--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

HDP Tehdit Edecek Durumda Değil

Ersoy Dede
Ersoy Dede

Seçim sath-ı mailine girdiğimiz şu dönemde Türkiye gündemine, HDP diye bir problem attılar.. Yüzde 50’ler seviyesindeki AK Parti’yi ya da 20’lerin üstünü zorlayan CHP’yi bıraktık, marjinal sayılabilecek bir oy oranını bile görüp göremeyeceği belli olmayan bir HDP’nin peşine takılmış gidiyoruz. Neden biliyor musunuz?. Çünkü, proaktif politikayı onun kurmasına izin vermeyiz bir kere. Neden?. Çünkü kendi kendimize onu denklemin önemli bir parametresi kabul etmişiz. Neden?. Sorunun halli için müzakerenin tarafı olarak onu görmüşüz. Önce vazgeçilmez yapmışız kendi kendimize sonra da kendini darı ambarında görmesine şaşırıyoruz. Bırakalım artık HDP-BDP hareketi ne yapacaksa yapsın. Kendi seçmenleri düşünsün bundan sonrasını. Rasyonel zekâyla baksalardı parti olarak seçime girdiklerinde parlamento dışı kalacaklarını kendi kendilerine görürlerdi zaten. Ama ya göremiyorlar ya da bilerek - kasten bir şey yapmaya çalışıyorlar. 

•

Bir kere şunun adını koyalım. Bu siyasi hareket, solcu olduğu günlerde bile böyle baraj aşacak oy oranlarını falan görmüş değil. Bugünkü faşist haliyle düşünemiyorum bile.. HEP, DEP, ÖZDEP, HADEP, DEHAP, DTP... Hangi dönemde görmüş ki baraj aşacak seviyeleri, şimdi görsün?.. 10 Ağustos sürecine bakıp da hesap yapıyorlarsa hiç yapmasınlar. CHP’nin Cemaat ittifakı ile seçime girdiği ve non-politik / no name bir isimle yarıştığı bir ortamda, ağzına bugünkü PKK söylemlerinin yarısını bile almayan bir Selahattin Demirtaş’ın oyu ile, genel seçimdeki BDP oyu karşılaştırılamaz bile.. 

•

Herhalde bu toplumun zekâsını hafife alıyor bu hareketin başındaki isimler. Açıkça görülüyor ki, çözüm sürecini masaya koyarak devleti tehdit ettiklerinin kimse farkına varmıyor zannediyorlar. Ancak anlamadıkları şu ki, çözüm sürecinin kendileriyle zerre kadar ilgisi yok. Burada defalarca yazdık. Hiç bir dönemde hiç bir hükümet, bu türlü tehditlere pabuç bırakmaz. Siz çözüm sürecini baltalayacak eylemsellik içine girerseniz, devlet de buna gereken yanıtı verir.. Sonra?.. Sen sağ-ben selamet yolumuza devam ederiz. Kimse köşeye sıkışmış olmaz yani. Ama BDP hareketi, 20 yıldır ilk kez üzerindeki örgüt vesayetini kırmaya yaklaşmışken, Türkiyelileşmiş bir parti olarak kendi kendini feshetmiş olur.. Kendilerine verilmiş avansı iyi değerlendirmemiş, elindeki hakkı boşa harcamış olur. Bunu böyle bir bilgisayar oyunu gibi görmeyin. ‘İki canım gitti bir canım kaldı’ diye bir şey yok.. Parlamento dışında kalırsanız, parlamento dışında kalmış olursunuz. Bu kadar. Kürt kamuoyu da kime oy vermiş ise onlar tarafından temsil edilmeye devam eder.. Süreç ise millet ile devlet arasındaki mutabakat üzerine sistematik biçimde ilerler... 

•

Devlet kendi yurttaşlarının sorunlarını kimseyle pazarlık konusu yapmaz. Yapmadı bugüne kadar, bundan sonra da yapmayacaktır. Kimse kendini herhangi bir davanın tarafı, herhangi bir tarafın sözcüsü zannetmesin. Kürtçe dili önündeki engeller, Kürt kültürü ya da edebiyatı üzerindeki problemler, Kürtlerin; sosyal, siyasal, kültürel problemlerinin tek muhatabı doğrudan millet ve devlettir. Arızayı da Devlet, devlet olmanın gereği ölçüsünde giderir. Ne Abdullah Öcalan’a sorar bunun için, ne de Selahattin Demirtaş’tan izin alır. Basit bir örnek vereyim daha net anlaşılsın diye. Kamuda ya da okullarda başörtüsü sorununu devlet kimle konuştu da çözdü?.. Şu partiyle bu STK’yla falan mı?.. Değil.. Sürece katkı vermek isteyen verir, vermek istemeyenlerin tehditleri ise vız gelir tırıs gider.. Kalın sağlıcakla.

Ersoy Dede Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle