Sorun çıkmadan halletmek zorundayız
2011 seçimlerinde de heveslenmiştik. Ama bu sefer galiba sahiden 7 Haziran sonrası oluşacak olan meclis, kelimenin tam anlamıyla bir ‘Kurucu Meclis’ olacak gibi görünüyor.. Kurucu Meclis deyince özellikle birilerinin gözleri yuvalarından fırlıyor. ‘Biz savaş mı kaybettik?’ yahut ‘darbe mi oldu ki?’ türü karşı çıkışlar oluyor. Hayır, savaş da kaybetmedik çok şükür darbe falan da olmadı. Ama artık ihtiyaca cevap vermeyen bir Anayasaya sahip olduğumuz herkesçe kabullenildi ve bunun yıkılıp yerine yenisinin getirilmesi için irade oluştu.. Yeni Anayasa meselesine bu sütunda daha çok değineceğiz. Ama bugün özellikle ‘ihtiyaca cevap verme’ işinin en önemli ayağından, ‘Başkanlık’ modelinden söz edelim istiyorum..
•
Bugün yürürlükteki parlamenter sistemin özellikle de Cumhurbaşkanını halkın seçtiği bu yeni dönemin ardından türlü siyasal arızaları ortaya çıkaracağını herkes söylüyordu.. CHP, MHP, herkes.. Dikkat çekilen ana nokta ise iki halk tarafından seçilmiş ismin ikisinin de yürütmenin başında olmasının doğuracağı sıkıntılardı.. Bugünkü iki figür Erdoğan ve Davutoğlu olduğu için bunu hiç kimse hissetmiyor. Ama misal Ahmet Necdet Sezer ile Erdoğan olsaydı bu iki isim?.. Yahut Erdoğan ile Kılıçdaroğlu?.. Açık söyleyeyim ciddi biçimde bir siyasal kriz ortaya çıkacaktı.. Ülke yönetilemez hale gelecekti..
•
8 Haziran sabahı sandıktan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıktığını varsayalım.. Halk Erdoğan’ı da seçmiş, politik anlamda taban tabana zıt Kılıçdaroğlu’nu da.. Nasıl yöneteceksiniz ülkeyi?.. Biliyorum uç bir örnek verdim.. Ama unutmayın, siyasette ‘olmaz’ diye bir şey yoktur.. Cem Uzan gibi bir ismin yüzde 7’ler nispetinde oy aldığı seçimlerde DYP, buçuklu rakkamlarla baraj altında kalmıştı.. Efsane Ecevit’in partisi ‘marjinal’ seviyeye inmişti.. Hiçbir şeye ‘hayatta olmaz canım’ diye bakmayın.. Böylesi bir tabloda, örneğin ‘çözüm süreci’ gibi spesifik bir konuda nasıl adım atılabileceğini gelin bana söyleyin.. 2014 öncesi siyasal tabloda böyle bir sorun yoktu.. Eğer meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı, yanlışlıkla millet iradesi saydığımız başbakan üzerinde tek bir söz söylemeye kalksa, halk tepki gösterirdi.. ‘Seni biz seçmedik’ deyip sustururdu.. Hiç kimse de ‘ama sizin seçtiğiniz milletvekilleri gönderdi onu oraya’ diyemezdi.. Denemesi bedava.. Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerine sokun Ahmet Necdet Sezer’i.. Karşısına da (hadi orantısız güç olmasın) Erdoğan’ı değil de, Ak Parti’de siyaset yapan her hangi bir il-ilçe teşkilat mensubunu gösterin. Yakasında Ak Parti rozetini taşıyan her hangi birini.. Sonuçlara bakın, ne demek istediğimi anlarsınız.. Ama bugün durum böyle değil..
•
Davutoğlu ile Erdoğan arasında sorun olmaması, sistemin sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. Sorun çıkmadan, rasyonel zekayı devreye sokup, arızalı alanları halletmemiz lazım. Gereksiz direnç, ülkeyi kaosa sürüklemekten başka bir sonuç doğurmaz. Her tarafı sapır sapır dökülen mevcut hükümet sisteminin devamındaki ısrarı açık söyleyeyim anlamakta güçlük çekiyorum.. Kalın sağlıcakla.

