Darbecilere One Minute
Soruşturma Komisyonu Yüce Divan oyununu bozdu. Tabi işin TBMM Genel Kurul aşaması var daha ama soruşturma komisyonunun Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığı yönündeki kararıyla bir kez daha darbecilere ‘one minute’ çekilmiş oldu.. Bakın hem bu komisyon kararıyla, hem de bu yüce divan tartışmaları sürecinde ne görmüş olduk?
•
Bir defa AK Parti Grubu’nun içinde zaman zaman çeşitli ortamlarda ‘ama aklansınlar da gelsinler’ diyen bir kesimin bile, hakkaniyet söz konusu olduğu vakit, sivil siyasete müdahale söz konusu olduğu vakit, vicdanlarıyla karar verebildiklerini görmüş olduk.. Bugüne kadar ısrarla 17 ve 25 Aralık darbe tertiplerinin adli yargıda ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararıyla zaten düştüğünü söylüyorduk. İşin bu anlamda siyasi ayağında da iddiaların bir daha gelmemek üzere ortadan kalktığını görmüş olduk.. (Evet TBMM Genel Kurulu’nda muhalefetin talebiyle bu mesele bir kez daha oylanacak ama, grupta belirgin bir çatırdama olmadığını anladığımıza göre, Genel Kurul’da yapılacak olan gizli oylamadaki fireyle birlikte siyaseten emekli olmayı düşünen kaç milletvekili olduğunu da görmüş olacağız..) Ayrıca tüm bu süreci dikkate alacak olursak yani iddiaları, yasadışı yollardan elde edilmiş ve montajlanmış tapeleri, muhalefetin tavrını, muhalif medyanın paralel yapı tezleriyle sürdürdüğü yayınları vesaireyi göz önünde bulundurursak gördük ki, canının istediğine iftira atıp, sonra da ‘hadi şimdi gidin aklanın da gelin’ denemiyormuş.. Denmiyormuş.. İftirayı at, sonra de ki; ‘git aklan’.. Geçmiş olsun.. Ayrıca bu kararla, paralel yapıyla mücadelede kimin dimdik durduğunu kimin ‘ama’larla, ‘fakat’larla, ‘lakin’lerle suyu bulandırdığını, kararlı bir şekilde mücadele edilen paralel yapının ekmeğine kimlerin yağ sürdüğünü gördük. Ve bu süreç değerli okurlar; paralel yapıyla mücadelede açığa alınan savcılar, tertibin içinde yer aldığı iddiasıyla yargılanan polisler ve tüm bu yapıya açıktan propaganda desteği sağlayan medyanın da nerede durduğunu gösterdi bize.. 17 Aralık cemaat tezleriyle kamuoyunun gündemine gelen montajlanmış ses kayıtlarına kimlerin itibar ettiği, bu kayıtlar üzerinden darbeye zemin hazırlama görevini kimlerin almış olduğunu açıkça görmüş olduk. ‘Ama ben sadece CHP Grubu’nu canlı olarak yayınlıyordum’ diyen ‘CNN Türk’ü ve bu tezviratın propagandasının nasıl yapıldığını, CHP grubu diye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile oğluna ait olduğu iddia edilen montajlanmış ve yasa dışı yollardan elde edilmiş ses kayıtlarının nasıl yayınlandığını görmüş olduk.. Sadece bu kaydın da değil.. ‘Tartışma programı’ adı altında CNN Türk ya da Habertürk ekranlarından bu gerçek dışı ve mahkemeden takipsizlik almış tezlerin nasıl yükseltildiğini de görmüş olduk..
•
Aklansın gelsin diyenler için, bugünden itibaren yeni bir teklifim var.. Adli yargı ‘takipsizlik’ verdi.. TBMM Soruşturma Komisyonu’ndan ‘Yüce Divan’a sevke gerek yoktur’ kararı çıktı.. Diyorsunuz ki ‘aklansınlar’.. Bu saatten sonra gelip de aklanması gereken tek bir kişi var.. Hiç kimseyi yormadan, cemaatini daha fazla bu kavganın içine sürükleyip ziyan etmeden, Fethullah Gülen’in gelip aklanması lazım.. Nasıl diyordunuz eski bakanlar için?. “Eğer suçu yoksa neden çekiniyorlar ki Yüce Divan’a gitmekten.. Gitsinler aklansınlar”.. Değil mi?.. Aynen Fethullah Gülen için de aynısı geçerli.. “Suçu yoksa eğer neden çekiniyor ki?. Gelsin aklansın”... Kalın sağlıcakla.

