Sizce Ne Yapmak İstiyorlar?
Toplumsal tepkinin en üst seviyeye çıktığı gün hükümetin bir Bakanı’nın Doğan Grubu’nun bir televizyon kanalında canlı yayında görünmeyi tercih etmesi akıl alır gibi değil.. Tam da, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla soruşturma başlatılan Doğan Grubu’nda, Devletin ve milletin tepkisine rağmen katılmayı kabul etmek, acaba nasıl izah edilir?.. Evet Sağlık Bakanı Dr. Müezzinoğlu’ndan söz ediyorum..
•
Benim gördüğüm manzara şu.. Özellikle kamuoyunda sosyal infial oluşturan sözleri sonrası hep birileri arkasını topladığından Sayın Bakan biraz rahat davranıyor.. 3 çocuğu olana ‘aferim söz dinliyorsun’ demesi gibi, kadınlara annelikten başka bir kariyeri merkeze almamaları gerektiği yönündeki tavsiyesi, 40 küsur kişinin aynı hastalıktan ölmüş olmasına rağmen ‘bir salgından söz edemeyiz’ türü sözleri hep arkasından başkaları tarafından etrafı yumuşatılarak tefsir edildi.. Hiç biri için cepheden Müezzinoğlu’nun kapısı çalınmadı.. Seküler kesim Sayın Müezzinoğlu’nun bu sözleri üzerinde tepinirken, İslamî hassasiyetleri yüksek kesim ise (ne yazık ki) Nurettin Yıldız’ın tamamen çarpıtılan sözlerine dönük olarak ‘toplum dinamiklerinin bunu tükürükle boğması lazım’ lafını yuttu.. Niye?.. Niye seküler kesimin tepkisini göğsünde yumuşattı bunca insan?.. Niye AK Parti seçmenini rencide eden sözleri görmezden gelindi Müezzinoğlu’nun?.. Söyleyeyim.. Recep Tayyip Erdoğan’ın hatırına.. Başka bir şey olduğunu mu zannediyordu acaba Sayın Bakan?.. Eğer öyle zannediyorsa arz etmiş olalım. Değil..
•
Bütün bu son günlerde uç vermeye başlamış hadiselere karşılık toplu olarak yazmış olalım. Ahmet-Mehmet diyerek özele indirgemeyelim. Siz yukarıdan baktığınızda göremiyor olabilirsiniz ama aşağıda hesaplar başka türlü işliyor. Vatandaş Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağına bakıyor.. Bunu test etmek mümkün.. 7 Şubat rezilliği öncesindeki hükümete yakın medyada ‘Fethullah Gülen’ hakkında çıkan haberlere baksanız sadece nasıl bir tablodan söz ettiğimi anlarsınız.. Bazı yazarlar nasıl sesleneceğini bilemezlerdi.. Bazı bakan ve milletvekilleri ismin başına, sonuna ne koyacaklarını şaşırırlardı.. ‘Sayın pek Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ diye hitap edildiğini biliyorum.. Kaç ayda bugünkü hale geldi?.. İki ay mı? Üç ay mı?.. Parti içinden kaç kişi direnebildi?.. Seçmenlerden kaçı fikir değiştirdi?.. 7 Şubat rezilliği, dershane krizi, 17-25 Aralık darbe girişimi ve tüm bunlarla bağlantılı olarak başlatılan ‘Paralel Yapı Karşıtı Söylem’in ardından onlarca seçime girdi AK Parti.. Ve ayrıca doğrudan Recep Tayyip Erdoğan.. Sonuçlarını biliyorsunuz..
•
Benim anladığım kadarıyla 7 Haziran sonrası için AK Parti içindeki herkesin kafası tam anlamıyla net değil.. “Bir itfaiyeci kendi önemini anlatmak için yangın çıkarmaz” falan gibi metaforlar yaparak romantik çıkışlarla sözümona ‘özeleştiri’ adı altında Cumhurbaşkanı’nı yahut Başbakan’ı eleştirenleri anlayabiliyorum.. Onlar 3 dönem meselesini ‘şahsi’ algılayıp siyaseten ümidi kesmiş olanlar.. Oysa Beştepe’de de hizmete devam edebilirlerdi parti içinde yahut partiye akredite bir düşünce kuruluşunda da.. Ama tercihlerini yapmış gibi görünüyorlar.. 3 dönemi dolmamasına rağmen, paralel ya da başka klikler içinde olmamasına rağmen Mehmet Müezzinoğlu gibi bazı isimler de başka bir kariyer planı yapıyor anlaşılan. Şunun şurasında kaldı dört gün.. Ben bir gece de önceden öğrenirim, ona 3 gün diyelim.. Bakalım 8 Nisan’da, listeler belli olduktan sonra ne konuşuyor olacağız.. Kalın sağlıcakla..

