Dini Nikâh Medeni Kanun’a Girsin
Anayasa Mahkemesi’nin nikâh akdi ile ilgili almış olduğu karar etrafında fırtınalar kopartılıyor... Gelin en başından başlayalım meseleye.. Erzurum Pasinler Sulh Ceza Mahkemesi, resmi nikâhtan önce dini tören yaptığı için yargılanan bir ciftin davasında, Türk Ceza Kanunu’nun, “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören” başlıklı 230’uncu maddesinin 5 ve 6’ncı fıkraların iptali için geçen yıl Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Konuyu gündemine alan Yüksek Mahkeme de, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası veren maddeyle ilgili başvuruyu görüştü ve verilen hapis cezalarını oy çokluğuyla reddetti.. ‘İptal’ yönünde oy kullanan üyeler, ‘nikâhsız birlikte yaşayanlara herhangi bir ceza öngörülmezken, resmi nikâh yaptırmadan dini nikâh kıyanlara hapis cezası öngörülmesi’nin Anayasa’nın 10’uncu maddesi, kanun önünde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin herkesin eşit olduğunu ilkesine aykırı olduğunu savundular.
•
Sevgili okurlar, bu dini nikâh meselesi bize 28 Şubat’ın bir armağanıdır. Hatırlayın Ajda Pekkan ile eski Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna fırtınalı bir aşk yaşıyordu. Hatta Yıldırım Bey, bugünlerde huzurevine dönüştürülen ve o yıllar ‘aşk yuvası’ diye bilinen bir villa hediye etmişti ünlü şarkıcıya.. Derken bir gün magazin muhabirleri Ajda Pekkan’ı yakalayıp ‘ne zaman evleniyorsunuz?’ diye sormuştu.. Pekkan da o çok tartışılan yanıtı vermişti gazetecilere; “Biz Yıldırım Bey ile dini nikâh ile evlendik zaten”..
•
Vay efendim böyle bir ülkede, laik bir rejimde, nasıl olur da imam nikâhı meşru gibi gösterilir?.. Neler yazıldı, çizildi, söylendi o aile ile ilgili olarak.. Derken 28 Şubat baskı rejimi, belediye nikâhı yaptırmayan çiftlerin ve de onların nikâhını kıyan kişilerin hapis cezası almalarını sağlayacak yasa değişikliğine gitti.. Yani artık belediye nikâhı olmayanların dini nikâh yaptırmaları hapislik suça dönüştü.. Fakat bu arada zina suç olmaktan çıkarıldı. Yani bir erkek ve bir kadın aynı evde birlikte yaşıyorlarsa bu suç değil, ama birlikte yaşarken bir de dini nikâh yaptırmışlarsa bu suç olmuş oldu.. Mesele sekülerlerle ilgili değil de dindar kesimle ilgili olduğu için bu garabetle ilgilenen çıkmamıştı.. Şimdi farkedildi..
•
Bu sorun bugün bu sihirli müdahaleyle bir noktaya gelmiş gibi görünüyor. Ama çözüldü mü derseniz hayır, hatta daha da karmaşık hale geldi bana göre.. Fakat çözülmesi gerektiği yönünde bir irade çıktı ortaya.. O da şu.. Anlaşılan o ki toplumun önemli bir kesiminde belediye nikâhı yerine dini nikâh önemli.. Ancak bu vahşi sosyal kapitalist ortamda kadını korumaya yeterli değil.. Diyeceksiniz ki “... Allah emrini önemseyip dini nikâhı önceleyen bir adam aynı emir doğrultusunda kadının hakkını da gözetir...” Açık söyleyeyim, gözetmeyebilir.. Dolayısıyla kadının hakkını gözetecek bir mekanizmaya ihtiyaç olduğu muhakkak.. Tek bir çözümü var.. Arz edeyim.. Nikâh dairelerinin işlevselliğini il-ilçe müftülükleriyle bağlarsınız. Nikâh memuru ya da imam seçeneğini ya da isteğe göre her ikisini de evlenecek çiftlere bırakırsınız.. İmam tarafından kıyılan nikâhın da tıpkı belediye nikâhı gibi medeni kanun hükümlerinden faydalanmasını sağlarsınız, olur-biter.. Niye abartıldığını anlamıyorum.. Kalın sağlıcakla..

