--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Neden milletvekili olacak?

Ersoy Dede
Ersoy Dede

Hakan Fidan, milletvekili aday adaylığı için istifasını sundu, ortalık karıştı.. Teknik olarak herhangi bir bürokrat milletvekili aday adaylığı için istifa ettiğinde yapılan yorumların dışında başka yorumlar yapılıyor.. Örneğin nedir süreç?.. Önce adaylığı kabul edilecek?.. Nasıl?.. Şu veya bu yolla.. Ama evvela aday olacak.. Sonra?.. Seçimler yapılacak ve aday olduğu sıradan parlamentoya girip girmediğine bakılacak. Sonra?. Milletvekili olacak, yemin edecek.. Ve elbette partisinin hükümeti kuracak sayıyı bulup bulmadığına bakılacak ardından.. Bugün satın alınan “Bakanlık” var ya, işte o ondan da sonraki aşama.. Yani daha istifasını verdiği gün siyaset, Hakan Fidan’ın ‘Dışişleri Bakanlığı’nı satın aldı ya, bence bu işte bir iş olmalı.. Bazı çevrelerce verilen ‘Evet evet kesinlikle Dışişleri Bakanı olacak’ türü tepkilerin ben bir tür ‘ön alma’ çalışması olduğunu düşünüyorum.. 

•

Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı olmaz mı?.. Elbette olur, tartışmasız.. İçişleri Bakanı?.. Mevcut son derece başarılı isimlerden bağımsız olarak söylüyorum, yanlış anlaşılmasın.. Kesinlikle çok iyi bir içişleri bakanı da olur.. Savunma Bakanı?.. Eh.. Bugünkü yapısıyla, neredeyse sembolik bir seviyeye çekilmiş bir bakanlık için fazla gelebilir. Ama bakanlık görev ve yetkileri değiştirilirse, elbette tıpkı ABD’deki savunma bakanları gibi güçlü bir koltuğa oturabilir.. Bütün bunlar mümkün mü?.. Tartışmasız mümkün.. Peki Cumhurbaşkanı yahut Başbakan istiyor mu Fidan’ı?.. Buna verilecek ortak yanıtı da az-çok biliyorum. Eğer Davutoğlu ve Erdoğan’ın istemediğini düşünseydi, istifa etmezdi diyeceksiniz.. Kendi açınızdan haklısınız.. Ancak dikkatlerden kaçırdığınız bir detay daha olduğunu hatırlatmama izin verin.. 

•

Mevzuyu uzatmak istemem.. Hatta anlatılabilecek en kısa yoldan anlatmayı tercih ederim.. 1 Mayıs 2009’da Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı’na getirildiğinde, 25 Aralık 2013’te Efkan Ala İçişleri Bakanlığı’na getirildiğinde milletvekili miydi?.. Peki Erdoğan’ın kabinede en güvendiği isimleri say deseniz, bu ikisi, ilk üçe girer mi, girmez mi?.. Her ikisi de yakın çalışma arkadaşıydı.. Biri sağ kolu, müsteşarı diğeri ise tarih yazan dış politik hamlelerinin teorik zekası.. Her ikisini de yakından tanıyor. Tıpkı Hakan Fidan gibi.. Hakan Fidan kim?. Erdoğan’ın sır küpü.. Tıpkı Davutoğlu ve Efkan Ala gibi.. Kendisini kabinede ‘bakan’ olarak görmek istese, tıpkı Davutoğlu ya da Ala gibi, dışarıdan atanmasını isteyemez miydi?.. Hakan Fidan açısından bakın bir de tabloya.. Bakanlık için (daha çok yeni, yasayla kuvvetlendirilmiş) MİT Başkanlığı gibi önemli bir koltuk bırakılır, seçim otobüsünün tepesine çıkılır, sokak sokak, meydan meydan dolaşılır da oy istenir mi?. Fidan’ı bekleyen kampanya sürecini düşünün... Kıraathane toplantıları, esnaf ziyaretleri... ‘... Tamam teyze yolunuzu yaptıracağım, peki yenge üst köye de su çıkarttıracağım, tabii amcacım sizin oğlana iş bulacağız...’ Açık söyleyeyim, benim pek aklım kesmiyor..

•

Adaylığını yahut aday adaylığını açıklayan hemen herkes için hemen hemen herkesin kuracağı ilk cümle nedir?. ‘Hayırlı olsun, Rabbim utandırmasın, hayırlı hizmetler nasip etsin’.. Öyle denmez mi?... En tanımadığın adama bile kuracağın ilk cümle bu olmaz mı?.. İyi de Ak Partili bazı abiler neden defans pozisyonuna geçti hemen?.. Neden ‘Hayırlı olsun’ yerine, ‘otur oturduğun yerde’ diyorlar... Neden hemen kamuoyu önünde, seçim sonrası için ‘Dışişleri Bakanı olur’ falan gibi görevler dillendiriyorlar?.. Milletvekili olmasından duyulan bir rahatsızlık mı oluşacak acaba?.. Kalın sağlıcakla..

Ersoy Dede Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle