belgede resmi ABD politikası olarak kabul edildi. Raporun mimarlarına göre, “Evet, ABD Soğuk Savaş’tan kesin bir zaferle çıkmıştır, ancak ABD’ye yönelik tehditler son bulmamıştır.” Temel olarak “Bu noktada, ABD, yeni yüzyılı kendi amaçları ve çıkarları doğrultusunda şekillendirebilecek mi?” ABD’nin dış politikasına Soğuk Savaş öncesi saldırganlığını yeniden kazandırmak için yetkililerin ‘aklını başına getirme’ görevi PNAC mimarlarına düşmüştür. 

Kısacası, Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından, ABD emperyalizmi, saldırgan politikalarını haklı gösterebilmek ve savunabilmek için belli başlı dayanaklara ihtiyaç duymaktaydı. Artık ‘düşman’ ölmüştü, bu nedenle yeni düşmanlara, yeni savaş alanlarına, yeni taktiklere ve yeni konseptlere ihtiyaç vardı. Dahası, başka güçler (Avrupa ülkeleri kastedilmektedir), ABD’nin ekonomik durumunun ve siyasi egemenliğinin tam da arzu edilen rolüne oynamaktaydı. Yani, emperyalist çıkar çatışmalarının, ‘barış’ döneminde dahi, ABD’nin ‘süper güç’ konumuna zarar verebileceği, hatta başka güçlerin onun yerini alabileceği endişesi, ABD yetkililerini her zaman tetikte tutmalıydı. Bunun için en geçerli yöntem ise, ‘savunmayı’, yani ABD’nin –özellikle dış ülkelerdeki– askeri varlığını geliştirmekti. 20. yüzyıldan, krizler başlamadan önce durumu şekillendirmek ve tehditler büyümeden karşılık vermek gerektiği dersini çıkaran Kristol ve Kagan, “tüm dünyada bir Pax Americana”, yani Amerikan Barışı peşindedir.

Ortadoğu, ABD ve diğer emperyalist güçlerin yıllardır üzerlerine çeşitli hesaplar yaptığı bölgedir. Ancak raporun ortaya çıkardığı yeni durum, Ortadoğu’dan vazgeçmemek koşuluyla, Asya’nın çatışmaların ve istikrarsızlığın potansiyel merkezine dönüşmesi… Bu tarif, kapsamı henüz açıklanmayan ancak merkezinde sadece Ortadoğu ülkelerinin bulunduğu, geniş anlamıyla ise, Fas’tan Mısır’a, Kuzey Afrika ile Endonezya’ya, Güney Asya ve Çin’e kadar uzanan, Orta Asya ve Kafkasya’yı da barındıran bir coğrafyayı kapsadığı bilinen ‘Büyük Ortadoğu’ projesinin de çekirdeğini oluşturmaktadır. Fikir babasının İsrail olduğu söylenen bu projenin üç önemli ayağı ise, “demokrasi, terörle mücadele ve serbest piyasa.”

Raporun, “bugünün güçlerini yeniden konuşlandırmak”, “bugünün silahlı güçlerini yeniden kurmak”, “yarının baskın gücünü oluşturmak” ve “savunma harcamaları” başlıklı diğer bölümlerinde, ABD için çıkar önceliği bulunan ülkeler, limanlar ve hava üsleri için yeni yüzyılda neler yapılması gerektiği detaylı olarak sunulurken, özet olarak, sürekli genişleyecek Amerikan “güvenlik çevresinin oluşturulması” isteniyor. Plana göre, “güvenlik çerçevesi”; halen 60 ülkede üsleri, 130 ülkede birlikleri bulunan ABD’nin, kalıcı üslerini genişletmesi ya da dönüşümlü konuşlandırmalarla diğer ülkelerde askeri varlığını sürdürmesi yoluyla başarılacak görmesidir.

ABD, yakın zaman içinde tehdit olarak gördüğü bazı ülkeleri iç savaş ile yönetim değişikliğine veya etnisite gibi mikro milliyetçiliğe dayalı olaylarla bazı ülkelerin iç işlerine karışacak şekilde CIA eylem planlarını devreye sokacak. Başta Avrupa’yı pasifize etmek, arkasından Türkiye-İran liderliğini bitirmek, dahası Hindistan ve Çin gücünü kırmak için yeni suikastlar ve bir takım eylemler gerçekleştirmek adına bir takım çalışmalar üzerine yoğunlaşıldığını belirtebiliriz. Buna karşın Türkiye ve bütün devletler uyanık olmak zorundadır. 

Bütün bu raporların, planların ve ülkeler arası çatışmaların asıl sebebi ABD’nin ve inancın kurtarıcısının Trump olduğunun ve Hıristiyan inancına göre Mesih olarak görülmesidir. Bu inancı yükleyenin Siyonizm ve Evanjelist aklı olduğunu unutmayalım. Bizler Mehdi beklerken, adamlar sözde Mesihleri ile dünyayı kana boğmaktadır… 

Vesselam…

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Mesut

15 Ocak 2020 02:08

Yazarı eleştirenler suriyede yemende ırakta afganistanda şehit edilen milyonlarca müslümanın katili iran veya abd rusya ile ortaklar . Şii iran bosnada müslümanların kurtarmadı yardımlar TÜRK halkından gitti refah partisi ve erbakan hocanın katkıları çok büyüktür erbakana açılan milyon davası var o paralarla bosnada silah top roket fabrikası kuruldu bunları irana mal etmeyin sahtekarlar DERVİŞ ismini kullanmakla katil iranın elindeki kanı temizleyemezsin . Türkiye sünnî müslüman devlet değil dinsiz laik sistem ve kanunlarla yönetiliyor ehli sünnete göre yönetildiği zaman gerçek islamı görürsünüz tarihte olduğu gibi . Arabistan örnek olamaz çünkü onlarla iranlı şiiler arasında fark yok vehhabiler yani ingilizin kurduğu bir dine inanıyorlar arabistan yönetimi ehli sünnet değil ehli ingilizdir.

Tuncay

14 Ocak 2020 10:56

İyi de kardeşim herşeyini sorguz sualsiz kabul ettiğiniz AKP lideri ben ne sünni yım nede şiayım diyerek sünniliği zayıflatıyor öte taraftan diyanet caferiliği beşinci mezhep olarak saydırıyor ve iranla din iş birliğinden bahsediyor. İranın nasıl sünni düşmanlığı yaptığını çok güzel özetlemişsiniz adamların İslam adına yaptıkları hiçbir şey yok. Peki bunu diyanet veya ölümüne savunduğunuz hatta savunacaz derken insanları PKK'lı ve başka bir suru vatan hainlerle ilişkilendirniğiniz AKP bilemiyormu onlara da bunu anlatsanız olmazmı?

Olebolejolesalih

7 Ocak 2020 21:46

Huhuhohuhaaaa uuaaa bravo abijim iiki varsin sen olmasan bu kazte okunmaz abijim oouhuhuhuaaaa

turgut ertav

7 Ocak 2020 13:28

Hangi inanç,hangi mezhep,hangi toplumdan olursa olsun;hiç kimse Mehdi veya Mesih beklemesin.Herkes kendi kendinin Mehdi'si veya Mesih'i olsun.Bedavacılık yok;çalışın!

turgut ertav

7 Ocak 2020 12:00

Müslümanlardaki Mehdi inancı ile yahudi ve hristiyanlardaki mesih inancı hemen hemen aynıdır.Müslümanlardaki Mehdi ile Yahudilerdeki Mesih aynı işleri yapar ve dünayayı kurtarır.Birinde dünyanın hakimi Müslümanlar,diğerinde Yahudilerdir.Hristiyanlardaki Mesih inancına göre ,sadece hristiyanlar kurtarılır ve hristiyanlar dünayanın hakimi olur.Kurtarılma ve dünya hakimiyeti yönü ile Mehdi ve Mesih ianaçları aynı.Dünaya hakim olma hevesi asırlarca değişmedi.Bu uğurda,insanlar ve toplumlar dünyada temiz adına ne varsa kirlettiler;faydalı düzen ,halis inaç ve iman adına ne varsa bozdular.Bozuşma ve kokuşma içindeler.Biri gelsin de düzeltsin diye bekliyorlar.Hepside bedavacı.Bozup kirletmesi onlardan,gelip düzeltmesi Mehdi veya Mesih den.Dünya hayatı sanki yazboz tahtası.Tolumlar da sanki bunların köleleri, cansız manken veya oyun taşları.Oynadık ama olmadı,yanlış oynamışız.Bozduk ve kirlettik.Hadi biri gelsin düzeltsin.Daha çok beklersiniz!Nasıl bozup kirletinizse öylece kendiniz temizleyin ve düzeltin.Ne Mesih,ne de Mehdi eklemeyin.Her kişi,kendi kendinin Mesih veya Mehdi olsun.Bütün insanlar ve bütün toplumlar,için;iyiyi,güzeli,faydalıyı,barışı,huzuru,düzeni,adaleti,hukuku sağlayın da ;dünyayı yaşanır hale getirin.Siz bozdunuz ve kirlettiniz,siz temizleyin ve düzeltin.Bedavacılık yok!

Alper

7 Ocak 2020 10:39

Ortadoğu halkları, çeşitli nedenlerle birbirini kırıyor, amaç din de değil.Emperyalist dediklerini de ortadoğuya davet eden, hırsız işbirlikçi, halkdan kopan yöneticiler.

Tayfun

7 Ocak 2020 10:11

Sadece onlar karikatür ve bırakın artık böyle şeyleri çağa dönün teknoloji uygarlığa göre yazılar yazın ve kızmayın ama İslamcı olarak gözüken insanların bir bakıyorsun çoluğu çocuğu Avrupa'da okuyor lakin bu kişiler TV ye çıktımı yada makale yazdimi öylesine çağ dışı şeyler laf olsun yada İslami kalkan olsun kendine diye ...merak ederim evdeyken bunlar oldukça mantıklı ve ilmidir

Sabri Şahsuvar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle