--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Onlar oy vermesin

Ersoy Dede
Ersoy Dede

Bir evlendirme programında yaşanan pespayeliği anlatan bir televizyon figürü, durumun nasıl vahim olduğunu daha da çarpıcı biçimde ortaya koymak isterken; ‘’ama bu insanlar oy kullanıyor’’ deme ihtiyacı hissetti. Yani demeye çalıştı ki; ‘’böylesine rezil, cahil, avam tipler oy veriyor, sonra da ortaya onların seçtiği yöneticiler çıkıyor’’.. Tefsiri bu.. Bu meselenin zor bir mesele olduğunu kabul ediyorum. Siyaset bilimi, 18. yüzyıldan günümüze kadar bu bir anda bilinçaltından dışarı fışkırıveren itiraza yanıt bulmaya çalışıyor. Şaka yapmıyorum. Siz sanıyorsunuz ki, ‘’dağdaki çobanla benim oyum bir mi olacak?’’ türü bir itiraz ya da ‘’ama bu insanlar oy kullanacak’’ reddiyesi sadece bizim magazin bebeklerinin bakış açısı.. Bugün demokrasisiyle bize hava atmaya çalışan Avrupa, hâlâ daha oyların eşitlenmesi hadisesini içselleştirerek kabul etmiş değil.. 

İŞTE AVRUPA’DAKİ OY AYRIMCILIĞI

Daha dün sayılabilecek bir geçmişe kadar Avrupa’da; ya sadece beyazlar, ya servet sahipleri, ya sadece erkekler ya eğitimli kişiler ya da yetenekli seçilmiş kişiler ancak oy kullanabiliyordu.. Mesela servet, bu ayrımcılığın en eski örneklerinden biridir.. Belli bir limitte vergi verenlerin ancak oy kullanabildiği dönemlerden geçti ‘’demokrasinin beşiği’’.. Bu ayrımcılığa doktriner kılıf hazırlayan düşünürler ya da siyaset bilimciler, bugün çokça eleştirebileceğimiz tezler koydu ortaya.. John Locke, ‘’devlet mülkiyeti korumak için kuruldu’’ diyerek bu ayrımcılığı savunuyordu, Thomas Hobbes ise ‘’servet kudrettir’’ diyordu..  İngiltere ayrımcılığı kesinlikle yapıyor sadece metodolojik olarak açmaza düşüyordu.. Toprak sahiplerine mi oy kullandırmalı yoksa belli bir seviyede vergi verenlere mi? 1912 İtalyası’nda oy kullanabilmek için okur-yazar olmak gerekiyordu.. Amerika’da da çeşitli eyaletlerde uzun yıllar, oy kullanmak için okur-yazar olmak şartı vardı. Ancak bunun, okur-yazar oranının düşük olduğu zencileri oy hakkından mahrum etmek için yapılmış bir faşist düzenleme olduğu fark edilince zamanla kısmen yumuşatılmak zorunda kalındı.. Bu defa da yerine yüksek vergilerle ayrıcalık getirildi.. Bu da yine zencileri sandıktan uzak tutmuştu.. Hele cinsiyet ayrımcılığı özellikle de Avrupa’da, çok daha belirgindi.. Fransa’da ya da İtalya’da, kilise ile devlet arasındaki kavgada, kilisenin kadınları kendi tarafına daha kolay çekebileceğini düşünen sistem, kavgayı kaybetmemek için kadınlara oy hakkı tanımadı.. Hatta kadınların seçme-seçilme sistemine katılması konusunda Türkiye önemli bir tarihe sahiptir.. 1930’da Türkiye’de kadınlar belediye seçimlerinde oy verme hakkı kazandılar. 1933’te ilk kez köy heyetine seçilme hakkı elde ederek, pek çok Avrupa ülkesini bu anlamda geride bıraktı.. Örneğin Fransa 1944’te ilk kez kadınlara seçilme hakkı tanıdı.. İtalya 1946’da.. İsviçre’de bu tarih 1971.. Hatta İsviçre’ye bağlı Appenzel kantonunda 1990’ı buldu.. (Eren Erdemir / Anayasa Hukuku - Sınırlı Oy İlkesi)

VESAYETİ KALDIRAMAZSIN

Başa dönecek olursak... Bir televizyon figürünün, hitap ettiği C sosyo ekonomik seviyedeki kişileri tenkit etmesi bir kere düpedüz ikiyüzlülük.. O oyuncunun televizyonlara yaptığı dizileri, “bunlar da oy kullanacak ama” dediği kişiler izliyordu.. Gerçekte oy vermesini istediği eğitimli, donanımlı, zengin, toprak soylu adamlar ne onun dizisini izlemiştir bugüne kadar ne de varlığından haberdardır.. Yine caddede görünce imzalı resim isteyen, o beğenmediği Anadolu insanı.. Zihniyet bu olunca biz vesayetten kurtulamayız değerli okurlar.. Çok açık ki bu ve bunun gibi elitist çevreler, bana ve beni okuyan sizlere tepeden bakan, ülkenin asıl sahibi olarak kendilerini gören bu adamlar, yıllarca asker-sivil bürokrasiyi, sigorta gibi algıladılar.. Bugün kavgasını verdiğimiz vesayetin muhafazası için var güçleriyle savaştılar. Şimdi onlara rağmen nasıl çekip alacaksınız vesayeti. Vesayet kalır, en fazla vasi değişir.. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle