Erdoğan seçilmiş ilk devlet başkanıdır
Binali Yıldırım’ın ‘Erdoğan 2015’te kabineye başkanlık edecek’ açıklaması bazı çevrelerde ciddi rahatsızlık yaratmış gibi görünüyor. De facto olarak sistem değişikliğine gidecek yolun böylece açılacağı yorumları yapılıyor. Tabii bu zincirin ikinci halkası aslında. İlki Cumhurbaşkanlığında yapılan yeni idari düzenlemeler.. Genel sekterer yardımcılığı ve başkanlık sayılarının artırılması birinci halka idi. Peşinden 2015’te kabine meselesi geldi. Ve bu tartışmaları kenardan izleyen biri olarak hayretler içerisinde kalıyorum. Geçenlerde burada bir şey yazdım. Bakın ‘rehavete kapılıyorsunuz bu iyi değil’ dedim.. 9 Ağustos gecesine kadar ‘güçlü Cumhurbaşkanlığı’nın tartışılmış olması ancak buna rağmen seçimlerin hemen ertesinde parlamenter sistemin kaldığı yerden devam etmesi normal değil..
•
Pek çok kez söyledim-yazdım, bir kez daha; Ahmet Davutoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’dır bana göre.. Erdoğan vizyonunu-misyonunu takip eden, Ak Parti’nin başlattığı harekete en iyi istikameti verecek olan kişidir.. Ama ne Yıldırım Akbulut’tur ne Tansu Çiller’dir... Zaten teorisyen olarak altında imzası bulunan ve Erdoğan’ın büyük bir onur ve gururla uyguladığı dış politikanın bizzat mimarıdır.. Zaten hareketin ilk gününden beri her safhasında doğumuna tanıklık ettiği bir siyasi yapının fiili yürütücüsüdür. Buna zerre kadar şüphe yok.. Ben Faşist Gezi Kalkışması sırasında da bu sütunlarda yazdım; benim için Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Hakan Fidan yangında ilk kurtarılacaktır.. Nokta.. Ondan sonrası tali meseledir.. Tüm bu muhabbet ve samimiyetimiz ise ‘Tamam işte ne güzel Davutoğlu da Başbakan oldu, hadi artık yatıp uyuyalım’ safhasına gelmemeli.. Biz Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları sırasında ne hedefliyorduysak o hedefi gerçekleştirmek üzere çalışmaya devam etmeliyiz.. Başkanlık sistemi mi, atanmış kabine mi, milletvekillerinin seçim bölgelerine daha fazla konsantre olması mı, yerinden yönetimin kuvvetlendirilmesi mi, yerel idari mekanizmalar mı, dış politika ve savunma ile içişleri ve ekonominin dengeli paylaştırılması mı?.. Neler neler konuşmadık ki... Şimdi nereye gitti tüm bu konuşulanlar. Başlıktaki mesajı yüksek sesle bir kez daha söylemeliyiz; ‘Erdoğan alışkın olduğumuz Cumhurbaşkanlarından değil... O bu milletin seçilmiş ilk Devlet Başkanıdır...’ 10 Ağustos öncesi düzene dair öğrendiğimiz 91 yıllık ezberi neden bir kenara bırakamıyoruz?.. Ne olmasını bekliyoruz?. Tepede kavga çıkmasını mı?. Zor.. Kalın sağlıcakla.
•
FATİH SARAÇ’TAN AÇIKLAMA
Akit Gazetesi’ndeki köşenizde ismim ile ilgili geçen bölümlerde bazı yanlış duyumlarınıza dayandırdığına inandığım doğru olmayan bilgiler bulunmaktadır. Söz konusu olan kişi ile on yıldan beri herhangi bir yerde karşılaşmadığım gibi kendisinin de benden direkt ya da dolaylı bir şekilde herhangi bir talebi de söz konusu olmamıştır. Yine geçtiğimiz bir yıl boyunca Habertürk ekranlarına hiçbir program katılımcısı ile ilgili bir kararım ve müdahalem de söz konusu değildir. Yazınızda kıymetli arkadaşım Turgay Ciner Bey ile olan dostluğumun gizemli bir bilgi gibi sunulması ne kadar garipse her zaman sevgi ve hürmetle çok büyük değer verdiğim devlet büyüğüm Muhterem Cumhurbaşkanıma olan büyük muhabbetim üzerinden değerlendirmelerde bulunmanız da o kadar tuhaftır. Sn.Dede, bu zor ve çetin süreç bittiğinde kazananlar yalan-yanlış bilgilerle birbirleri üzerinden alan kazanmaya çalışanlar değil hesap gününü hatırlayarak bugün kardeşlik hukukunu gözetenler olacaktır. Umarım şahsımla ilgili bundan sonra bir konu olduğunda duyumlarınızı yazmadan önce doğruları öğrenmek için benimle temas edersiniz.
Selâm ve dua ile.
M.Fatih Saraç

