Size iki yeni haberim var
İki haber vereceğim size.. İlki iki parçalı bir haber.. İstanbul’da ilk kez bir ‘İstanbul Radyosu’ kuruldu.. TRT Kent Radyo İstanbul.. Bunu Ankara ve İzmir de izledi.. Göreve gelir gelmez gecesini gündüzüne katarak TRT’yi en etkili biçimde evlere, arabalara, taşınabilir cihazlara sokmak için gayret gösteren yeni Genel Müdür Şenol Göka’nın, bu proaktif yayıncılık hamlesini kutlamak gerekiyor.. Ben başka bölgeleri bilemiyorum. Ama İstanbul için TRT İstanbul Radyo Müdürü Cem Temel ve program müdürü Kerem Demircioğlu’nun, bu proje için nasıl gecesini gündüzüne katarak çalıştığına bizzat tanık oldum.. Dışarıdan bakıldığında kolay gibi görünüyor. Ancak mesleğin içinden gelmeyen bilmez.. Benim ilk mesleğim radyoculuktur.. 1992’den bu yana, neredeyse hiç aralık vermeden devam ettim radyoculuğa.. Dolayısıyla sözüme itibar edin.. Yeni, bilinmeyen bir frekanstan ve tamamen kentin derdini dert edinen bir radyonun başarıya ulaşması, zannettiğiniz gibi kolay bir iş değil.. Şenol Göka ve ekibini bir kez daha kutlamak lazım.. İstanbul’un ihtiyacı olan ne varsa, TRT Kent Radyo İstanbul 106.6 frenkansında var.. Sabahları yolların profesörü Murat Kazanasmaz ile işe gidiyor insanlar, ardından Kerem Demircioğlu, akşam iş dönüşü yine Tülay Tüzün ile alternatif güzergah, siyasi analizleriyle Kurtuluş Tayiz, Yıldıray Oğur, Avni Özgürel, Markar Esayan, Ceren Kenar, İstanbul’un kitabını yazmış bir üstat Haldun Hürel daha kimler kimler.. Böyle bir kadroyla bir özel televizyon kursan, ilk haftada ilk 10’dasın.. Öyle diyeyim..
•
Haberin ikinci kısmı da bendenizle ilgili.. Bu yeni projede, ben de varım.. Hafta sonları fotoğraf sanatçısı eşim Didem Dede ile birlikte, TRT Kent Radyo İstanbul’da mikrofon başındayız.. 1997 yılında Best Fm’de, birlikte çalışırken tanıştığım eşimle, şimdi seneler sonra yine bir radyoda birlikte çalışma fırsatı bulmuş durumdayım.. Bu da benim fikrim değil.. Fikrin mimarlarını da analım müsadenizle.. Bizim birlikte program yapmamız fikri, Usta radyocu ve müzisyen Kerem Demircioğlu’na ait.. Ve elbette rüyasında bile ‘radyo’ sayıklayan İstanbul radyo müdürü Cem Temel’in katkı ve desteğiyle.. Biz de bize güvenenlerin yüzünü kara çıkarmama telaşındayız.. Mevzu budur..
KANAL 24
Gelelim size vereceğim ikinci habere.. Ülke Tv, bu memlekette yapılmayanı yapmış bir televizyon kanalıydı.. Düşük bir bütçeyle ama inanmış insanlarla yola çıkmıştı.. Medyanın, beyaz Türklerin elinde olduğu bir kurtlar sofrasına, balıklama “ben de varım” diyerek atlamıştı.. O vakte kadar haber televizyonculuğu da dahil tematik yayıncılığın neredeyse tümünü, belli çevreler tekelinde tutuyordu.. Kimin ne izleyeceğine yerleşik düzen karar veriyordu, kime ne yayın yapılması gerektiğine de.. Açık söylemek gerekirse, henüz rüştünü ispatlamadığını düşünen zenci kompleksliler bile önceliği ona veriyordu.. Kim mi bunlar?.. Bunlar aynı zamanda 27 Nisan’da E-Muhtırayı duyar duymaz valizini hazırlayanlar.. Ya da 17 Aralık’ta ‘sahiden gidecek mi yoksa Erdoğan?’ deyip, köşeye saklanan ezikler.. Tam böyle bir ortamda aynı zamanda ticari de bir risk alarak Ülke Tv kuruldu.. Aynen 28 Şubat’ın Kanal 7’si, Akit’i gibi.. Önce bürokratik oligarşi ile peşinden askeri vesayetle hemen ardından da paralel yapıyla savaştı.. Buranın kuruluşundan beri bu mücadelenin de aynı zamanda içindeyim.. Şimdi ise mücadeleye aynı hedeflerle yola çıkan ve aynı amaç uğruna savaş veren Kanal 24’te devam edeceğim.. Önce Ülke Tv’nin patronları ve yöneticilerine, bana böylesine özgür bir ortam sağladıkları için teşekkür ederim.. Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan, A.Zahid Akman ve Ülke Tv Genel Yayın Yönetmeni Hasan Öztürk’e.. Dün kendilerine de söyledim, Ülke hâlâ benim Ülke’m.. Ama yerleşik düzenle, bürokratik oligarşi ile, cemaat vesayeti ile ve bilumum millet-memleket zararına ne varsa savaşmaya, kavga etmeye Kanal 24’te devam edeceğim.. Bana güvenip ekran emanet eden; Ethem Sancak, Murat Sancak ve 24 Tv Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek’in yüzünü kara çıkarmamaya çalışacağım.. Vira Bismillah.. Rabbim utandırmasın.. Kalın sağlıcakla.

