--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Üniversite mi ticarethane mi?

Ersoy Dede
Ersoy Dede
Üniversite tercih dönemindeyiz. Adaylar harıl harıl okul araştırıyorlar. Yükseköğretim sisteminde, 10 yıl evvel hayal bile edemeyeceğimiz noktadayız.. Şu anda her kentte en az bir üniversite var. İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerde ise bu sayı çok daha yukarılarda. Özellikle İstanbul’da neredeyse her semte bir üniversite ya da fakülte düşüyor. Bu kötü bir şey mi? Asla değil. Ama pek çok riski de içinde barındırıyor. Örneğin bazı vakıf üniversitelerinde eğitim kalitesinin çok düşük olduğu gibi şikayetler geliyor öğrencilerden.. Benim yakından tanıdığım ve eğitim kalitelerinin ne denli yüksek olduğunu bizzat gördüğüm bazıları var. Tek tek sayarsam diğerlerine haksızlık etmiş olurum. Ama bazıları da var ki, vakıf üniversitesi aslında ama tüzel yapısı itibariyle özel üniversite gibi çalışıyor. Yasa gereği elbet bir vakıf şemsiyesi altında fakat gerçekte öyle değil. Bir patronu var.. Herkes tanıyor biliyor. Kimse yadırgamıyor. Ama defterlerine girip bakıyorsun vakıf.. Hal böyle olunca da ister istemez yapı ticarethane gibi işliyor.. İyisinden de kötüsünden de örnek vermek istemiyorum. Haksızlık olmasın diye. Ama öğrenci adayı kardeşlerimden, gaza gelmeden tercih yapmalarını, fiyakalı reklamlara itibar etmemelerini süslü laflara inanmamalarını salık veririm.. Tercihlerinizi, o alışveriş merkezlerine kurulan standlardaki mini etekli hostes kızların etkilemesine izin vermeyin. İlla birinin etkisi olacaksa, aynı okula devam eden arkadaşlarınızın etkisi olsun.. Onların tavsiyelerini ya da itirazlarını önemseyin.. Zira bu ticarethane mantığıyla çalışan okullarda (çok üzülerek ifade etmem gerekir ki) rektöründen öğretim üyesine kadar herkesin butik tezgahtarı-pazarlamacı mantığıyla çalıştığını görüyoruz.. Gerçeği size ancak o okulu bitirmiş ya da orada okuyan biri söyleyebilir..
ÇAN EĞRİSİ TUZAĞI
Bir kez daha, hakikaten bizim kültür mirasımız vakıf mantığı ile dürüst biçimde çalışan okulları tehzih ederek söylüyorum. Bunun altını da kalın kalemle bir kez daha çiziyorum.. O tacir-rektörler kendilerini bilirler. Biz de biliyoruz. Bunu fark ederlerse belki daha az ahlaksızlık yaparlar diye düşünüyorum.. Örneğin çan eğrisi sistemi var bazı okullarda. Detayına girmeyeceğim. Özetle orta öğretim başarı puanı sistemine benzer bir ölçme-değerlendirme sistemi. Okulun ya da bölümün ya da fakültenin en üst başarı puanı tavan olarak alınıyor, diğer puanlamalar, bu sayı baz alınarak yapılıyor. Mesela görece başarısız bir okulda 40 ile AA almanız mümkün iken başarılı bir okulda 70 ile CC getirme olasılığınız var. Şimdiki sözüme dikkat buyurun. Bazı okulların kasten not ortalamalarını düşük tutarak öğrencilerin kalma-geçme durumlarına müdahale ettiğini söylüyor öğrenciler. Neden? Çok basit. Zengin bazı aileleler, çocukları için verdikleri paranın hesabını sormaya okula gidiyorlar. Okul da,  tembel çocuklarının neden sürekli sınıfta kaldığını açıklamakta güçlük çekiyor. O müşteriyi de (burada öğrenci demem gerekirdi aslında) kaybetmek istemedikleri için müdahale ediyorlar. Nasıl yapıyorlar? Notları çok yüksek olan bazı öğrencilerin notlarından 15-20 puan indiriyorlar. Yani 100 yerine 85 de alsa sesini çıkarmayacak öğrencileri gözlerine kestirip notlarını düşürüyorlar. Böylece 50 ile kalması gereken zengin çocuk 40 ile geçebiliyor. Aldığı diplomayla da seninle eşit şartlarda iş istiyor. Tercih hayati öneme sahip bir konu. Konunun uzmanlarına fazla güvenmeyin. Her birinin bir angajmanı var. Siz kendiniz gibi öğrenciler bulun danışacak. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle