Peki ya diğer cemaatlere kumpas?
Tahşiye davası pek çok açıdan çok önemli.. Kendi içinde elbette ayrıca önemli yani kurulan bir kumpasın ortaya çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi anlamında önemli.. Ama benim asıl önemsediğim başkaca yönleri var. Bu dava, eğer doğru yolda ilerliyorsa, hep birlikte ‘Paralel Yapı’nın Gülen Cemaati içinde nasıl bir hiyerarşik mekanizmayla yapılandığını öğreniyoruz demektir.. Bugüne kadar herkes bir paralel yapılanmadan söz ediyor ve bu yapının da Pensilvanya’ya kadar uzandığını yazıyor-çiziyordu.. Buna ilişkin piramitler, şemalar yayınlandı. Daire imamları, bölge imamlarından Kainat İmamı’na nasıl gidildiği vesaire tarif edildi.. Ama itiraf etmek lazım ki, (sokaktaki adamdan söz ediyorum) sistemin nasıl çalıştığını kimse anlamıyordu.. Hatta elimizde hazır doneler olduğu halde.. Bu dava bize bu doneleri nasıl okumamız gerektiğini gösterdi.. Metodolojiyi çözdükten sonra şablon olarak her şeye rahat rahat uygulayabilirsin bunu.. Mesela cemaatlere...
•
Tahşiyeciler meselesine girmeyeceğim. El Kaideci damgası vurularak cezaevine konulan bu arkadaşların yaşadığı mağduriyet bugün yargıda.. Ama eğer tahşiyecilere kurulan tuzak doğruysa, bugünden geriye doğru giderek başka tuzaklar da aramamız gerektiği gibi bir tablo çıkıyor karşımıza.. Mesela bugün Fethullah Gülen Cemaati ile el ele kol kola bir görüntü veren Yeni Asya Grubu’nu ele alalım. Yahut Hakikat Grubu ve Ömer Öngüt’ü .. Hatta isterseniz MİHR Grubu ve İskender Evrenosoğlu’nu... Mesele derin aslında. Ama pek çok açıdan benzerlik arz ettiği için bir iki detayı hatırlatacağım. Ergenekon soruşturmalarının en şedit evresinde Taraf Gazetesi başta olmak üzere Cemaat’in yayın organlarında ‘onu da alın içeri, bunu da yargılayın’ naraları atan yazarların köşelerinde ortak birkaç tespit vardı..
Nerede bu Ergenekon’un Kürt ayağı?
Nerede bu Ergenekon’un finans ayağı?
Nerede bu Ergenekon’un akademik ayağı?
Nerede bu Ergenekon’un medya ayağı?
Nerede bu Ergenekon’un din ayağı?...
Tüm bu sorular sadece sorulmuyor, ehven-i şer cevap da buluyordu kendine.. Ama bu sorular ve cevapların bir yasal dayanağa oturması gerekiyordu. Kimse kendi kendine birtakım yapı, grup, kişi ya da partileri hedef gösteremezdi..
•
İmdada İrticayla Mücadele Eylem Planı yetişti.. Eski asker avukat Serdar Öztürk’ün bürosunda bulunan ve Dursun Çiçek imzalı olduğu söylenen belgenin ‘Medya Faaliyetleri’ bölümünde ilginç bir detay vardı.. Bu belgeye göre İskender Evrenosoğlu ve Ömer Öngüt, meğer TSK ile doğrudan ilişki içindeymiş.. Taraf bu haberi verirken, 28 Şubatçı Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz referanslarıyla veriyor. Ve diyor ki özetle; “bu tür planlar içinde tıpkı 28 Şubat’ta da görüldüğü gibi, bu tür din adamlarına ihtiyaç duyuluyor”.. Peki ne yapacakmış Evrenosoğlu yahut Ömer Öngüt?.. Belgede şöyle deniyor; “İskender Evrenosoğlu ve Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler, FG’ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır”.. İlmi detayına inmek istemem. Bunu cemaatlerin iç dinamikleri iyi bilen yazarların yapmasında yarar var. Yani Evrenosoğlu ve Öngüt, Gülen hareketi hakkında ne düşünüyordu, bunu açık açık yazarsa bu cemaatleri yakından takip eden kişiler, mesele açığa çıkmış olacak.. .. Murad edilen sonuç ise bizzat belgeyle MİHR Grubu ve Ömer Öngüt’ün, darbeci-cuntacı bir yapıyla işbirliği içinde olduğu iddia edilerek, Ergenekon Soruşturması’nın oraya doğru evrilmesi gerektiği.. Bunu hatırlatmak lazım.. Aynı durum Yeni Asya Grubu için de geçerli.. 12 Eylül Darbesi’nden itibaren politik bakımdan Fethullah Gülen ile ters düşen Kutlular, pek çok yazarın kaleminden ‘Ergenekon’un Cemaat Ayağı’ olarak hedef gösterildi o günlerde.. Eminim Yeni Asya’cılar benden daha iyi bileceklerdir.. Şimdi nasıl olduysa birlikte hareket ediyorlar. Acaba bunda ‘MGK’da bütün cemaatler kastedildi’ dezenformasyonunun da tesiri var mıdır? Yoksa başka birtakım uydurma belgeler konularak; “bak Tayyip Erdoğan seni de yok edecek, gel güçlerimizi birleştirelim” mi dediler Kutlular’a, bilemiyorum. Ama başa dönerek bir kez daha yüksek sesle söylemem lazım ki, eğer Tahşiyeciler ile ilgili iddianın, yüzde 10’luk bir kısmı doğruysa, Ergenekon dönemi infaz edilen ne kadar adam varsa gidip bakılması gerekir. Kalın sağlıcakla...

