Cumhuriyet Değil Ak Parti Sayesinde
Sözcü Gazetesi manşet yapmış.. Diyor ki: Kürt vekil var, Ermeni vekil var, İslamcı vekil var, Ezidi vekil var, Roman vekil var.. Eee?.. “… Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet’in değerlerini bilin. Çünkü bu Cumhuriyet sayesinde, dil, din, ırk, görüş ayrımı olmadan herkes her mevkiye gelebiliyor, ülke yönetiminde yer alabiliyor….” Vallahi tek kelime katmış değilim. Bugün Markar Esayan Ermeni kimliğiyle ya da Ravza Kavakçı başörtüsüyle Meclis’e girebiliyorsa, bunu Cumhuriyet’e borçlu olduğumuzu iddia ediyor Sözcü Gazetesi.. Peki o zaman Sözcü Gazetesi’ne sormazlar mı:
1) Merve Kavakçı’ya, haddi bildirilirken, Cumhuriyet kazanımları ne alemdeydi?
2) Hatip Dicle’ye aynı yemin metni 5 defa okutularak, diz çöktürülürken bu Cumhuriyet kazanımlarına n’olmuştu?
3) Leyla Zana ‘ettiğim bu yemin, Kürt ve Türk halklarının barışına vesile olsun’ dediği için, linç edilirken nereye kaybolmuştu bu kazanımlar?
4) Milletvekilleri, başlarına basılarak Renault 12’lere bindirilip cezaevine tıkılırken bu değerleri nereye saklamışlardı?
Ben bu listeyi aşağıya doğru uzatırım. Hatta 9 umde ile yeni Meclis’i kurarak, aykırı ses çıkaranın kafasının koparıldığı 1923’lere kadar inerim, sorun yok. Her fırsatta 1920 Meclis’ini örnek verip; “.. kurbanlar da kesildi, cumalar da kılındı, sarıklılar da vardı, Kürdistan vekilleri de vs…” deyip duranlar, Milli Mücadelenin sembol ismi, İstiklâl Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’u, Cumhuriyet sonrası Meclis’e sokmadıklarını da yazabiliyorlar mı?.. Mehmet Akif Ersoy’un cenazesini bile ortada bıraktıklarını, bir cenaze namazını çok gördüklerini de yazıyorlar mı?.. Sözcü Gazetesi’ni yapanların aklı ermez de ben yanlışlıkla bu haberi gerçek zanneden okurlara arz edeyim.. 2002 sonrası oluşan özgürleşme ortamı sayesinde bu insanlar milleti temsilen vekil olabilmişlerdir. ‘Kadına seçme seçilme hakkını ilk biz verdik’ yalanıyla 90 senemizi çaldılar. Sadece kendi çerçevesini çizdikleri kadının meclise girmesine imkân sağlayan o faşist zihniyet, ancak 7 haziran seçimleriyle tarih oldu.. Hiç uğraşmayın, artık millet bu numaraları yutmuyor..
•
DERT YEMEKLE DEĞİL İFTARLA
Ertuğrul Özkök bile Beştepe’deki masa için yapılan haberlerin inandırıcı olmaktan uzak olduğunu yazmış.. Şöyle okumak lazım: ‘biz bile bu kadar uçmazdık’.. Gerçi odanın o astronomik fiyatlarını internet sitesine haber yapmış, sosyal medyada da duyurmuşlardı. Ama olsun. Görmemiş olalım.. Cumhurbaşkanı da, haksızlığı görenler de yüksek sesle söylüyor. O masa Süleyman Demirel’den kalma. Sadece Ankara sitelerde üstüne yeni sunta tablalar kestirildi. Sandalyeler Süleyman Demirel’den kalma. Tabaklar, bardaklar (hani şu tanesi 1.000 TL denilen kadehler) Abdullah Gül döneminde kullanılan takım.. Herkes o büyük masada yemek verdi bugüne kadar.. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca verdi. Akademisyenler, yazarlar, sanatçılar.. Kimler oturmadı ki?.. Peki neden Eski ve Yeni Diyanet işleri başkanları oturunca ayağa kalktı ortalık?.. 1997 Başbakanlık’ta verilen iftarı hatırlayın. Yine iftar.. Yine Mercedes.. İftara gelen profiller benzer.. Eğer Erdoğan Beştepe’de bir yılbaşı kokteyli verseydi aynı masa etrafında.. Rakılar gelse, şaraplar gitseydi.. Sesi mi çıkacaktı zannediyorsunuz bu tayfanın?..
•
TAMAM TAMAM SORUN YOK!
Patronuna yaptığı şarap servisi sırasında çekilen fotoğraflar nedeniyle adı: ‘Aydın Doğan’ın garsonu’ diye anılan Ahmet Hakan, Ramazan’ı fırsat bilip günah çıkarmaya başladı.. Koalisyon ihtimalleri üzerine kaleme aldığı bir yazısında : “…. Soru : Patronun mu istiyor Ak parti ile CHP koalisyonunu? Cevap: oruç ağız yemin ederim ki... Bizim patronun ne istediğini bilmiyorum…” şeklinde köşesine taşıyan Ahmet Hakan, oruç tuttuğunu önceki günkü yazısında belletmişti.. Dün de başörtülü annesinin resmini köşesine basan Ahmet Hakan, genç kuşaklar için kökeni konusunda da bir izahat yapmış oldu.. Annesi ile birlikte iftar yaptıklarını duyurarak oruç ibadeti konusunda kafalarda oluşacak soru işaretlerini de gidermiş oldu.. Eğer Ahmet Hakan, yarınki köşesinde, nerede Cuma namazı kıldığını da yazarsa bu iş tamam demektir.. Kalın sağlıcakla.

