Özgecan üzerinden faşist propaganda
Özgecan cinayeti sonrası garip bir tablo çıktı karşımıza. Süreç birbirinden bağımsız pek çok değişkenle birlikte ilerlediğinden toparlamakta güçlük çekiyorum. Ama her toplumsal infial meydana getiren olay sonrası olduğu gibi Özgecan meselesinin de kendi kahramanları olacağını biliyordum. Dolayısıyla kenardan olan biteni izlemeyi tercih ettim.. Kahramanlardan kastım ya tamamen bu döneme özgü kahramanlar olabileceği gibi her hadisede açık kapıdan dalar gibi meydana çıkıveren tipleri de göreceğimi biliyordum.. İşte onlardan biri de, Ali Tezel..
•
Bilgili bir sosyal güvenlik uzmanı. Sistemin açıklarını çok iyi bilen bir müfettiş aynı zamanda. Dolayısıyla bunu da politik olarak her dönemde avantaja çevirmeyi başardı. Geçen dönem CHP’den milletvekili olmak için girişimde bulunmuş olamamıştı. Demek ki durduğu yer de belli. Bugünlerde paralel yapının tezlerini canhıraş savunan bir gazetede yazıyor ve televizyonda konuşuyor. Tezel’den öğreniyoruz ki, meğer acımasızca katledilen bu kızcağız Alevi’ymiş.. Katledenler de Sünni.. Ak Partililerin sessiz (!) kalmasının nedeni de buymuş.. Evvela sessizliğe birkaç örnek vereyim... Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Özgecan kızımıza ben bir kez daha rahmet, bütün milletimize başsağlığı diliyorum. Bu canice vahşice yapılan bu katlin failleri yakalandılar. İnşallah hak ettikleri cezayı da en ağır şekilde almaları için bizzat davanın takipçisi olacağım. Şu anda da zaten takip ediyorum”.. AB Bakanı Volkan Bozkır; “Benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi elime silah alır cezasını kendim verirdim”.. Aile Bakanı Ayşenur İslam; “Bir anne ve bir kadın olarak şahsa karşı işlenen suçların cezasının idam olabileceğini düşünüyorum”... Gibi.. örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.. İnsan olanın vereceği tepkiye benzer tepkiler işte.. Ama Sayın Tezel için kâfi gelmemiş olabilir. Diyecek bir şey yok..
•
Benzer söylemi PKK-HDP’li Ferhat Tunç da yükseltti.. Öldürenlerin bozkurt işareti yaptıkları, ölen kızın ise Dersimli Alevi olduğunu yazdı.. CHP’li gibi görünen Hüseyin Aygün de benzer şeyler dile getirdi.. Şimdi biz burada kriminal bir vakayı tartışmıyor da siyasi bir meseleyi mi değerlendiriyoruz, anlamadım.. Öldürenler yanlışlıkla mesela ‘bozkurt’ işareti yapmak yerine, ‘Ferhat Tunç baskılı t-shirt’ giyiyor olsalardı, ne olacaktı?.. Hadi bakalım Ferhat Bey, çık burada işin içinden.. O vakit diyebilecek miydin ‘beni sevenler hep böyle alçakça cinayetler işler’ diye.. Walkman’imde yakalattığım sizin “İstanbul Konserleri, Vuruldu, Gül Vatan’ kasetleriniz yüzünden, lisede çok disipline verilmişimdir.. Ne olacak şimdi?..
•
Gelelim sosyal güvenlik uzmanımıza.. Ben çok açık söyleyeyim Ali Tezel yazana kadar kimin Alevi kimin Sünni kimin putperest olduğu konusunda bilgi ve de fikir sahibi değildim. Nasıl oldu da ‘onun mezhepsel aidiyeti budur, şunun dînî mensubiyeti budur’ durumuna geldi işler, hiç anlamadım. Lafa gelince ‘bölücü, kamplaştırıcı’ gibi beylik lafları söylerken dakika tereddüt etmeyen sözümona entel muhaliflerin bizzat kendileri değil mi bölen, parçalayan, ayrıştıran, ötekileştiren?..
•
Bakın çok açık söylüyorum, kendini orada-burada ‘demokrat’ diye pazarlayan bu adamlar, lastik patladığında, o vakte kadar gizledikleri faşist yüzlerini işte böyle gösteriyorlar. İnsanları; “dindar-laik, Alevi-Sünni, Kürt-Türk” diye ayıran, bizzat bu ayrımın yapıldığından şikayet ediyor-muş gibi yapanlar değil mi?.. İnsan olalım bir parça insan.. Ben bütün bu sözlerden, sizin, Özgecan’a ‘Alevi olduğu için’ üzüldüğünüz sonucunu çıkarıyorum. Haydi olmadığına inandırın beni.. Kalın sağlıcakla.

